‘Eskiden bir Esat Oktay ve köpeği Co vardı, şimdi yüzlercesi’

img

DİYARBAKIR - Adı dünyanın en kötü şöhrete sahip 10 cezaevi arasına giren Diyarbakır 5 Nolu, vahşete karşı 14 Temmuz 1982’de başlatılan ölüm orucu eylemiyle de tarihe kazındı. Bu vahşetin tanıkları, “Eskiden bir Esat Oktay ve köpeği Co vardı, şimdilerde yüzlercesi” dedi. 

“Biz yaşamı uğrunda ölecek kadar seviyoruz..." 1980 yılının 12 Eylül günü yapılan askeri darbe sonrası insanlık dışı uygulamalara sahne olan Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi ile birlikte tarihe geçen Kemal Pir’in bu sözü oldu. Ülkede giderek yükselen devrimci dinamikleri ezmek için cezaevinde kurulan işkence tezgahlarında farklı siyasi görüşten yüzlerce tutuklu Filistin askısından dışkı yedirilmeye cezaevinin iç güvenlik amiri Yüzbaşı Esat Oktay Yıldıran’ın “Co” isimli köpeğinin saldırısına uğramaya varan akıl almaz işkencelere maruz kaldı. Diyarbakır 5 Nolu, bu yaşananlarla dünyada zulmün ve vahşetin kol gezdiği en kötü şöhrete sahip 10 cezaevi arasına girdi. Politik tutukluların işkenceyle teslim alınmasının amaçlandığı bu vahşete karşı direnişin fitilini tutuşturan ilk isim, 21 Mart 1982 günü hücresinde bedenini Newroz ateşine dönüştüren PKK'nin öncü kadrolarından Mazlum Doğan oldu.  
 
O’nu aynı yılın 18 Mayıs günü "Dörtler" olarak bilinen Ferhat Kurtay, Eşref Anyık, Mahmut Zengin ve Necmi Öner izledi.
 
‘BENİM DEĞİL, BİR HALKIN SORUNU’
 
Cezaevi duvarlarını sarsan bu şehadetlerin ardından 14 Temmuz günü çıkarıldıkları mahkeme salonunda Mehmet Hayri Durmuş, direnişi bir adım ileriye taşıyarak ölüm orucuna başladığını duyurdu. Kürt halkı için suyun akışını değiştiren bu eylemini ise şu sözlerle ilan edecekti: "12 Eylül darbesinde geliştirilen askerileştirme politikası, tamamen kişiliksizleştirme ve ihanet ettirme politikasıdır. Biz burada düşüncelerimizi savunalım diye bugüne kadar bekledik. Ama ne yazık ki, artık bu da elimizden alınıyor. İhanet önümüze konuluyor. Zaten Mazlum ile Ferhatlar bunu protesto etmek için yaşamlarına son verdiler. Bizim de artık yaşamamızın ve yargılanmamızın hiçbir anlamı yoktur. Bunun için ölüm orucuna giriyorum. Bu mahkeme salonunda bizim şahsımızda bir halk yargılanıyor. Her türlü saldırıyla bir halk yok edilmek isteniyor. Bize yönelik uygulanan bu politikayı değiştiremeyeceğinize inanıyorum. Çünkü sizi aşan bir politikadır. Bu sorun yalnız benim sorunum değildir. Bir halkın sorunudur. Bu mahkemeye son gelişimdir. Bundan sonra gelmeyeceğim."
 
YAYDAN FIRLAYAN OK
 
Başlattığı eylemin daha ilk anda tedirgin ettiği duruşma hakimi; "Gel vazgeç bu işten Hayri. Sorunlarınızla ilgileniriz" dese de, o kararlılığını "Hayır! Artık ok yaydan fırlamıştır. Nasıl ki, oku geri getirmek mümkün değilse, benim de geriye dönüş yapmam mümkün değildir" sözleriyle gösterecekti. 
 
