Hukukçu Alataş: Genel zihniyet değişmedikçe belge yayınlamakla mesafe alınamaz

img

ANKARA - “Yargı reform” paketinde yeni hiçbir şey olmadığını söyleyen FİDH eski Genel Başkan Yardımcısı deneyimli hukukçu Yusuf Alataş, “Genel zihniyet değişmedikçe belge çıkarmakla, belge yayınlamak ile mesafe alınamaz" dedi.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan "Yargı Reform Strateji Belgesi" her ne kadar İstanbul seçimleri gölgesinde kalsa da uzun bir süre gündemde yerini koruyacağa benziyor. Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FİDH) eski Genel Başkan Yardımcısı deneyimli hukukçu Yusuf Alataş, AKP’nin açıkladığı “yargı reform” paketini değerlendirdi.
 
'BELGE İTİRAF NİTELİĞİNDE'
 
Açıklanan strateji belgesinin bir itiraf olduğunu söyleyen Alataş, itirafı ise şöyle açıkladı: “Bu açıklama yargının iyi işlemediği toplumun yargıya güveninin tümden sarsıldığının itirafı niteliğinde. 17 yıllık bir iktidar dönemi sonrasında aslında geldiğimiz noktayı göstermesi açısından ibret verici bir durum. Demek ki yargıda işler yolunda değil. Toplum yargıya güvenmiyor. Onların deyimiyle anlatırsak aslında, ‘Adil yargılama yapılmıyor. Tutuklama zorunlu hallerde değil her zaman başvurulan bir yöntem oluyor. Halen geldiğimiz noktada işkence ve kötü muamele tümüyle önlenebilmiş değil.’”
 
'GÖRÜNÜRDEKİ SEBEP TMK'
 
Asıl olarak “Yargı neden bu noktaya geldi?” sorusunun sorulması gerektiğini söyleyen Alataş, bu soruya yanıt alınmadan bir şey olunmayacağını belirtti. Alataş, devamla şunları söyledi: “Hangi alanlarda daha çok yargı sistemi tökezliyor ya da işlevini yerine getirmiyor. Örneğin adil yargılama yapamıyor ya da yapmıyor. Tutuklama tedbirini yerinde ve zamanında değil siyasi saiklerle kullanıyor. Bunları sayınca da akla ilk olarak Terörle Mücadele Kanunu (TMK) geliyor. Bugüne kadarki yapılanlar ve bugün itiraf edilenlerin görünürdeki sebebi TMK’dır. TMK adına özgürlükler kısıtlanıyor, yargılama işlevini yerine getirmiyor, muhaliflerin sesi kesiliyor, siyasetçiler, belediye başkanları cezaevine atılıyor. Asıl şey TMK zaten. Terörle mücadele edilirken, insan haklarına uyulacağı, demokrasi ve hukuk devleti ilklerinin gözetileceğine dair bir tek kelime yok. Bu bilinçli bir tercih. “
 
‘TMK BAŞLI BAŞINA BİR SORUN’ 
 
TMK’nin başlı başına bir sorun olduğuna işaret eden Alataş, “Bizde terör suçları denilince akla sadece silahlı örgüt mensupları kast edilmiyor. Bizde terör suçları çok geniş. Basın açıklaması yaparsınız, terör suçu olur. Gösteri yürüyüşüne katılırsınız, siyasi muhalefet yaparsınız yine terör suçu olur. Yazı yazarsanız, gazeteci iseniz terör suçu işliyorsunuz. Şuan da Türkiye’de 160’ın üzerinde gazeteci tutuklu ama sorarsanız gazeteci tutuklu değil bunların hepsi terörist. Gazetecilik ile yargılanmıyorlar terör suçlarından yargılanıyorlar. Sanki gazetecilik suçu varmış gibi 'biz onları gazetecilikten yargılamıyoruz' deniliyor. Dolayısıyla işin anahtarı burada. Devlet olarak terörle mücadele edersiniz. Tüm dünyada böyle ancak terörle mücadele de hukuk devletine, özgürlüklere, insan haklarına dikkat edeceksiniz arasında bir denge sağlayacaksınız. Bu denge yoksa her şeyi terör suçu sayarak, sorgusuz sualsiz cezaevlerine insanları doldurursanız, yargının geleceği nokta burasıdır" dedi.
 
