Noam Chomsky: Koronavirüs gelmekte olan daha büyük krizlerin küçük bir kesiti

img

HABER MERKEZİ- Amerikalı dilbilimci ve tarihçi Noam Chomsky, koronavirüs salgınının gelmekte olan daha büyük krizlerin küçük bir kesiti olduğuna dikkat çekti. Chomsky, ilaç şirketlerinin vücut kremi yapmayı aşı çalışmalarından daha kazançlı bulduğunu da söyledi.

Chomsky, Diem25’in internet üzerinden yayımlanan ve Medyascope tarafından Türkçe’ye çevrilen “Koronavirüs sonrası dünya” söyleşisinde Kovid-19 salgınına ve dünyayı etkileyen diğer tehlikelere ilişkin konuştu.

Koronavirüs sonrası iki büyük tehlikenin insanlığı beklediğine dikkat çeken Chomsky, nükleer savaş tehdidi ve küresel ısınma gibi iki küresel sorunun, dünyanın geleceğini ciddi biçimde tehdit ettiğini belirtti. Kendisini Arizona’daki evinde izole ettiğini söyleyen Chomsky, salgının insanların nasıl bir dünya istediğine dair düşünmeye ittiğine vurgu yaparak, bu krizin kökenlerine dair düşünülmesi gerektiğinin altını çizdi.

İLAÇ ŞİRKETLERİNE ‘TİRANLAR’ BENZETMESİ

“Neden bir koronavirüs krizi var?” diye soran Chomsky’e göre bu sorunun cevabı “neoliberal vahşilik”.  Koronavirüs salgının daha başlamadan önlenebileceğini dile getiren Chomsky, dünyanın dört bir yanındaki laboratuvarların olası bir koronavirüs salgını için çalışabileceğini ancak ilaç şirketleri kazançlı bulmadığı için yapılamadığını ifade etti. Chomsky, "tiranlar" diye nitelediği ilaç şirketlerinin vücut kremi yapmayı aşı çalışmalarından daha kazançlı bulduğunu aktardı.

Sosyal mesafe tedbirlerine de değinen Chomsky, teknolojinin ve cep telefonu kullanımının insanları uzun süredir “yalıttığını” söyledi. Toplumsal bağların ve dayanışmanın mümkün olan tüm yollarla yeniden oluşturulması gerektiğini belirten Chomsky, “Faaliyetlerinizi genişletmenin ve derinleştirmenin yollarını aramalısınız” diye konuştu.

Röportajda önce çıkan başlıklar ise şu şekilde:

Koronavirüs yeterince ciddi bir tehlike. Ama gelmekte olan çok daha dehşetli bir şey var. İnsanlık tarihinde gelmiş geçmiş her şeyden daha kötü bir felaketin kıyısına doğru yarışıyoruz. Donald Trump ve yardakçıları da bu uçuruma giden yarışta en öndeler. Aslında şu anda yüz yüze olduğumuz iki büyük tehlike var: Biri, silah denetiminden kalanların yok edilmesiyle kızışan nükleer savaş tehlikesinin artması, diğeri ise tabii ki küresel ısınmaya dair artan tehlike. İki tehlike de halledilebilir ama çok zamanımız yok. Ve elbette koronavirüs de korkunç sonuçları olabilecek bir şey.

KENDİMİZİ SOSYOPAT ŞAKLABANLARA BIRAKIRSAK MAHFOLURUZ

Bildiğiniz gibi her yıl kıyamet saati kurulur. Bu saat gece yarısına, yelkovanın 12’ye vurmasına doğru kurulmuştur. Yelkovan 12’ye vurduğunda her şey bitecektir. Trump seçildiğinden beri yelkovan gece yarısına vurmaya gittikçe yaklaşıyor. Geçen yıl gece yarısına iki dakika vardı. Ulaşılabilen en yüksek seviye buydu. Bu yıl analizciler, dakikaları boş verip saniyeleri hesaplamaya başladı. Gece yarısına 100 saniye… Hiç bu kadar yakın olmamıştı. Bu üç şeye göre oldu: Nükleer savaş tehlikesi, küresel ısınma ve demokrasilerin yozlaşması. Aslında bu sonuncusu (demokrasilerin yozlaşması), tam buraya ait değil ama bir yandan da ait. Çünkü bu krizi atlatabilmemiz için yegâne umudumuz bu: Halkın kendi kaderini ele geçirmesi. Eğer bu gerçekleşmezse o zaman bittik. Kaderimizi sosyopat şaklabanlara bırakırsak mahvolduk demek. Ve bu yaklaşıyor. 