"Mezar taşıma borçlu yazın" diyen Hayri Durmuş, başlattığı bu eyleme katılan Kemal Pir, Ali Çiçek ve Akif Yılmaz ile birlikte yaşamını yitirdi. Fakat onların şehadetleri cezaevinde yeni bir dönem başlattığı gibi Kürtlerin tarihinde bir dönüm noktasına dönüşüp, ardıllarına bıraktıkları direniş mirasıyla son 38 yıla damgasını vurdu.  
 
15 Temmuz 2016’da gerçekleşen darbe girişiminin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) döneminden bugüne dek başvurulan politikalar ve yaşananlarla Türkiye, toplumun geniş bir kesimine göre adeta Diyarbakır 5 Nolu’ya dönmüş durumda. Yönetimdeki mevcut anlayışın kurduğu nizama aykırı ses çıkaran muhalif kesimler; baskı, şiddet veya hak ihlallerinin farklı tonlarıyla yüz yüze kaldı, kalıyor. 
 
Bugünü 5 Nolu ile özdeşleşmesine sebep olan en çarpıcı olaylardan biri ise, yerine kayyım atanarak görevinden alınan Van’ın Edremit ilçesinin HDP’li Belediye Eşbaşkanı Sevil Rojbin Çetin’in, 26 Haziran'da Diyarbakır'daki evine yapılan polis baskının köpekli işkenceye maruz kalması olayı oldu.  
 
Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi’nde kalıp, oradaki vahşete tanıklık eden isimlerden Mehdi Aslan, Arif Turgay ve Gani Alkan, ülkenin dünü ve bugününü kıyasladı.
 
KİTAP VE FİLMLERE SIĞMAZ
 
Dönemin tanıklardan Mehdi Aslan (65), 1979 yıllında Hayri Durmuş ile birlikte gözaltına alındı. O dönemin İl Jandarma Komutanlığı’nda 45 gün boyunca süren işkencenin ardından Diyarbakır Cezaevi’ne konuldu. 8 yıllık cezaevi sürecinin kitap ve filmlere sığmayacak kadar büyük olduğunu dile getiren Aslan, ölüm orucunun getirdiği kazanımların zincirleme bir şekilde bugünlere kadar geldiğini ifade etti. Aslan, birlikte geçirdiği zamanı anımsayıp, Hayri Durmuş’u şu sözlerle anlattı: “Bir bilim insanı, bir devrimci, bir doktor yani ne desen Hayri de vardı. Onunla ancak gözaltı sürecinde sohbet etme imkanımız oldu. Cezaevinde zaten birbirimize bakmamıza dahi izin verilmiyordu. Hayri, Kürt halkının özgürlüğü için canını feda etmekten çekinmeyen bir kişiliğe sahipti. Aynı şekilde Kemal, Akif ve Ali de.” 
 
DÜNDEN BUGÜNE 
 
Ölüm orucu eyleminin yankılarının bugüne kadar sürdüğünü vurgulayan Aslan, “En önemlisi de 5 Eylül 1983’teki isyandı. O gün tüm cezaevi, hep bir ağızdan söylenen ‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’ sloganları ile inliyordu. O gün başını yerden kaldırmayan, korkudan sesini edemeyenler hep bir ağızdan slogan atıyordu. Tabi bu ölüm orucundaki direnişin bir yansımasıydı. Onların bize bıraktığı mirastı. Ölüm orucu eyleminden sonra cezaevinde mecburi bir düzelme durumu gelişti. Çünkü devran tersine dönmüştü. İçimizdeki korku bitmiş, onların yüreklerine işlemişti” dedi. O dönem ile bugünkü koşulları karşılaştıran Aslan, içerisinde olunan bu dönemin daha da kötü olduğunu iade etti. Aslan, 12 Eylül döneminde gibi kaba işkencenin yanına bugün tekniki saldırıların da eklendiğini kaydetti.
 
