‘Öcalan'ın heykelini dikeceğiz’ sözüne açıklık getirdi

img

ANKARA – HDP önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, yargılandığı davada çözüm süreci döneminde sarf ettiği ‘Öcalan'ın heykelini dikeceğiz’ sözlerine açıklık getirdi.  Demirtaş, bu sözüne dair fezlekenin 2012’deki konuşmasından 4 yıl sonra, dokunulmazlıkların kaldırılması Meclis gündemine taşındığı günlerde düzenlendiğini belirtti.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın 142 yıl hapis cezası istemiyle tutuklu yargılandığı Ankara 19’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ana dava duruşması, verilen aranın ardından devam etti. Sincan Cezaevi Kampüsü’nde görülen dava duruşmasına tutuklu bulunduğu Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nden Ses Görüntü ve Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığı ile bağlanan Demirtaş, duruşmanın bu bölümünde 13 Kasım 2012’de Mardin’in Kızıltepe ilçesinde yapılan mitingde yaptığı konuşmada suçlama konusu yapılan sözlerine dair savunma yaptı.

Hakkında hazırlanan 30 Nolu fezlekenin, 29 Nolu fezleke ile aynı güne ait olduğuna dikkat çekerek savunmasını başlayan Demirtaş, şunları söyledi:

“Nusaybin mitingden hemen sonra gerçekleştirilmiş mitingde yaptığım konuşma üzerine düzenlenmiş bir fezlekedir. Bu fezlekenin savcısı bildiğimiz kadarıyla görevdedir. Dolayısıyla savcıya diyeceğimiz bir şey yok. Fezleke tarihi yine ilginç konuşmadan 4 yıl sonra hazırlanmış bir fezleke. Yani tarihi Şubat 2016. Bu konuşmayı Kızıltepe’de yaptığım tarihten 4 yıl sonra savcı bunun suç oluşturduğuna kanaat getirmiş ve fezleke düzenleyip meclise göndermiş. Elimdeki fezlekenin tarihi bu en azından. Kamuoyunda en çok bilinen bu fezleke. Çünkü miting alanlarında parlamento kürsüsünde iktidar sözcüleri, iktidar temsilcilerince en çok dile getirilen fezleke budur. ‘Öcalan’ın heykelini dikeceğiz’ sözünün kast edildiği miting ve ona istinaden hazırlanmış fezleke. Fezlekenin düzenlenme tarihi de ilginçtir. Konuşmayı yaptığım tarihte değil, dokunulmazlıklarımızın kaldırılmasının Meclis gündemine taşındığı günlerde düzenlenmiştir.

O DÖNEMDEKİ SİYASİ ATMOSFERİ HATIRLATTI

Benim, ‘Öcalan'ın heykelini dikeceğiz’ sözlerini söylediğim dönemdeki siyasi atmosferi hatırlamak lazım. İdris Naim Şahin, İçişleri Bakanı’ydı. Sonradan Cemaatçi olduğu gerekçesiyle görevden alındı. Benim o sözleri söylediğim miting başlamadan önce bir grup gencin elindeki Öcalan posterleri bahane edilerek, bütün kitleye copla, panzerle müdahale edildi. İnsanlara gaz sıkıldı, miting yapılamasın diye. Şöyle bir görüntü çıksın istediler; ‘Hükümet tam da Öcalan'ı ciddiye almak üzereyken, biz Öcalan posteri taşıyanlara sert müdahale edelim, Öcalan taraftarları buna büyük tepki göstersin.’ Çünkü bu, Erdoğan'a mal olacak, Başbakan o. ‘Cezaevlerinde açlık grevi yapanlar, Öcalan posterine karşı, gençlere yapılan sert müdahalelere tepki göstersinler, açık grevlerini bitirmesinler.’

Hiçbir tereddüttüm yok kesinlikle suç değil. Kendi cümlemi kurarken de eksiklik ve hata nedeniyle üzüldüğümü belirtmek isterim. Sonra anlatmaya çalıştım, öyle heykel meraklısı da değilim. Seçimlerde de o videoları kullandılar. Öcalan’ın, Apo’nun heykelini dikecekmiş vs. Bugünlerde Abdullah Öcalan’ın mektubunu aldılar, bir akademisyen aracılığı ile canlı yayınlarda okuttular vs. Osman Öcalan TRT’ye çıkarıldı.

