Prof. Dr. Yeldan: Kanal İstanbul 2023’te işsizlik ve şiddet dalgasıyla geri dönecek

img

ANKARA - Türkiye’nin rant üzerinden büyüme modeli izlediğini belirten Prof. Dr. Erinç Yeldan, Kanal İstanbul’un yapılması halinde yüzde 3 büyümeye ulaşılabileceğini ancak bedelinin 2023’te yeni bir işsizlik ve şiddet dalgasıyla topluma geri döneceğini söyledi. 

 
Dünya genelinde sabit sermaye yatırımlarının ve uluslararası ticaret artış hızının düşmesi, imalat endekslerinin gerilemesi, küresel işsizliğin artması ve buna bağlı olarak küresel büyümenin yerlerde sürünmesinin 2020 yılında da devam etmesi bekleniyor. Dünya sisteminin içine girdiği durgunluk halini aşmak için başvurduğu parasal genişlemenin işe yaramayacağı ise uzmanların ortak kanaati. Resesyon ve finansal krizin 2020’de de devam edeceği ülkelerden biri de Türkiye.
 

Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erinç Yeldan, 2020 yılında dünya ve Türkiye ekonomisine dair sorularımızı yanıtladı.

 
 Dünyada uzun süreden bu yana yaşanan ekonomik krizin asıl nedeni nedir?
 
21’inci yüzyıl kapitalizmin en temel sorunu, üretimin sürdürülebilir bir şekilde yaratılamaması, sermaye birikiminin tıkanması ve teknolojik genişlemenin üretimdeki verimlilik ve artışların son 60 yıldan bu yana en cılız tempoda devam etmesidir. Şöyle bir geriye baktığımızda dünya ekonomisi, İkinci Dünya Savaşı sonrası, 1940-50’lerde gerçekleştirilen montaj hattına dayalı teknoloji atılımından bu yana benzer bir teknolojik atılım gerçekleştiremedi. Ta ki 1970’lerin ortalarına kadar. 1970’lerle birlikte yatırım temposu geriledi ve sanayiler, teknolojiler olgunlaştı. Böylece yeni bir ivme gereği ortaya çıktı, fakat o da bir türlü gerçekleşemedi. Ta ki 1990’lara kadar. 90’lardan sonra baktığımızda da dünyanın en büyük online alışveriş platformlarından Alibaba, Amazon gibi büyük internet  pazarlama şirketleri çok ünlü atılımlar gerçekleştirmiş, fakat bunlar da üretimin belli bir artışına yol açacak denli olmamıştır. Daha çok üretilmiş malı kolay pazarlama işlevi gördüler.
 
Finans sistemi değer üretmiyor mu?
 
Finans sistemi özü gereği değer üreten bir sistem değildir. Zaten üretilmiş değeri, mamul malı yeniden değerlendiren, işte türev enstrümanlar, borsalar, repo yani dünyayı finans çorbasına çeviren üretilmiş değerleri yeniden değerlendirir. Dolayısıyla yeni değer üretmeyen ama üretilen değeri de neredeyse sabun köpüğü gibi sakinleştiren ve kapitalizmin bu tıkanıklığı da bu finansal değerlendirmelerde elde edilen finansal rantlarla gideriyor. Bir sanal değerler dünyası. O yüzden kapitalist sistemin içinde bulunduğu en büyük sorun verimlilik artışı.
 
Kapitalist sistemin içinde bulunduğu en büyük sorunu verimlilik artışı olarak tanımladınız. Peki, verimlilik artışının sağlanmadığı bu sistemde büyüme neye göre oluyor?
 
Tam da buraya değinecektim. Üretkenlik sağlayamama sorununa bağlı olarak büyüme yapay yollarda gerçekleşiyor. İşte ABD miktar kolaylaştırıcı operasyonlar gerçekleştiriyor. Trump, büyük oranlı vergi indirimleriyle mali destek sağlıyor. Yine Türkiye’ye bakın, kamu bankalarını tüketimi pompalamak, tüketimi kamçılamak üzerine yönlendiriliyor. Bu da geliri sürdürülebilir bir şekilde yaratılmaması, ama sürekli olarak bir saman alevi gibi genişleyen sonra bu kaynaklar kuruduğundan çöken, çok aşırı dalgalı ve ileriye dönük beklentilerde umutsuzluk kaygı ve buna dayalı gerginlikler yaratan bir olguya dönüşüyor.
 