‘HERKESE AYNI ŞEY UYGULANMALI’
 
İnfaz yasasında değişiklik yapacağı tartışmaları başladığını ve her ne kadar strateji belgesinde yer almasa da kamuoyunda “cezasının yüzde 50’sini yatan adli tutukluların bırakılacağının” tartışıldığını ancak tartışmanın da “terör” suçları hariç şekilde yürütüldüğünü ifade eden Alataş, bunun bilinçli bir tercih olduğu kanısında. Alataş, bunu ise şu sözlerle değerlendirdi: “Tüm tutuklu ve hükümlülerle ilgili herkese aynı şeyin uygulanması gerekir. Ama siz asıl Türkiye’nin ihtiyacı olan, iç barışının, demokrasinin, insan hakları, Türkiye’nin AB standartlarına yaklaşmasının gereği olan düşünce suçlarında bir adım atmıyorsanız bunun başka bir açıklaması olmaz. Daha yeni TTB üyeleri halkı, kin ve nefrete sevk etmekten ceza aldılar. Ne için? 'Savaşa Hayır' dedikleri için. Yani aslında bu bir noktada Bahçeli’nin Alaadin Çakıcı için istediği af düzenlemesine farklı bir şekilde cevap. Tabi ki bu benim yorumum.”
 
‘BAZEN DÜZENLEME DE BİR İŞE YARAMIYOR’
 
Tüm bunların yanı sıra yapılacak düzenlemelerin de bazen bir önem arz etmediğini vurgulayan Alataş, “Daha önce de AB uyum paketleri gereği olarak, Avrupa Komisyonu raporları dikkate alınarak, TMK’da kimi değişiklikler yapıldı. Orada yardım yataklıkla ilgili ve bazı maddelerde daha daraltıcı, cezai yaptırımlarla ilgili eylemleri sınırlayıcı kriterler getirildi. Ancak uygulamada bir şey değişmediği gibi aksine daha da genişletildi. İster TMK, ister ceza kanunu olsun. Her türlü yasanın insan hak ve özgürlüklerine, hukuk devleti, demokratik ilkelere uygun olması gerekir. Denge kurmak zorundasınız. Tüm belgelerde de bu yönde Türkiye eleştiriliyor. Hatta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından verilen mahkumiyet kararlarının pek çoğu bu dengenin kurulamamasından kaynaklanıyor” ifadesinde bulundu. 
 
'SÖYLENMEYEN BİRŞEY YOK'
 
Açıklanan strateji belgesiyle daha önce açıklanan birçok reform paketinin aynı olduğunu ifade eden Alataş, bunları şöyle örneklendirdi: “2014 Bakanlar Kurulu kararıyla AİHM sözleşmesi ihlallerinin önlenmesine karar ilişkin eylem planı kabul edildi. Orada 4’üncü başlıkta tutuklanma halinin ancak zorunlu hallerde uygulanması maddesi yer alıyor. Aynı cümle kelime kelime bugün açıklanan belgede kullanıyorlar. Söylenmeyen bir şey yok aslında. Şuan da yeniden kullanılmış ya da ortaya atılmış bir fikir yok. Önemli olan bunun yaşama geçirilmesi. Yasal düzlemde hem de uygulamada yerine getirilmesi. Bazen yasalarda değişiklik yapıyorsunuz bu uygulamayı hiç etkilemiyor. Bazen doğrudan doğruya yasalardan kaynaklı bir engelleme var. 
 