ŞİMDİLERDE YÜZLERCESİ VAR
 
12 Eylül döneminde “örgüt üyesi” iddiasıyla kendisine verilen 24 yıl hapis cezasının onanmadan zaman aşımından düşürüldüğünü belirten Aslan, bugüne dair kıyaslamalarını şöyle sürdürdü: “Şimdi en ufak bir şeyde hemen örgüt üyesi iddiasıyla onlarca yıl ceza verilerek cezaevine gönderiliyor. O dönemin hukukunu aratan bir hukuk ile karşı karşıyayız. Gittiğimiz cenazeler, taziyeler, eşbaşkanlık döneminde yaptığımız çalışmalar suç delili olarak önümüze çıkıyor. Mahkemelerde bizi dinlemiyorlar bile. O dönem en azından bizi dinliyorlardı. Bu sadece hukuki boyuttu. Bunu ekonomik, sosyal, siyasal, toplumsal alanda da yürütüyorlar. Yani gelinen aşamada mezarlıklara saldırı, köpekli işkence, on binlerce kişinin tutsak edilmesi durumu var. Eskiden bir Esat Oktay ve köpeği Co vardı, şimdilerde yüzlercesi var. Ve hepsi neredeyse her gün toplumun üzerine salıveriliyor.” 
 
Fakat o dönem yaşatılan vahşete karşı gösterilen direnişin tanığı olan çocukların, şimdilerde de direnmeye devam ettiğini söyleyen Aslan, “Yapılan her vahşet, yeni bir direniş gerekçesi olmuştur. Yeni nesil özgürlüğün tadını aldı. Özgürlüğün kaybetmemek için direnecektir. Söylem ile pratiğin birleşeceği bir döneme giriyoruz” ifadelerini kullandı.
 
Arif Turgay (60) ise, 1982-1988 yılları arasında Diyarbakır Cezaevi’nde tutuklu kaldı. O dönem maruz kaldığı işkence izlerinin çıkarıldıkları duruşma salonlarında görülmemesi için cezaevi ile mahkeme salonu arasında bulunan İstikam Taburu’nda bir aydan fazla kadar süre yaralarının iyileşmesi için bekletildiklerini anlatan Turgay, bu vahşette karşı ortaya konulan direnişlerin cezaevlerinde var olan durumu ortadan kaldırdığını belirtti.
 
DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK
 
O günlerden bugüne ülkeye hakim olan zihniyetin aslında çok da değişmediğini söyleyen Turgay, “O dönem ki mahkemeler kendi iradeleri ile karar verebiliyorlardı, şimdi ise tek bir yerden verilen karar var. O dönemi aratan bir durum ile karşı karşıyayız. Şimdiki mahkemeler bir kişinin ağzına bakıyor” diye konuştu. Köpekli saldırılara işaret eden Turgay, “O zamanın baskı ve zulüm politikaları, bugün ‘modern’ bir şekilde karşımıza çıkıyor. Şimdilerde kullandıkları teknikler de farklı. En büyük tekniki saldırıları da psikolojik saldırıdır. O dönemde köpekli saldırı vardı. Esat’ın Co’su şimdi de yapılan ev baskınlarında köpekli saldırılarla gerçekleştiriliyor. Hakaret ve işkence de var tabi. Dışarda başlayan işkence cezaevlerinde devam ettiriliyor. Pandemi tehlikesi ile baş başa bırakılan, yani ölüme terk edilen on binlerce siyasi tutsak var” dedi. Turgay, ancak her zulüm karşısında direnişlerin yaşanmaya devam ettiğinin de altını çizdi. 
 
AMAÇ ONUR KIRMAK
 
Diyarbakır 5 Nolu’daki vahşeti birebir yaşayanlardan Gani Alkan, bu cezaevinde 8 yıl kaldı. Alkan, kaldıkları cezaevinin özel bir statüye tabi tutulduğunu ve bu statüye göre uygulamaların olduğunu dile getirdi. Cezaevi idaresinin Kemal Yarmak, Esat Oktay Yıldıran ve onlara bağlı özel ekiplerden oluştuğunu hatırlatan Alkan, saldırıların asıl amacının tutukluların onurunu kırmaya dönük olduğunu ifade etti. Alkan, cezaevindeki işkencelere karşı gösterilen direnişin, örgütlü bir şekilde alınan ölüm orucu kararı ile yeni bir karşı duruşun ortaya konulduğunu söyledi.
 