Bu konular dosyamızı doğrudan ilgilendirmediği için bir şey demiyorum ama şu aşamadan sonra acaba diyorum, savcı acaba mütalaasını değiştirip, bugünkü siyasi atmosfere bakıp şöyle mi diyecek; ‘Abdullah Öcalan’ın heykelini dikme sözü verdi ama dikmedi…’ Dolayısıyla ‘görevi ihmalden’ yargılanması gerekir mi?’ diyecek bugün. İmralı’da Abdullah Öcalan’la görüşmek son derece haklı, meşru bir konu olarak tartışılıyor iyidir. Birlikte yaşam ve barış mevzusuna katkı sunacağına inanıyorum. Kendisini bizzat tanıdığım için de bunu tekrar ediyorum. Heykel dikme meselesi oradaki müdahaleye konulmuş bir tepkidir. Ne şiddet övgüsüdür, ne Abdullah Öcalan övgüsüdür. O günlerde Ankara’da yapılan tartışmalardan yola çıkarak barışı sağlayacağına dair inancımla ettiğim bir cümledir.

Sonrasında da zaten suç olarak görülüp, soruşturma açılmamıştır. Siyaseten eleştirenler olmuştur, halen de eleştiriliyor. Dediğim gibi saygı duyuyorum bu eleştirilere. Keşke kendimi daha doğru olarak ifade etseydim. Cümlelerim bu şekilde miting enerjisi içerisinde ifade edince insan kendisini tam olarak anlatamayabiliyor. Dolayısıyla insanlar eleştirebilirler. Ben bu kısmı daha doğru anlatabilirdim diye belirtmek istiyorum. Onun dışında bir şiddet övgüsü olmadığının altını çizmek istiyorum.

O AN İÇİMDEN GEÇEN BU ÜLKEYE BARIŞ GELECEĞİYDİ

Bu ülkeye barış gelecek -aslında o anda içimden geçen ve cümleye dökmediğim kısım buydu, keşke o cümleyi de kursaydım orada ve bu ülkeye barış getirenlerin heykelini dikeceğiz demek istemiştim. Yoksa gerçekten heykel meraklısı değilim. İnsanların tabulaştırılmasından, tartışılmaz hale getirilmesinden, heykellerinin dikilmesinden de hazzetmeyen biriyim. Bu Öcalan için de geçerlidir, başkaları için de.

BARIŞ GİRİŞİMLERİ SONUÇ ALSAYDI...

Eğer Abdullah Öcalan’ın barış girişimleri sonuç almış olsaydı bugün Türkiye gerçekten iç barışına kavuşmuş olsaydı, mecazi anlamda söylüyorum bu söylediğimi de buna katkı sunmuş kim olursa olsun Erdoğan, bakanlar, bizler, Abdullah Öcalan mecazi anlamda evet heykeli dikilecek insanlar olarak tarihe yazılmış olacaklardı. Evet, keşke başarılı olsaydık.”

Demirtaş, bu konuşmayı yapmadan 20 gün önce dönemin Başbakanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın basına verdiği bir demeçte ‘Terörle mücadelede akan kanın durması için her türlü çalışmanın yapıldığını belirtti. İmralı’ya gitmek gerekiyorsa MİT Müsteşarı’na gereğini yap derim’ sözlerini sarf ettiğini de hatırlattı. O dönemde bir dizi miting gerçekleştirdiklerini dile getiren Demirtaş, 2012 yılında yapılan 68 günlük açlık grevi sürecinde yaşananları aktardı.

GAZETE HABERLERİYLE SAVUNMA YAPTI

Gazetelerde o dönem hakkında çıkan haberler üzerinde durarak savunmasını sürdüren Demirtaş, şunları ifade etti:

“3 Ocak 2013, açlık grevlerinin bitmesinden yaklaşık 2 ay sonra. NTV’den alıntılıyorum haberi. ‘İmralı görüşmelerinde yeni bir sayfa açıldı. MİT ve avukatların yanı sıra Ahmet Türk ve Ayla Akat Ata, Abdullah Öcalan ile görüştü. Başbakan Tayyip Erdoğan, NTV canlı yayınında açıkladığı İmralı görüşmeleri bugün de devam etti. Ancak bugünkü ziyaretçiler MİT mensupları değil, Barış ve Demokrasi Partisi cephesindendi. Bu sabah 8 sularında adaya giden Ahmet Türk ve Ayla Akat Ata, Abdullah Öcalan’la bir süre görüştükten sonra adadan ayrıldı. BDP’li kaynaklar NTV’ye yaptıkları açıklama ile görüşmeyi doğruladı. BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş görüşmenin olumlu geçtiğini söyledi. Görüşmeye ilişkin ayrıntıların kamuoyu ile paylaşılması bekleniyor.’