Örneğin, Ceza yasasının 100/3 yer alan ‘katalog suçlar’ meselesi. Hem zorunlu olmadan tutuklama yapmayın diyorsunuz hem de diyorsunuz ki; ‘çok sayıda suçlar için tutuklama sebebinin var olup, olmadığını araştırmaya gerek yok. Siz bunu var kabul edebilirsiniz’ diyorsunuz ve varsayımlarla insanların özgürlüklerini kısıtlıyorsunuz. Bugün binlerce insan bundan kaynaklı tutuklu. Temel sorun aslında bunlar. ‘Cumhurbaşkanına hakaret suçu’, 301’inci madde ‘Türklüğü, Türk devletini ve kurumlarını aşağılama’, ‘halkı kin ve nefrete teşvik’ bunlar temel olarak düşünceyi kısıtlayan maddeler. Dünya artık bir cumhurbaşkanı ya da devlet başkanına hakaret suçu olsun mu olmasın bunu tartışıyor. Bizdeki gibi uygulaması olan ve bu kadar kişinin mağdur edildiği hiçbir yer yok. Siz 80 milyonun insanın kaderine hükmediyorsanız bırakın da birileri de size kızsın, bir şekilde hoşa gitmeyen sözler söylesin. Ne olur ne değişir.”
 
‘13 ÜYESİNİ İKTİDARIN BELİRLEDİĞİ KURUL BAĞIMSIZ OLABİLİR Mİ?’
 
Yargı bağımsızlığının artık kalmadığını aktaran Alataş, “Hakimler Savcılar Kurulu’ndan (HSK) başlayalım. HSK’nin 13 üyesinden 6’sını partili cumhurbaşkanı seçiyor. Geriye kalan 7 kişiyi de TBMM çoğunluğu seçiyor. TBMM çoğunluğu kimden oluşuyor peki, iktidar ve onu destekleyenlerden. Yani 13 üyenin tamamı iktidar tarafından seçiliyor. Adalet Bakanı kurul başkanı, yardımcısı kurulun doğal üyesi. Böyle yapılanmış bir kuruldan bir bağımsız karar beklenebilir mi? Mümkün mü? Tüm hakim ve savcılarla ilgili kararlar bu kurulun elinde. Böyle bir ortamda yargı bağımsızlığından söz edilebilinir mi?” diye sordu.
 
‘FARKLI DAVRANIŞ BEKLEMEK MÜMKÜN MÜ?’
 
Sulh Ceza Mahkemeleri yerine Sulh Ceza Hakimliklerinin getirilmesi örneğini de veren Alataş, “Neden yapıldı bu? Sulh Mahkemesi ile Sulh hakimi arasındaki fark neydi o da tek hakim yeni gelen de tek hakim. Ama fark var tabi ki mahkemeyi kaldırdığınız zaman görevli hakimler başka yerlere tayin ettiniz. Yeni kurulanlara da hakimleri tek tek siz tayin ettiniz. Bu durumda bütün bir kadro aynı zihniyet tarafından atanmış ise bunlardan farklı bir davranış beklemek mümkün mü? Sulh Hakimleri tutuklamadan, aramaya, teknik izlemeden, internet sitesi kapatmaya kadar her türlü yetki ile donatılmış durumda. Eskiden Sulh hakimlerinin verdiği tutuklamaya bir üst mahkemeye itiraz ediyordunuz şimdi o da yok” diye belirtti. 
 
‘SİYASİ SAİKLERLE VERİLEN KARARLARI NASIL ENGELLEYECEKSİNİZ’
 
Tutuklanma ve tahliye taleplerine itirazlara dair 2014 yılında yine Bakanlar Kurulu tarafından AB uyum standartlarına ilişkin gerekçeli olması yönünden karar verildiğini hatırlatan Alataş, “2014’te Bakanlar kurulu tarafından alınan kararda tutuklanmaların gerekçeli olması öngörülüyor. Tahliye taleplerinin reddine ilişkin kararlarında gerekçeli olması gerektiği söyleniyor. Ama bakıyorsunuz klişe sözler her defasında aynısı söyleniyor. Birinci gün ne söyleniyorsa beşinci yıldaki mahkeme de de aynı şey söyleniyor. Dolayısıyla tutuklama gerekçeli, yerinde olmalı. Bunları yapabilirsiniz. Peki bunu Demirtaş kararında olduğu gibi siyasi saiklerle verilmesini nasıl önleyeceksiniz? Yasalarda siyasi saiklerle karar verilir denilmiyor zaten temel sorun uygulanan politikalar ve kurumların yapısından kaynaklı” diye belirtti.
 