YÜZYILLARI AŞAN BİR DİRENİŞ
 
Alkan, verilen bu direnişin taşıdığı anlamı ise, şu sözlerle dile getirdi: "Mehmet Hayri, Kemal Pir, Ali Çiçek, Mazlum Doğan, Akif Yılmaz ve diğer arkadaşlar büyük bir sorumluluk bilinciyle yaklaştı. Dört duvar arasında seslerimizin boğuk kalmaması için, seslerimizin dışarıya yansıması ve mücadelenin büyütülmesi için hep çaba içinde oldular. Bu çığlığın, mücadelenin dışarıya yansıması için de siyasi savunma yapılmasına karar verildi. Savunmalarla içerdeki direniş dışarıya yansıtılabilirdi. Teslimiyete karşı direnişi örgütlemek anlayışıyla 14 Temmuz’daki tarihi direnişe hazırlıklar yapıldı. Bu arkadaşlar o sorumluluğun anlayışı içinde oldular hep. Ne yapması gerekeni çok iyi biliyordu. Kemaller, Hayriler, Aliler, hiç kimsenin birbirinden haberdar olunamayacağı, insani ilişkilerin bile kesik olduğu bir alanda böylesi büyük bir direnişi tüm cezaevine yayarak ve yüz yılları aşan bir direniş ortaya koydular.” Ölüm orucuna yatanların gösterdiği direniş sayesinde cezaevindeki baskı ve zulmün seyrinin önüne geçildiğini belirten Alkan, bu direnişle cezaevindeki binlerce insanın yaşamanın kurtarıldığını vurguladı.
 
12 EYLÜL DEVAM EDİYOR
 
Ölüm orucunda yaşamını yitirenlerin, yaşatmak için bedenlerini ölüme yatırdıklarını kaydeden Alkan, Kemal Pir’in “Biz yaşamı uğrunda ölecek kadar seviyoruz” sözünün direnişin simgesi haline geldiğine işaret etti. O günkü ruhun günümüzde de yaşatıldığını, 14 Temmuz'un hem direnişin hem de dirilişin tarihi olduğunu ifade eden Alkan, yok olmaya karşı var olmanın direnişle ortaya konulduğunu söyledi. Şu anki AKP zihniyetiyle o günkü zihniyet arasında hiçbir farkın bulunmadığını kaydeden Alkan,  “İlk zamanlar cezaevi direnişi geleneğimiz yoktu. Ama şimdi Mazlumlardan Hayrilere, Alilerden, Ferhatlara değin bir direniş geleneği, bir miras var. Bu miras ışığında sistemin baskılarına karşı konuluyor. Bugün Türkiye ve Kürdistan'daki tutsaklar, 14 Temmuz geleneğine sahip çıkarak teslimiyete karşı koyuyor. Bugün de içerden dışarıya, dışarıdan içeriye dönük büyük bir direniş sergileniyor. İçerdeki direniş dışarıyı, dışarıdaki direniş içeriyi besliyor” dedi.
 
'ZİHNİYET VARLIĞINI KORUYOR’
 
Birçok alanda yaşanan baskıya paralel olarak cezaevlerine yönelik bir baskı süreci başlatıldığını kaydeden Alkan, "O dönemi zihniyeti, şimdilerde hem cezaevinde hem yönetimde hem de yasalarda varlığını koruyor. Değişen tek şey var, o da yüzlerdir. Neredeyse her gün cezaevleri veya başka yerden bir işkence haberi geliyor. Daha geçen gün yapılan bir ev baskınında 'Ya sev ya terk et' baskısı yapıldı. Onun dışında Sevil Rojbin Çetin'e yönelik köpekli saldırı oldu. Bu saldırı esnasına fotoğrafın çekilmesi ve ölüm ile tehdit edilmesi. Tüm bunlar o dönemin eserleri, herkes bunun farkında. Esat ve Co'lar eskiden birken, bugün yüzlerce oldu" diye konuştu.
 