Trump ABD’nin sahip olduğu güçten dolayı en kötüsü. ABD’nin gerilemesinden bahsediyoruz ama dünyaya bakarsanız bunu görmüyoruz. ABD korkunç yaptırımlar uyguluyor, öldürüyor ve hâlâ bunu yapabilen tek ülke. Ve herkes bunu uygulamak zorunda. Avrupa, İran’a yaptırımlardan hoşlanmayabilir. Aslında bundan nefret ediyor ama yine de yaptırımlara uymak zorunda. Efendiyi takip etmek zorunda. Yoksa uluslararası finansal sistemden atılır. Bu bir doğa yasası değil, Avrupa’nın Washington’daki efendiye tâbi olmak için verdiği karardan ileri geliyor. Diğer ülkelerin böyle bir seçim hakkı bile yok. 

KRİZİN İRONİK UNSURU KÜBA’NIN AVRUPA’YA YARDIM ETMESİ

Koronavirüse geri dönersek, bunun en şok edici ve haşin yönlerinden biri, yaptırımların eziyeti en üst seviyeye çıkarmak için tamamen bilinçli kullanılması. İran çok büyük iç sorunların içinde. Bu durumda yaptırımları daha da sıkılaştırmak, sert bir şekilde acı çekmelerine yönelik bilinçli bir tasarıyı akla getiriyor. Küba bağımsızlık kazandığında bugün bile bunun cefasını çekiyor. Hayatta kalabilmeleri hayret edilesi ama dirençli duruyorlar ve bugünkü virüs krizinin en ironik unsurlarından biri de Küba’nın Avrupa’ya yardım etmesi. Demek istediğim bu çok şaşırtıcı, nasıl tarif edeceğinizi bilemiyorsunuz. Almanya’nın Yunanistan’a yardım edememesi ama Küba’nın Avrupa ülkelerine yardım etmesi… Bunun ne anlama geldiğini düşünürseniz tüm sözcükler yetersiz kalıyor.

DOMUZ GRİBİ HATIRLATMASI

2009’da ABD’de ortaya çıkan domuz gribi salgınını hatırlayabiliriz. Yüzlerce insan en kötüsünü atlatabildi. Yine de uğraşılması gerekti. Ama bu durum ABD gibi zengin bir ülkede gerçekleşti. Şu an iki milyar insan söz konusu, çoğunluğu Hindistan’da. Kıt kanaat geçinen, karantinada açlık çeken bir Hintli için durum nasıl olacak? Ne olacak? Uygar bir dünyada zengin ülkeler, bizim şu anda yapmakta olduğumuz gibi onları boğmak yerine muhtaç olanlara yardım ediyor olurdu. Özellikle Hindistan’da... Fakat dünyanın çoğu yerinde durum aynı. Bu çeşit bir krizde, ister Hindistan gibi bir ülkede olsun, eğer hâlâ devam ederlerse günümüzdeki eğilimler sonucunda Güney Asya birkaç on yılda yaşanamaz hâle gelecek. 

Demek istediğim, evet, koronavirüs oldukça ciddi, bunu hafife alamayız. Ama bunun, gelmekte olan daha büyük krizlerin küçük bir kesiti olduğunu hatırlamalıyız. Bugün koronavirüs kadar insan hayatına dokunuyor değiller ama canlı türlerini yaşayamayacak duruma getirecekleri bir noktaya gelecekler ve bu çok uzak bir gelecek değil. Dolayısıyla çözmemiz gereken birçok sorun var; evet, acil olanlar arasında koronavirüs ciddi. Elbette halledilmesi gerekli ama belirmekte olan daha büyük, çok daha büyük sorunlar var. Bunun yanında, uygarlıkla ilgili bir kriz var. Koronavirüsün iyi bir yanının, belki de insanları nasıl bir dünya istediğimize dair düşünmeye itmesi olduğu söylenebilir. Bu duruma götürecek bir dünya mı istiyoruz?  Bu krizin kökenleri hakkında düşünmek durumundayız. Neden bir koronavirüs krizi var? 