‘HİÇBİR DÖNEM BU KADAR DİBE VURMADI’
 
Sıkıyönetim, Devlet Güvenlik Mahkemeleri (DGM), Özel Yetkili Mahkemeler döneminde de çalıştığını anımsatan Alataş, “Tarafsız yargılamıyorlar, adil yargılamıyorlar diyorduk. Önce askeri yargıçları çıkardılar, sonra onu da kaldırıp özel yetkili mahkemeler kurdular. Sorunlar önemli ölçüde devam etti aynı benzer uygulamalar ama hiçbir dönemde bu kadar dibe vurmadı. Ben bunu şöyle ifade ediyorum. O zaman hiç değilse kılıf hazırlanıyordu mutlaka hukuksal bir kılıfa uyduruyorlardı. Yargılamadaki usul kurallarına görünürde uyuyorlardı. Şimdi artık ne kılıf var ne kılıfa uydurma çabası. Biz yaptık oldu. Buyrun gidin itiraz edin diyorlar biliyor ki itiraz mercileri de incelemiyor. Geçenlerde DGM başkanlığı yapmış bir emekli hakim ile karşılaştım. 40 yıllık arkadaşı gibi bana sarıldı ve gülerek, ‘Bizden şikayet ediyordunuz Yusuf bey şimdi nasılsınız’ dedi. Dedim ki vallahi bunu söyleyeceğimi hiç düşünmezdim ama her gelen gideni arattı. Sizlerde iyi şeyler yapmadınız kabul ediyorum ama hiç bir zaman şimdiki kadar yargıyı bütünüyle etkileyen sorunlar dibe vurmamıştı” ifadelerini kullandı.
 
‘İŞKENCE NE YASA NE DE BELGEYLE ÖNLENİR’
 
Alataş son olarak “işkenceye sıfır tolerans” meselesini değinerek, sözlerini şöyle noktaladı: “İşkenceyi önleme ne yasa ile olur nede böyle strateji belgelerine yazmak ile olur. Bu bir zihniyet ve uygulama meselesidir. Siz orantısız şiddet kullanan polisi savunur ve tahkik etmezseniz, işkenceyi önleyemezsiniz. Cumartesi anneleri İstanbul’un göbeğinde yerde sürüklenmesi işkence, kötü muamele değil mi? bu mesele yargıya bakış açısıyla, ülkeyi nasıl yöneteceğinle ilgili. Siz demokrasiyi varmak istediğiniz yer için bir araç olarak görürseniz geleceğiniz nokta budur.
 
Demokrasi bir amaç hedef değilse bir araç ise bu tür vaatler devam edecektir. Bu belge 3 yıl için hedefe konuldu. 3 yıl sonra bir belge daha ortaya koyarsınız ve böyle devam eder. Demokrasi, insan hakları, özgürlükler araç değil amaçtır. Bu amaca göre çaba göstermek gerekir. Siz eğer ben tamam amacıma ulaştım, dolayısıyla bunlara ihtiyacım yok, bunlar benim iktidarımı sürdürmeme engel oluyor derseniz hiçbir zaman gerçek bir demokrasiye, yargıya, insan hakları ortamına ulaşamazsınız. Genel zihniyet değişmedikçe belge çıkarmakla, belge yayınlamak ile mesafe alınamaz. Biz bu noktaya 17 yıllık iktidar sonucunda geldik ve aynı iktidar bu sorunların var olduğunu söylüyor ve düzelteceğine dair önüne bir hedef koyuyor ama bu hedefi birçok defa önünüze koydunuz.”
 