MA / Fethi Balaman - Fahrettin Kılıç

Diğer başlıklar

15:26 EŞİK: Danıştay kadınların hayatlarıyla oynuyor
15:08 Gazeteci Eser ve Topaloğlu'nun duruşması ertelendi
14:34 Ağırlaştırılmış müebbetle yargılanan sanığa 8 yıl ceza
14:32 Sancar MA’ya konuştu: Çözümün adresi Meclis’tir, hiçbir aktör göz ardı edilemez
14:26 Barış Anneleri'nden Emine Şenyaşar'a dayanışma ziyareti
13:58 Barış Anneleri Süleymaniye’de bir araya geldi
13:55 Düzce’de Kürt işçilere saldırı
13:51 Validebağ’da gönüllüleri ziyaret eden Yapıcı: Suç duyurusunda bulunacağız
13:47 'İntihar etti' denilen kadının katledildiği ortaya çıktı
13:43 Temel ve Dündar’ın yargılamasının durdurulması talebine ret
13:15 Meriç'e atılan mültecinin babasından yetkililere çağrı
13:07 Avukatlardan İmralı başvurusu
13:07 TJA’dan yeni dönem öncesi kadın buluşması
12:47 İşten atılan Ayşe Erim'in mücadelesi kazandı
12:46 Validebağ Korusu’nda gerginlik sürüyor
12:38 Başkan temaslı çıkınca Kobanê Davası'na iki gün ara verildi
12:33 'Turunçlu Arıtma Tesisi kapatılsın'
12:29 Elazığ Cezaevi’nde ağız içi arama dayatılıyor
12:19 Meksika’da günde en az 10 kadın ve kız çocuğu katlediliyor
11:56 Emine Şenyaşar'dan avukatlara dayanışma çağrısı
11:49 Vartinis Katliamı davası: Alay Komutanı Karaoğlu hakkında tutuklama kararı
11:39 Kayyım mahallelinin tandırlarını yıktırdı
10:56 6 ayda bin 98 hak savunucusu gözaltına alındı
10:45 Gazeteci Sarya: Suriye'nin geleceğini bölge halkı belirleyebilir
10:45 Avukat Maçoğlu: Kobanê dosyasında unutulan belge araştırılırsa kumpas ortaya çıkacak
10:36 Bölgede HDP'nin oyları artarken, AKP'ninkiler eridi
10:18 Yüzde 98 engelli kişi tutuklandı
10:01 Katledilen kolberlerin cenazesi saatlerce güneş altında bekletildi
09:27 İnfazı yakılan tutukluya 9 yıl fazla ceza yazıldı
09:27 Validebağ Korusu'na polis eşliğinde baskın
09:26 3 kentte ev baskınları: 9 kişi gözaltında
09:11 Federe Kürdistan'da son 6 ayda 4 bin kadın başvurdu
09:11 Polis aramada sigara içen şoförü darp etti
09:10 Yeni yapılaşma için köyler imara açıldı
09:09 Kaçak plastik işletmeleri zehir saçıyor, belediye izliyor
09:08 Ailesi katledilen İzol adliye önünde: Sadece adalet istiyoruz
09:07 Kadınlar mitinge hazırlanıyor: Özgürlüğümüz için evlerden çıkıyoruz
09:06 Anadilde müziği renklerle öğreniyorlar
09:04 15 milyon TL'lik 6 ihalede usulsüzlük
09:03 Tutukluların şikayet dilekçesi başgardiyanda takılıyor
09:02 Gözlerini kaybeden tutuklunun şikayetine ‘ispata muhtaç’ savunması
09:01 ‘Yeni Yüksekova’ çalışması bitmiyor
09:00 21 EYLÜL 2021 GÜNDEMİ
08:33 Barınamayan öğrencilerin eylemi sürüyor
20/09/2021
23:46 Ankara’da 'Barınamıyoruz' diyen 9 öğrenci gözaltına alındı
23:02 Yolcu otobüsüne saldırı: 2 yaralı
22:51 Erdoğan'dan 'yurt' eleştirilerine yanıt
22:34 Rusya’da seçim sonuçları belli oldu
22:06 İzmir’de üniversite öğrencileri çadır nöbeti başlattı