 Türkiye ekonomisinde yaşanan çalkantılı büyüme sorununun kaynağı yapay büyüme mi?
 
İstihdam yaratma kapasitesi az olan ve üzerine ‘Made in Turkey’i yapıştırıp ‘İşte biz Avrupa’nın her yerinde Türk malları satıyoruz’ algısını oluşturdular. Yani Türkiye bir nevi taşeron bir atölyeye dönüştü.
 
AKP ekonomi yönetimi iktidara geldiği vakit, dünya ekonomisinin genişleme konjonktüründe olduğu bir dönemdi. Bunun dışında ABD finansal döviz, yani dolar üretiyordu o dönem. Çin ise mal üretiyordu. ABD, Çin ve Avrupa ile olan ticaretinde olağanüstü bir dış ticaret açığı veriyordu ve o açığı kapatmak için de dolar basıyor, borsa ürünleri satıyordu.  Şimdi o dönem Türkiye de yüksek faiz vererek, o sıcak parayı çekti ve hızlı bir genişleme aşamasına girdi. Fakat bunun bedeli ithalat ile rekabet edemeyen tekstil gibi yerli sanayileri vurdu. Rekabet etme şansı olan otomotiv, makine teçhizat gibi sanayilerde yurt dışında makineyi ucuz dövizle ithal edip, Bursa’da, Eskişehir’de monte ediyordu. Düşük katma değeri, yüksek dış borç ve yüksek ithalata dayalı… 
 
Dolayısıyla istihdam yaratma kapasitesi az olan ve üzerine ‘Made in Turkey’i yapıştırıp ‘İşte biz Avrupa’nın her yerinde Türk malları satıyoruz’ algısını oluşturdular. Yani Türkiye bir nevi taşeron bir atölyeye dönüştü. Parçalar geliyor, monte ediliyordu. Bu durum Türkiye’deki yerli sanayinin arasında ki girdi çıktı bağlantısını koparttı. İkincisi yapısal anlamda işsizlik üretti. Bakın Türkiye’nin büyüme rekorları kırdığı dönmelerde bile işsizlik çift haneden düşmedi. Bunun nedeni Türkiye’nin ithalata dayalı dış borçlanmayı yaratan sıcak para akımının cazibesiyle büyümeyi hedefleyen, sürdürülemeyen çarpık büyüme stratejisidir.
 
Yerli otomobil tartışmaları kapsamında soracak olursak aynı strateji hala devam ediyor mu?
 
Kesinlikle devam ediyor. AKP ekonomi idaresi hala aynı modeli yaratma telaşında. Büyük bir magazin allayıp pullamasıyla sunulan yerli ve milli otomobilin bile aslında çok önemli parçaları ithal ediliyor. Türkiye’de üretilen bir motor sanayi değil, yine dışarıdan ithal edilen parçaların Türk tasarımına dayalı olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla Türkiye ulusal ekonomisinde girdi çıktı bağlantıların, yani Türkiye’de üretilen ara malların Türkiye’de üretilen tasarımla nihai ürüne çevirecek bağlantıların tahrip edildiği, kopartıldığı bir sanayi yapısına dönüştü. Dışarıdan ithalat yapabildiği sürece üretim yapabiliyor ve döviz pahalılaşıp dışarıdan gelen sıcak para kuruduğu vakit de üretim yapamaz hale geliyor. Türkiye’de ‘Dövizi ucuz tutalım, ithalatı ucuz yapalım, o ucuz ithalat yoluyla üretim yapalım’ mantığı değiştirilmediği sürece Türkiye’de ne kalıcı sürekli sürdürülebilir büyüme olacaktır ne de işsizlik ya da düşük ücret şantajına dayandırılmış eşitsizi bir ivme yol alacaktır.
 
 Türkiye ekonomisi için yüzde 3 büyüme oranından söz ediliyor. Siz nasıl öngörüyorsunuz?
 
 Bir taraftan yoksulluk bir taraftan zenginlik yaratan çarpık ve sürdürülemez bir büyüme olacağı için, bunun bedeli bir sonraki döneme yani 2022’ye, 2023’e yeni bir işsizlik dalgası, yeni bir şiddet dalgası olarak gündeme gelecektir.
 