İLAÇ ŞİRKETLERİ VÜCUT KREMLERİNİ DAHA KAZANÇLI BULDU

Sözkonusu olan devasa piyasanın başarısızlığı… Bu, neoliberal vahşiliğin kızıştırdığı piyasaların özü ve derin sosyoekonomik sorunların neoliberaller tarafından şiddetlendirilmesiyle ilgili. Küresel salgınların muhtemel olduğu uzun zamandır biliniyordu. SARS’ın biraz değişmiş hâliyle bir koronavirüs salgını olmasının muhtemel olduğu iyice anlaşılmıştı. 15 yıl önce virüsler tanımlanmıştı, aşılar vardı. O dönemde, dünyanın her yanından laboratuvarlar olası bir koronavirüs salgınına yönelik bir koruma sağlamak için çalışabilirdi. Bunu niye yapmadılar? Piyasa göstergeleri yanlıştı. İlaç şirketlerini (kaderimizi özel tiranlıklara devrettik), kamuya hesap vermeyen şirketleri ellerinde tuttular. Bu durumda, büyük ilaç şirketleri söz konusu. Onlar içinse yeni vücut kremi yapmak, insanları nihai bir yıkımdan kurtaracak bir aşı bulmaktan daha kazançlıydı.

KRİZ, SİYASİ SİSTEMLERİN İHANETİ YÜZÜNDEN KÖTÜ HALE GELDİ

Aslında 2019 Ekim’inde, salgından hemen önce, ABD ve dünya seviyesinde böyle olası bir salgın için geniş ölçekte bir simülasyon yapıldığı biliniyordu. Hiçbir şey yapılmadı. Dolayısıyla, bu kriz siyasi sistemlerin ihaneti yüzünden daha kötü hâle geldi. Sahip oldukları bilgiye gereken önemi vermedik. 31 Aralık’ta Çin, Dünya Sağlık Örgütü’nü pnömoniye (zatürre) benzer fakat kökeni bilinmez belirtiler olduğuna dair bilgilendirdi. Bir hafta sonra, bazı Çinli bilim insanları bunun bir koronavirüs olduğunu tespit etti ve daha sonra bunu diziledi. Bilgilerini de dünyayla paylaştı. O zamanda, Dünya Sağlık Örgütü’nün raporunu okumaya zahmet edenler, bir koronavirüsün sözkonusu olduğunu ve nasıl mücadele edileceğini biliyordu. Herhangi bir şey yaptılar mı? Evet, tabii, bir kısmı yaptı. O bölgedeki ülkeler; Çin, Güney Kore, Tayvan, Singapur, bir şeyler yapmaya başladı. En azından krizin ilk çıkışında bunu az çok sınırlamayı başardılar. Avrupa’da da bir ölçüye kadar bu oldu. Almanya ise tam zamanında harekete geçti. Liberalizm altında hastane sistemlerine sahipti, fazladan muayene kapasitesi vardı ve fazlasıyla bencil bir şekilde davranma olanağına sahipti; diğerlerine yardım ederek değil en azından kendine makul bir sınırlama sağlayabildi. Diğer ülkeler ise bunu sadece görmezden geldi. Bunlardan en kötüsü Birleşik Krallık ve hepsinin en kötüsü de bir gün “ortada bir kriz değil sadece grip var” diyen, ertesi gün bunun korkunç bir kriz olduğunu söyleyen insanlar tarafından yönetilen Birleşik Devletler.

İNSANLIK TARİHİNİN ÖNEMLİ ANINDAYIZ

İnsanların örgütleneceği, bir araya geleceği ve daha iyi bir dünya kuracağı bir ihtimal de mevcut. Ancak şu anda herhangi bir zamandan daha muhtemel olan nükleer savaş, o aşamaya geldikten sonra düzelmenin mümkün olmayacağı çevre felaketi sorunları gibi devasa sorunlarla yüz yüze gelecek. Bu olasılık, eğer kararlı bir şekilde harekete geçmezsek o kadar uzakta değil. Dolayısıyla, şu an insanlık tarihinin önemli bir ânı sözkonusu.

GENÇLER YALITILMIŞ YARATIKLARA DÖNÜŞTÜ

İlk olarak, son yıllarda, oldukça zararlı bir çeşit toplumsal uzaklık gerçekleştiğini unutmamalıyız. Örneğin bir McDonalds’a gidiyorsunuz ve masanın etrafında oturan, hamburger yiyen gençlere bir bakıyorsunuz ve gördüğünüz şey: İki ayrı sohbet ilerliyor. Biri, kendi aralarında devam eden yüzeysel bir tartışma diğeri ise her birinin kendi cep telefonunda uzaktaki bir arkadaşıyla yaptığı sohbet. Bu durum, insanları olağanüstü derecede atomize etti ve onları birbirinden yalıttı. Toplumun olmadığını ileri süren Thatcher ilkesi yükseldi, sosyal medyayı kötüye kullandı ve insanları, özellikle gençleri oldukça yalıtılmış yaratıklara dönüştürdü. Şu anda ABD’de üzerinde “Yukarı bak” yazılı tabelalar olan kaldırımlara sahip üniversiteler var. Çünkü etrafta gezinen her genç kendine yapışmış durumda. Bu oldukça zararlı olan, bir çeşit kendi kendini sürekli yalıtma durumu. Şimdi ise gerçek bir toplumsal yalıtım halindeyiz. 