O günün siyasi atmosferi buydu. Kızıltepe ve Nusaybin’de mitingi yaptığımızda Ankara kulislerinde açık veya örgütlü olarak sürdürülen siyasi diplomasi ile süren açlık grevleri bununla ilintiliydi. Nihayetinde bir çözüm süreci başladı. Bundan sonraki fezlekeler İmralı çözüm süreci ile ilintili olduğu için bundan sonrasını diğer fezlekelere bırakıyorum.”

‘HASSASİYETLER DİKKATE ALINMALI’

Devamında ‘heykel dikme’ meselesine yeniden değinen Demirtaş, bu sözü çözüm sürecinin başlamasına binaen söylediğini iade etti. 13 Kasım 2012’de yaptığı konuşmasının sert, muhalif, eleştirel cümlelerden oluştuğuna dikkat çeken Demirtaş, “Ama hiçbirisi ne terör övgüsüdür, ne şiddet teşvikidir. Tam tersine o günlerde başlayacak ve alenileşecek olan İmralı çözüm sürecinin korunması ve onun geliştirilmesine dönük siyasi hassasiyetle yapılmış mitingler ve konuşmalardır. Bunun bu şekilde anlaşılması lazım. Öteki türlüsü siyasi istismar konusudur. Zaten bu konu yeterince istismar edilmiştir. Ama halk da bizi bilenler de buna prim vermemiştir. Ben o cümleyi kullanmışsam bile onun altında bir barış arayışının olduğunu beni tanıyan milyonlar algılamıştır. Ama iktidarın aygıtına dönmüş olan medyanın yürüttüğü kara propaganda ile bu tersine dönmüştür. Bugün tekrarlıyorum, bugün barış için elini taşın altına koyacak olan herkes halkın gönlünde en azından heykeli dikilecek insan olacaktır. Kim olursa olsun halkın gönlünde bu şekilde yer edecektir. Çünkü Türkiye çok çekti, bu acıdan, kandan, savaştan ve halen çekiyor. Halen cenazeler geliyor. Biz bu sorunu konuşurken ve heyecan duyarken birileri bunu nasıl önleyebiliriz diye telaşa giriyor. Tabii ki buna karşı çıkanların hepsi art niyetlidir demiyorum. Yargıda, siyasette, medyada barış ve çözüm sürecinde Abdullah Öcalan’la görüşülsün, işte PKK ile görüşülsün, parlamento devreye girsin dediğimizde karşı çıkanların tamamı art niyetlidir demiyorum. Çünkü bu eleştiriyi yapan bazı kesimler de terör örgütü olarak gördükleri bir örgüt ile görüşülmesinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hem itibarını zedeleyeceğini hem toplumsal parçalanmaya yol açabileceğini, şiddetin teşvik edilebileceğini iddia ederek buna karşı çıkıyorlar. Bunları da anlamaya çalışıyoruz. Bu kaygıları da gidereceğiz. Bunları da gidermeye dönük açıklama ve izahatlarla bunun böyle olmayacağını anlatmaya çalışıyoruz. Bizler de siyasetçiler olarak toplumun hassasiyetlerini dikkate almak zorundayız. Hassasiyetleri dikkate almadığımızda barışa dair kamuoyu oluşturmak zorlaşır” ifadelerini kullandı.