MA / Berivan Altan

Diğer başlıklar

17:08 Batman’da gözaltı tepkisi: Vali, Şarman’ın izinde
16:17 Gezi'de hayatını kaybedenler Gündoğdu’da anılacak
16:10 Ermeni yazar Mıhçı: Erdoğan'ın 'Kılıç artığı' sözüyle saldırılar arttı
16:00 Bağlar’da 1 polis yaşamını yitirdi
15:21 Dede ve torununun failleri soruldu
15:06 81 yaşındaki ağır hasta tutuklu Özkan için çağrı
14:55 İHD: Tehdidin arkasında devlet aklı ve pratiği var
14:14 Tutuklanan kadınlar için protesto
14:07 Soylu: Hrant Dink Vakfı’nı tehdit eden kişi yakalandı
14:03 25 yıldır adalet peşinde: Kemiklerimizi getirin
14:00 Çat’ta silahlı kavga: 5 ölü
13:52 Buldan’dan Rakel Dink’e: Yalnız değilsiniz, yanınızdayız
13:29 Kızıltepe'de 2 kişi gözaltına alındı
13:28 Toplu mezardan 40 kafatası çıktı
13:25 Karar var işe dönüş yok
13:20 Ömer Çelik’ten Hrant Dink Vakfı açıklaması
13:17 Valilik eşbaşkanlar için ‘sözde’ tabirini kullandı
13:00 Uçuş seferleri 1 Haziran’da başlayacak
12:59 Kayıp yakınları: Hasan Ocak’ın failleri bulunsun
12:40 ‘Nurcan Polat’ı İnfaz Yasası’yla tahliye olan eşi öldürdü’
12:10 Ağır hasta tutuklu iki yıldır tek tutuluyor
11:05 HDP'den Minneapolis’e destek mesajı
10:28 Hrant Dink Vakfı’na destek, yetkililere çağrı
10:04 Floyd'u öldüren polise 35 yıl hapis istemi
09:12 Ekonomide yanıltıcı büyüme
09:07 Thomas Lovejoy: Doğayı önceleyen çığlık yükseliyor
09:07 Hastaların da elektriğini kestiler
09:07 Dereler Van Gölü’ne çöp taşıyor
09:07 DNA sonucu 2 yıl sonra geldi
09:03 Mahmur Meclisi Eşbaşkanı: Aç kalsak da muhtaç olmayız
09:03 ‘Doğanın mucizesine' yolculuk
09:03 Özbudun: Salgın katalizör rolü oynadı
09:03 Hayvana şiddet kabahat değil suç
09:03 Yaylalarda şimdiden kış hazırlığı
09:00 30 MAYIS 2020 GÜNDEMİ
08:33 Bağlar’da bir kadın öldürüldü
08:28 Cizre’de karantina artıyor
07:44 Koğuş dışında sayım vermeyen kadın tutuklulara soruşturma
00:14 15 ilde sokağa çıkma yasağı başladı
29/05/2020
23:52 Mazlum Ebdi: Diyaloğun ilk adımı başarıyla tamamlandı
23:45 Mithat Sancar: Hrant Dink Vakfı’nın yanındayız
23:36 Efrin için 20 kuruluştan BM’ye çağrı
23:25 Başaran’dan parti baskınına tepki
23:11 Konuşması Erdoğan yüzünden kesilen İnce yayını terk etti
23:00 RTÜK’ten 9 kanala ceza
22:49 Trump: Dünya Sağlık Örgütü ile ilişkimizi sonlandırıyoruz
22:30 Polis şiddeti bu defa Antep’te
22:08 Dargeçit’te toplu mezar bulundu
21:55 Hrant Dink Vakfı'na tehdide soruşturma
20:27 HDP Batman il binasına baskın: Eşbaşkanlar gözaltına alındı
19:41 Mor Çatı: Bakanlığın verileri gerçeği yansıtmıyor