Bunun üstesinden ancak toplumsal bağların mümkün olan tüm yollarla yeniden oluşturulmasıyla gelinebilir. İhtiyacı olanlara yardım ederek, iletişime geçerek, örgütlenmeleri geliştirerek, çözümlemeleri genişleterek, onları çalışır ve harekete geçebilir durumda tutarak, gelecek için planlar yaparak, insanları internet çağında bir şekilde bir araya getirerek, karşılaştıkları sorunlar için danışmak, tartışmak, karar vermek, yüzleşmek ve bunlar üzerine çalışmak gibi yollarla olabilir. Bunlar, yüz yüze olmadan yapılabilir çünkü insanlar için bu iletişim biçimi esas değildir. Bu bir süre devam edebilir, bu yüzden faaliyetlerinizi genişletmenin ve derinleştirmenin yollarını aramalısınız. Bu yapılabilir. Yapılması kolay değil ancak insanlar bundan daha kötü sorunlarla karşılaştı ve üstesinden geldi.”

Diğer başlıklar

00:38 Edirne Cezaevi'nde kalan hasta tutuklu yaşamını yitirdi
00:05 Özel sektöre ait ilk insanlı uzay mekiği fırlatıldı
30/05/2020
23:41 Ermeni Kilisesi’nin haçını kıran saldırgan tutuklandı
23:20 Hakkari'de çatışma: 2 asker hayatını kaybetti, 1 yaralı
21:31 Verdiği yanıt ‘Tarihi eser değil, babamı arıyorum’ oldu
21:07 Kiliseye saldıran fail hakkında yakalama kararı
20:56 Kovid-19 sonucu 26 kişi hayatını kaybetti, 983 yeni tanı konuldu
20:08 15 kentteki seyahat kısıtlaması yarın sona eriyor
19:47 Kayyım Celadet Alî Bedîrxan Kütüphanesi’ni yıktırdı
19:23 HDK: Saldırıların zeminini AKP-MHP iktidarı yaratıyor
19:01 7'nci yılında Gezi etkinliklerle kutlanıyor
18:33 HDP'li eşbaşkanlar serbest bırakıldı
18:13 HDP Cizre İlçe binasını kundaklayan zanlı tutuklandı
18:05 Cömert, Atakan ve Korkmaz mezarları başında anıldı
17:08 Batman’da gözaltı tepkisi: Vali, Şarman’ın izinde
16:17 Gezi'de hayatını kaybedenler Gündoğdu’da anılacak
16:10 Ermeni yazar Mıhçı: Erdoğan'ın 'Kılıç artığı' sözüyle saldırılar arttı
16:00 Bağlar’da 1 polis yaşamını yitirdi
15:21 Dede ve torununun failleri soruldu
15:06 81 yaşındaki ağır hasta tutuklu Özkan için çağrı
14:55 İHD: Tehdidin arkasında devlet aklı ve pratiği var
14:14 Tutuklanan kadınlar için protesto
14:07 Soylu: Hrant Dink Vakfı’nı tehdit eden kişi yakalandı
14:03 25 yıldır adalet peşinde: Kemiklerimizi getirin
14:00 Çat’ta silahlı kavga: 5 ölü
13:52 Buldan’dan Rakel Dink’e: Yalnız değilsiniz, yanınızdayız
13:29 Kızıltepe'de 2 kişi gözaltına alındı
13:28 Toplu mezardan 40 kafatası çıktı
13:25 Karar var işe dönüş yok
13:20 Ömer Çelik’ten Hrant Dink Vakfı açıklaması
13:17 Valilik eşbaşkanlar için ‘sözde’ tabirini kullandı
13:00 Uçuş seferleri 1 Haziran’da başlayacak
12:59 Kayıp yakınları: Hasan Ocak’ın failleri bulunsun
12:40 ‘Nurcan Polat’ı İnfaz Yasası’yla tahliye olan eşi öldürdü’
12:10 Ağır hasta tutuklu iki yıldır tek tutuluyor
11:05 HDP'den Minneapolis’e destek mesajı
10:28 Hrant Dink Vakfı’na destek, yetkililere çağrı
10:04 Floyd'u öldüren polise 35 yıl hapis istemi
09:12 Ekonomide yanıltıcı büyüme
09:07 Thomas Lovejoy: Doğayı önceleyen çığlık yükseliyor