‘TÜRKİYE TOPLUMUNU BÜTÜNLÜKLÜ OLARAK ELE ALMAK ZORUNDAYIZ’

 Demirtaş, savunmasında barışa dair kamuoyu oluşmadan barışın oluşmayacağını da vurguladı. Demirtaş, bu konuda şunları söyledi:

“Dolayısıyla da halkın barış süreçlerine desteği hayatidir. Art niyetli olanları bir tarafa bırakıyorum. Yargı, bürokrasi içerisinde, devlet içerisinde örgütlüdürler güçlüdürler, barış istemezler, barış düşmanıdırlar ama toplumun kaygılı oldukları için bu süreci desteklemeyenlerini ikna etmek, başta HDP olmak üzere siyasetçilere düşer. İkna edemezsek barış süreçlerini gerçekleştirmek mümkün olmuyor. Keşke o günlerde daha ikna edici, kucaklayıcı cümleler kurabilsem, keşke daha dikkatli olsaydım diye bugünden bakınca düşünüyorum. En azından bundan sonra doğacak barış ihtimallerini ve ya fırsatlarını siyasetçiler değerlendirirken bizim bu düştüğümüz yetmezlikler, eksiklikleri de dikkate almalılar. Türkiye toplumunu bütünlüklü olarak ele almak zorundayız. Kürtlerin hassasiyetini dikkate alırken, geri kalan toplumun hassasiyetlerini dikkate almazsak yine barış kamuoyu oluşturamayız. Kürtlerin hassasiyetlerini ezip geçerek Türklerin geri kalanını dikkate almaya çalışacaksın bu da toplumsal barış kamuoyunun oluşmasını engeller. Dolayısıyla Türkiye'nin tamamını kucaklayacak ortak bir dil kurma hususunda ez azından şahsım adına eksikliklerim olduğunu düşünüyorum. Bunlar suç, TCK ve ya kriminal bir mevzu olmasa dahi eleştiri konusudur, halkın bu konudaki eleştirilerini ben saygıyla karşılıyorum, baş göz üstüne diyorum. Onun ötesinde suçlamaların hiç birini kabul etmiyorum, bu konunun da en azından kamuoyunca anlaşılmasını özellikle rica ediyorum.”

‘SİYASİ OLARAK ELEŞTİRİLEBİLİR AMA SUÇ DEĞİL’

Demirtaş, hakkında yargı üzerindeki baskıyla oluşturulmuş fezlekelerden birinin ise 10 No'lu fezleke olduğunu dile getirdi. Çözüm süreci yasası kapsamında gittikleri Kandil'e çektikleri fotoğrafın fezlekeye dönüştürülmesi üzerinde duran Demirtaş, “O fotoğraf çekildiğinde, yargıda suç olarak tartışılmamıştı. İmralı'da da fotoğraf çekilmişti, Öcalan ile. Kandil'de de KCK yetkilileriyle çekilmiştir. Kamuoyuna bu görüşmelerin ciddiyetini göstermek amacıyla, Hükümet ile koordineli bir şekilde yansıtılmıştır. Fotoğraf çekilmesi siyasi olarak eleştirilebilir. Ama suç oluşturmaz. Kriminal bir tartışma konusu yapılamaz, yargılama yapılamaz. Yapılması gereken takipsizlik kararı vermekti, buraya kadar gelmemeliydi. Kamuoyunun çözüm sürecine verdiği desteği göstermek için çekilen bir fotoğraftır. Fezlekenin kendisi ciddiyetten uzaktır. Siyasi saiklerle hazırlandığı fezleke tarihinden anlaşılmaktadır. Çünkü 7 Ekim 2015 tarihi çözüm sürecinin bittiği 7 Haziran seçimlerinin yapıldığı ve AKP’nin tek başına iktidar olmaktan düştüğü zamanlardır. 1 Kasım seçimlerine 1 ay kala hazırlanan bir fezlekedir. AKP’nin yeniden iktidara daha güçlü şekilde düşme ihtimalinin tartışıldığı bir süreçte siyasi saiklerle hazırlanan fezlekedir. Fotoğrafın suç olmadığını savcı ve mahkemelerde iyi bilirler. Yakın zamanda Adana Ağır Ceza Mahkemesi hakkımda ifade alınmadan, iddianame kabul edildi. İlk duruşma yapılmış ondan da haberim olmadı. Bu dava ile birleştirildikten sonra benle avukatlarımın haberi oldu. İstanbul’da da benzer bir soruşturma vardı. Hukuki açıdan hiçbir anlamı yoktur. Bu mesele buraya kadar gelmemeliydi” diye belirtti.