21:07 Koronadan 231 kişi daha hayatını kaybetti
20:24 Çelemoğlu'nu katleden Çetin'in HTS kayıtları incelenecek
20:12 Uğur Tekstil çalışanları: Sendika hakkımız engellenemez
20:06 Suruç Aileleri İnisiyatifi: Dava kapatılmak isteniyor
19:36 BTS'nin oturma eylemi 36’ncı haftasında
19:27 Gökkan’ın avukatları mahkemeyi HSK’ye şikayet etti
19:16 Eğitim Sen: 19 milyon öğrenci kaderine terk edildi
18:45 Heymans: Türkiye’de Torosların yerini Transporter aldı
18:31 Musa Anter ödülleri sahiplerini buldu: Mirası özgür basın emekçileri devraldı
17:58 Bitlis’te sokağa çıkma yasağı
17:51 Gabar’da yangı yayılıyor
17:37 HDP eski Milletvekili Kocaman tahliye edildi
17:29 Cizre’de ‘Özgürlük zamanı’ buluşmaları sürüyor
17:10 Adıyaman'da 339 ev karantinaya alındı
17:08 Cenevre’deki mahkemede konuşan Keskin: İşkence bir devlet politikası
16:57 Apê Musa mezarı başında anıldı
16:30 Türkiye'nin bombardımanında 2 kolber hayatını kaybetti
16:30 Kobanê Davası yarına ertelendi
16:26 Silvan’da bir kişi gözaltına alındı
15:47 Kobanê Davası’nda savunma yapan Tan: MYK toplantısına katılmadım
15:46 Av. Özdoğan: Yargılama siyasi bir partinin odasında başladı
15:36 Türkiye, Cenevre’de yargılanıyor: Kürtlere yönelik ayrımcılık ve işkence arttı
15:10 4 yakını katledilen İzol yine 'adalet' istedi
15:07 Ağaç kıyımı AKP'li belediye başkanını da isyan ettirdi
14:42 Zam talep eden saya işçileri iş bıraktı
14:41 Kadın avukatlardan Emine Şenyaşar'a destek
14:34 Müteahhitler zamlara karşı iş bıraktı
13:49 Ferhat Tepe’nin fotoğrafına yasak: Örgüt bağı araştırılıyor!
13:20 Taliban’dan kadın belediye çalışanlarına ‘evde kalın’ talimatı
13:16 Kobanê eylemlerinde kaç YPG'li tedavi edildi?
13:08 Afganistan’da Kadın Bakanlığı’nın kaldırılması protesto edildi
13:07 HDP’li gençlerden uyuşturucuya karşı etkinlik
13:05 'Barınamayan' öğrenciler geceyi sokakta geçirdi
12:53 Buldan'dan 'kumpas davası' çıkışı: Gerçek suçlular korunuyor
12:33 Gözaltına alınan İranlı 9 Kürt ÖSO’ya teslim edildi
12:33 Leyla Güven'e 'renk' gerekçesi: Bölücü elbise cezaevine giremedi!
12:29 Hasta tutuklu Şahin: Tedavi hakkım engelleniyor
12:28 503 cenaze kimsesizler mezarlığında bekletiliyor
12:27 İbrahim Ayhan mezarı başında anıldı
12:05 Kobanê Davası: İddianamenin omurgasını oluşturan ifadeler dosyada yok
11:50 Ekolojist Akyıldız: Tarihte görülmemiş doğa kırımı yaşanıyor
11:33 Şenyaşar: Bu zulmü dayanışmayla sonlandıracağız
11:22 Gazeteci Durket Süren’in duruşması ertelendi
11:22 Bir zamanlar değirmene şimdi ise köye hayat veriyor!
11:02 Apê Musa katledildiği sokakta anıldı
10:45 Kobanê Davası'nda gazeteci ve izleyicilere engel
10:32 Vartnis Katliamı duruşmasına dayanışma çağrısı
10:30 Efrîn'de Kürtçeye yasak!
10:29 Yeni Yaşam ‘Apê Musa'nın kalemiyiz’ manşetiyle çıktı
10:28 Yousif Ismael: ABD Suriye'den çekilir, Irak’ta kalır
10:04 Herkesin değerini teslim etmeye mecbur olduğu gelenek