09:07 Hastaların da elektriğini kestiler
09:07 Dereler Van Gölü’ne çöp taşıyor
09:07 DNA sonucu 2 yıl sonra geldi
09:03 Mahmur Meclisi Eşbaşkanı: Aç kalsak da muhtaç olmayız
09:03 ‘Doğanın mucizesine' yolculuk
09:03 Özbudun: Salgın katalizör rolü oynadı
09:03 Hayvana şiddet kabahat değil suç
09:03 Yaylalarda şimdiden kış hazırlığı
09:00 30 MAYIS 2020 GÜNDEMİ
08:33 Bağlar’da bir kadın öldürüldü
08:28 Cizre’de karantina artıyor
07:44 Koğuş dışında sayım vermeyen kadın tutuklulara soruşturma
00:14 15 ilde sokağa çıkma yasağı başladı
29/05/2020
23:52 Mazlum Ebdi: Diyaloğun ilk adımı başarıyla tamamlandı
23:45 Mithat Sancar: Hrant Dink Vakfı’nın yanındayız
23:36 Efrin için 20 kuruluştan BM’ye çağrı
23:25 Başaran’dan parti baskınına tepki
23:11 Konuşması Erdoğan yüzünden kesilen İnce yayını terk etti
23:00 RTÜK’ten 9 kanala ceza
22:49 Trump: Dünya Sağlık Örgütü ile ilişkimizi sonlandırıyoruz
22:30 Polis şiddeti bu defa Antep’te
22:08 Dargeçit’te toplu mezar bulundu
21:55 Hrant Dink Vakfı'na tehdide soruşturma
20:27 HDP Batman il binasına baskın: Eşbaşkanlar gözaltına alındı
19:41 Mor Çatı: Bakanlığın verileri gerçeği yansıtmıyor
19:34 28 kişi hayatını kaybetti, bin 141 yeni tanı
19:29 Kreşlerde alınacak tedbirler belirlendi
19:26 HDP’ye yönelik eleştirilere yanıt verdi
19:06 Beytüşşebap'ta dağ keçisi vuran şahsa ceza
19:02 Batman'da gözaltına alınan 8 KESK'li serbest
18:52 Ermeni Kilisesi'nde haçı söken kişi serbest bırakıldı
18:48 Yüksekdağ ve Demirtaş’ın tutukluluk incelemesi yapıldı
18:41 Bornova Kadın Platformu: İstismar yasasına izin vermeyeceğiz
18:32 Hrant Dink Vakfı’ndan ölüm tehdidi açıklaması
18:23 ÖHD ve MEBYA-DER’den Sîsê Mezarlığı’na ziyaret
18:16 HDP’li Çelik: Hrant Dink Vakfı yalnız değildir
18:08 KESK üyelerinin gözaltına alınmasına tepki
17:57 ABD Kongre üyesinden Pompeo'ya infaz düzenlemesi çağrısı
17:52 Beytüşşebap ve köylerine de maske zorunluluğu
17:50 Uygurlar ailesi 78 gündür adalet bekliyor
17:44 Çav Bella'yı paylaştığı için tutuklanan Özdemir'e tahliye
17:41 Viranşehir'de arazi kavgası: 2 ölü, 6 yaralı
17:36 HDP’den elektriği kesilen mahallelere ziyaret
17:27 Mardin ve Cizre'de birçok yer karantinaya alındı
16:30 Sürgünlere karşı Ankara’ya yürüyecekler
15:53 Banka 'Sakıncalısın' diyerek KHK'liye parasını vermedi
15:51 Kadınlar Kocabaş’ın öldürüldüğü yerde: Sessiz kalmıyoruz
15:33 Sivil cumadan salgınlı cumaya
15:28 Ege’de 4 ayda 8 bin 283 hak ihlali
15:20 Metal işçilerinin yüzde 75’i gelir kaybı yaşadı
15:08 HDP’den Dilgeş’e ziyaret: İhtiyaçları karşılanmıyor
15:01 Zeytinburnu’nda oturma eylemi 769’uncu gününde
14:32 'Ataş ihmalkarlıktan öldü'
14:28 Kalekol inşaatına roketli saldırı
14:20 Fiziki mesafeli ilk Cuma namazı
14:15 MMO: Zilan'daki HES kimliksizleştirme politikasıdır
14:14 Van esnafı hazırlıklara başladı
14:13 Cezaevi önünde açıklama: Tutukluların yaşam alanları daraltıldı
13:52 Cezaevi kapalı görüşleri 1 Haziran’da başlıyor
13:50 Ankara Kadın Platformu: Biat etmeyeceğiz