Demirtaş’ın bu sözlerinin ardından Mahkeme heyeti, duruşmaya yarın sabah saat 10’da devam edilmek üzere ara verdi.

Diğer başlıklar

22/01/2020
23:15 İran'da 5.2 büyüklüğünde deprem
22:32 Manisa’da 5.4 büyüklüğünde deprem
22:19 Trablus ve çevresi uçuşa yasak bölge ilan edildi
22:02 Kırıkkale Üniversite Hastanesi’nde 20’den fazla hasta görme yetisini kaybetti
21:03 İhraçlara karşı yapılan oturma eylemi 132. haftasında
20:20 Trump, Salih ve Barzani ile görüştü
20:13 Türkiye ‘2019 Demokrasi Endeksi Raporu’nda 110. sırada
20:05 Kayıp Gülistan Doku’yu arama çalışmaları 18. gününde
19:57 Libya Ulusal Ordusu Türkiye’ye ait İHA düşürdü
19:15 Katledilen Büşra Yabaşkul’u kadınlar uğurladı
19:09 HSK: FETÖ ihbarları titizlikle inceleniyor
19:01 Kadınlardan katliamlara karşı insan zinciri
18:43 HDP’den Yüksekova’da halk şöleni
18:27 Somalı maden işçileri ödenmeyen tazminatları için yürüdü
18:18 TCDD'den YHT biletlerine zam
17:30 İBB’den kar uyarısı
17:27 Sevda Gürler'i katleden erkeğe tahliye
17:04 HDP’liler kayıp Keldani çift için incelemelerde bulundu
16:42 Küçük Hüseyin’i öldüren zanlının duruşması yarın başlıyor
16:13 YSK’nin 5 üyesi kesinleşti
16:08 Hasta tutuklular için Meclis İnsan Hakları Komisyonu'na başvuru
16:02 Kürt tiyatro grupları: Kürt Dil ve Kültür Ağı’nın manifestosunu yaşamımızda esas alacağız
15:52 Melike Demirok için bir araya geldiler: Yasta değil isyandayız
15:52 Akşener: Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi tutmadı
15:51 12 barodan Gezi davası açıklaması
15:12 Alevilerden saldırılara karşı ortak tutum
15:08 Gazeteci Zeyrek'e ajanlık teklifi Soylu’ya soruldu
15:06 ‘Geleceğe nefes’ sloganıyla dikilen 10 milyon fidan kurudu
15:05 Kayyım Güzeloğlu, Mızraklı’nın kitaplarına el koydu
15:04 Başaran: Cezaevleri Guantanamo kamplarına dönüştü
14:44 'Sorumlular yargılansın'
14:38 'Esat Oktay'ın 'Haydar'ı döndü'
14:27 İHD Tarsus Cezaevi Raporu'nu açıkladı: İnsan insanlığından utanıyor
14:18 Diyarbakır’da suya neden yüzde 330 zam yapıldı?
14:17 Meclis yine toplanamadı
13:51 Mardin’de kayyımın su zammı yargıya taşındı
13:14 Dündar: TOKİ Nusaybin’de evleri teslim etmiyor
13:10 Bekçilere kimlik sorma ve adli görev verilmesini içeren teklif Meclis’te
12:09 Askerden 26 yıl önce firar eden bir kişi gözaltına alındı
11:35 Evdeki işkencede burnu kırılan Resul Eken gözaltına alındı
11:34 DAİŞ hala küresel bir tehdit
11:03 ‘Adalet Yürüyüşü’ başlatan Çetinkaya’ya psikolojik işkence iddiası
09:52 Tarihe geçen bir direniş: Tariş
09:40 Sanayicilerden lokavt kararı
09:39 ‘Kürtler dil ve kültür için bir arada olmalı’
09:38 Mızraklı ve Yılmaz’ı tutuklatan itirafçı Ayverdi’ye beraat istendi
09:29 Mardin kayyımı hayali meclis kurup müftülüğe arsa tahsis etti
09:17 Türk: Saldırıları bertaraf etmek için güçlü bir birliğe ihtiyaç var
09:15 Emekli olduktan sonra ihraç edildi, şimdi banka hesabı açamıyor