Şimdi bir genelleme yapacak olursanız, Türkiye ne zaman yurt dışında ucuz döviz çekebilmişse, uluslararası sermayeyi Türkiye’ye çekebilmişse, Türkiye büyüme kaydetmiştir. Ne zaman ki sermaye girişleri yavaşlamışsa, Türkiye ekonomisi krize sürüklenmiştir. Bu genel bir kaide. AKP ekonomi idaresi Türkiye’nin kendine özgü bu yeni ‘anayasal rejimini’ meşru kılabilmek için büyüme yaratmak zorunda. O yüzden merkez bankası kaynakları, imar rantları, Kanal İstanbul’u hepimiz biliyoruz. Bu yollarla finanse edilen yapay bir ivmeye ihtiyacı var. Türkiye yüzde 3-4 arası büyümeyi finanse etmek için Kanal İstanbul’u gerekli görüyor. Bunlar sağlanırsa, evet. Türkiye yüzde 3-5 oranında büyüyebilir. Bunlar gerçekleşirse, hatta çeyrek bazda yüzde 7-8 bir sıçrama yaratılabilir. Fakat altını tekrar çiziyorum; bir taraftan yoksulluk bir taraftan zenginlik yaratan çarpık ve sürdürülemez bir büyüme olacağı için, bunun bedeli bir sonraki döneme yani 2022’ye, 2023’e yeni bir işsizlik dalgası, yeni bir şiddet dalgası olarak gündeme gelecektir.
 
 Özetle ekonomideki büyümenin ana kaynağı rant mı? 
 
Şuan gözlenen iki tane kaynak var. Şehir hastaneleri ve kentsel dönüşüm yoluyla yaratılacak rantlar.  İkincisi de Ortadoğu petrol sermayesine dayalı imar rantları. Yeni bir İstanbul tasarlanması planlanıyor. İstanbul tüketildikten sonra İzmir, yavaş yavaş cilalanmaya başlandı bile. Sürekli betona dayalı ve tek seferlik rantların realize edilmesine dayalı büyümeden bahsediyoruz.
 
 Üretim maliyeti içerisindeki emeğin payı sorununu 2020 yılı özelinde nasıl değerlendirmek gerekir?
 
Net bir ipucumuz var aslında. Geçen haftalarda açıklanan asgari ücret, Türkiye’de ücretin belirleyicisi olarak çalışıyor. DİSK araştırma merkezi bu verileri net bir şekilde açıkladı. Türkiye’de ortalama ücret ile asgari ücret arasındaki ücret yüzde 20’nin altına düşmüş durumda. Ücretlilerin yüzde 80’i asgari ücretin düzeyinde çalışıyor. Asgari ücret, yoksulluk ücreti olarak tüm Türkiye’nin ücretini belirler halde. Onunla beraber emekli maaşları gibi bir dizi veya yan ödeme gibi maaş ve ücret ödemesi de aslında asgari ücrete endeksli. Yine kıdem tazminatı da öyle. Asgari ücret hedeflenen enflasyona göre yüzde 5, yüzde 5,5 şeklinde amaçlandı. Bu hafta açıklanan enflasyon yüzde 11 oldu ve çok büyük bir olasılıkla Türkiye 2020 yılının ilk 6 ayını, çift haneli enflasyon haneleriyle geçirecek. Böylece reel olarak ücretler 2020 boyunca aşılmış olacak. Şimdi yüzde 3, yüzde 4 gibi bir büyüme gerçekleşirse, ücretli emeğin yüksek işsizlik koşullarında milli gelirden aldığı yüzde 3’lük bir refah kaybı  ve yüzde 4’lük genel bir reel üret kaybı ile birleştiğinde; en az yüzde 5 ile yüzde 8 arasında pay kaybına neden olacağı açık. 2020’nin ücretli emeği, Türkiye’deki bu çarpık büyümenin bedelini ödeyeceği bir dönem olacağı anlaşılıyor.
 
Döviz kurlarındaki hareketlenmeler 2020 yılında da devam edecek mi?
 
 Ekonomi teknik bir sıkıntı değil, toplumsal bir sıkıntı ve bunun sonuçları da domino taşı gibi toplumun her yerine dağılıyor. Trafikte, okulda, sırada, evde, sokakta kavga eden tahammülsüz bir topluma dönüşmüş durumdayız.
 