19:34 28 kişi hayatını kaybetti, bin 141 yeni tanı
19:29 Kreşlerde alınacak tedbirler belirlendi
19:26 HDP’ye yönelik eleştirilere yanıt verdi
19:06 Beytüşşebap'ta dağ keçisi vuran şahsa ceza
19:02 Batman'da gözaltına alınan 8 KESK'li serbest
18:52 Ermeni Kilisesi'nde haçı söken kişi serbest bırakıldı
18:48 Yüksekdağ ve Demirtaş’ın tutukluluk incelemesi yapıldı
18:41 Bornova Kadın Platformu: İstismar yasasına izin vermeyeceğiz
18:32 Hrant Dink Vakfı’ndan ölüm tehdidi açıklaması
18:23 ÖHD ve MEBYA-DER’den Sîsê Mezarlığı’na ziyaret
18:16 HDP’li Çelik: Hrant Dink Vakfı yalnız değildir
18:08 KESK üyelerinin gözaltına alınmasına tepki
17:57 ABD Kongre üyesinden Pompeo'ya infaz düzenlemesi çağrısı
17:52 Beytüşşebap ve köylerine de maske zorunluluğu
17:50 Uygurlar ailesi 78 gündür adalet bekliyor
17:44 Çav Bella'yı paylaştığı için tutuklanan Özdemir'e tahliye
17:41 Viranşehir'de arazi kavgası: 2 ölü, 6 yaralı
17:36 HDP’den elektriği kesilen mahallelere ziyaret
17:27 Mardin ve Cizre'de birçok yer karantinaya alındı
16:30 Sürgünlere karşı Ankara’ya yürüyecekler
15:53 Banka 'Sakıncalısın' diyerek KHK'liye parasını vermedi
15:51 Kadınlar Kocabaş’ın öldürüldüğü yerde: Sessiz kalmıyoruz
15:33 Sivil cumadan salgınlı cumaya
15:28 Ege’de 4 ayda 8 bin 283 hak ihlali
15:20 Metal işçilerinin yüzde 75’i gelir kaybı yaşadı
15:08 HDP’den Dilgeş’e ziyaret: İhtiyaçları karşılanmıyor
15:01 Zeytinburnu’nda oturma eylemi 769’uncu gününde
14:32 'Ataş ihmalkarlıktan öldü'
14:28 Kalekol inşaatına roketli saldırı
14:20 Fiziki mesafeli ilk Cuma namazı
14:15 MMO: Zilan'daki HES kimliksizleştirme politikasıdır
14:14 Van esnafı hazırlıklara başladı
14:13 Cezaevi önünde açıklama: Tutukluların yaşam alanları daraltıldı
13:52 Cezaevi kapalı görüşleri 1 Haziran’da başlıyor
13:50 Ankara Kadın Platformu: Biat etmeyeceğiz
13:49 DBB’nin çaycısında Kovid-19 tespit edildi
13:48 Silivri raporu: 107 korona vakası, 15 koğuş karantinada
13:46 Sürgün protestosuna müdahale: 8 gözaltı
13:25 Twitter’den Trump açıklaması
13:24 Tutuklanan kadınlara destek
13:02 Özel: Yargı bağımsızlığı olmadan kimse kendini güvende hissetmeyecek
12:14 Sağlıkçıda enfekte riski artı
11:57 Dış ticaret açığı yüzde 67 arttı
11:56 Demirtaş’a savunma soruşturması
11:32 Başakşehir'de atölyede patlama: 2 ölü
11:30 Yargısal faaliyetler 1 Haziran’da başlayacak
11:01 Dişi kurdu öldürüp yavrularını yakaladılar
10:57 HDK: Çorum Katliamı yeni sistemin inşasında bir mesajdı
10:24 Cizre’de maskesiz sokağa çıkmak yasaklandı