09:15 Diyarbakır’da yoksulluğun fotoğrafı: Ekmek bulamayınca 8 gün makarna yedik
09:14 Bağlar Belediyesi 228 bin TL’ye alınacak malzemeyi 825 bin TL’ye ihale etti
09:13 Tarihi yemenicilik canlanıyor
09:12 Jülide Kural: Konuşmaya, tartışmaya, anlamaya ihtiyacımız var
09:09 Grup Yorum üyelerinin aileleri: Çocuklarımızın çığlıkları duyulsun
09:08 Kemal Kurkut’un sanığı: TEM Şubeden 2 polisin ismini verdim, işlem yapılmadı
09:07 Vanlılar: Muhatap Öcalan'dır, çözüm İmralı'da
09:06 Devrim Ayık'ın avukatı: Bu koşullarda hayati tehlikesi bulunuyor
09:04 Kongre sürecini değerlendiren Temelli: Hedefimiz iktidarı değiştirmek
09:00 22 OCAK 2020 GÜNDEMİ
08:44 Bozyıl’ın cenazesi 17 ay sonra defnedildi
21/01/2020
23:47 Havalimanlarında ‘Corona’ virüsü uyarısı
22:23 Trump’ın azil süreci duruşması başladı
22:08 Bilim ve Sanat Vakfı’na kayyım atandı
21:58 Putin yeni kabineyi kabul etti
21:08 Kars Belediyesi Kültür ve Sanat kafeyi hizmete açtı
21:06 Çavuşoğlu,Barzani ve Aliyev ile bir araya geldi
20:06 Gazeteci Hacı Yusuf Topaloğlu tahliye oldu
19:49 BM: Dünya üzerinde yarım milyar kişi istihdamdan yoksun
18:48 16 kişinin gözaltı süresi 3’üncü kez uzatıldı
18:06 Savcı, Şule Çet davasında istinaf dilekçesini geri çekti
17:57 Rus savaş uçakları İdlib’i bombaladı: 6'sı çocuk 26 ölü
17:44 Kocaeli’de çocuğa cinsel istismar
17:41 Baş: Meclis AKP’nin oyuncağı mıdır?
17:21 İnfaz düzenlemesinde bazı suçlar kapsam dışı bırakıldı
17:15 Meclis toplanamadı: Oturuma sadece TİP Genel Başkanı Baş katıldı
17:09 CHP Sözcüsü Altay’dan Erdoğan’a FETÖ yanıtı
16:59 Cinsel istismar suçlamasıyla yargılanan erkeğin davası ertelendi
16:48 Katledilen Safiye Karakoç’un davası ertelendi
16:45 İmamoğlu: Muhatabım bakanlar değil
16:42 ‘Ahlat’taki kaçak yapıya af getiriliyor’
16:26 Takip ettiği kadını gasp etti
16:07 TGS’den tutuklu kadın gazeteciler için kitap kampanyası
14:53 Diyarbakır Barosu yüzde 330’luk su zammını yargıya taşıdı
14:31 'Tecride karşı sürekli mücadele'
13:52 HDP'den Kanal İstanbul ÇED raporunun iptali için dava
13:19 Çocuklarının kafasına silah dayandığını görünce kalp krizi geçirip öldü
13:11 Sîtav Yayınevi'nden 14 yeni kitap
13:08 Mahkemenin kayyım kararı nasıl değiştirildi?
13:00 Öcalan’ın avukatlarından görüşme başvurusu
12:59 Akyüz'ün katiline müebet ve 10 yıl hapis cezası
12:56 İzmir’de 12 HDP’li gözaltına alındı
12:01 HDP önündeki çadır kıraathaneyi kapattırdı!
11:15 Taşdemir'den kadınlara: HDP’de buluşalım
10:49 ‘Ulusal birlik için tarihi rol ve misyon iyi oynanmalı’
10:30 Tutukluların el ve ayakları kırıldı iddiası: Bakanlık açıklama yapmıştır!
10:09 Amed Şehir Tiyatrosu imece başlattı
09:46 Dersim’deki kaçak avcılıkta ‘takipsizlik’ kararı
09:15 Mikail Aslan: Dilimize sahip çıkalım
09:15 Nurcan Bakır'ı anlattılar: Tüm baskılara rağmen yaşamı seven biriydi
09:08 Av. Yılmaz: ‘Evlilik’ adı altında tecavüzün üstü örtülemez