Önümüzdeki sene dövizin ne durumda olacağına yönelik bir tahminde bulunmak oldukça zor. Enflasyonun baz etkisi nedeniyle bir önceki yılla karşılaştırıldığında Eylül-Ekim ayında yüzde 8,5, yüzde 9,5’a çekildi. Döviz kurunda herhangi bir hareketlenme de yoktu.  Sonra birdenbire neredeyse yüzde 5’in altına inerek herkes yanıldı. Öyle ki AKP ekonomi idaresinin bir umut içine girdiği bir dönemde, birdenbire dolar 6 TL’ye dayandı. Bunu açıklayacak onlarca neden var. Bu işin özünde belirsizlik ve güvensizlik yatıyor. Vatandaş ekonomi idaresine inanmıyor ve bu siyasi idareye inanmıyor. Zor durumda olan şirketlerin hangisi batacak, hangisi kurtarılacak iktisat değil, siyaset karar veriyor.
 
 Merkez Bankası geçtiğimiz yıl içerisinde yüzde 24 olan faiz oranlarını yüzde 12’ye çekti. Faiz indirimleriyle sorun çözülecek mi?
 
Bu bir inatlaşma. Burada iktisadi realite değil, doğrudan doğruya bir emir komuta zinciri içerisinde sürdürülen bir para politikası anlayışı var. Düşük faizin yarattığı talep dönüp dolaşıp ithalat olarak karşımıza çıkıyor. İthalat talebinde dövizi yükseltiyor. Faiz ve enflasyon arasındaki ilişkiyi döviz kuruna değinmeden açıklayamazsın. Birisi birinin nedenidir anlamına gelmez. Sorun ne yazık ki iktisadi veriler ve iktisat teorileriyle açıklanacak bir sorun değil, sorun tamamıyla siyasi bir irade meselesi.
 
Özellikle 2019 yılında artan intiharları da değerlendirirsek, ekonomideki gidişattın toplumsal krize dönüşme ihtimali var mı?
 
İktisadi şiddet elbette toplumsal şiddeti besler. İktisadi şiddetin yarattığı psikolojik baskı ne yazık ki sadece Türkiye’de değil, gelişmiş Japonya’da, Hindistan’da da var. Ekonomi teknik bir sıkıntı değil, toplumsal bir sıkıntı ve bunun sonuçları da domino taşı gibi toplumun her yerine dağılıyor. Buradaki en büyük sorun; Türkiye’ye giydirilen ucuz ithalat ve ucuz işgücü modeli. Bir yoksulluk tuzağı, Türkiye’de yoksulluk sürekli üretilen bir süreç olarak karşımızda. Bu kadar eşitsizlik, hem coğrafya açısından hem fırsat eşitsizliği bakımından sürdürülebilir bir olgu değil. Türkiye’de gelir eşitsizliğinin dayandığı oranlar artık resmi rakamların dışına çıkmış durumda. Eğitimli iş gücü özellikle eğitimli kadın iş gücü ciddi anlamda fırsat eşitsizliğiyle karşı karşıya kalan bir toplumuz. Bunun sonucunda intiharlar, boşanmalar, aile içi şiddet, komşuya yönelik şiddet şeklinde karşımıza çıkıyor. Trafikte, okulda, sırada, evde, sokakta kavga eden tahammülsüz bir topluma dönüşmüş durumdayız.
 
MA / Selman Güzelyüz - Emrullah Acar

Diğer başlıklar

00:19 Urfa’da bir mahalle ve 4 bina karantinada
02/06/2020
23:33 Kabil'de camiye bombalı saldırı: 2 ölü
22:56 SOHR: Türkiye İdlib’e yeni bir sevkiyat yaptı
21:49 AKP ve CHP arasında polis ve bekçi şiddeti tartışması
21:45 Oluç’tan bekçilere ilişkin yasa teklifi açıklaması
21:17 Ali İsmail Korkmaz saldırıya uğradığı yerde anıldı
21:11 PEC: 127 gazeteci Kovid-19'dan yaşamını yitirdi
20:32 Tuzluçayır'da Gezi anmasına müdahale
20:11 İşkenceye uğrayan M.E.C ile F.A tutuklandı
20:07 Kovid-19 tablosu: 22 ölüm, 786 yeni tanı
20:01 Libya’da ateşkes görüşmeleri yeniden başlayacak
19:43 Erdoğan başkanlığında MGK toplantısı
19:19 HDP’li Öcalan’dan Barış Çakan tepkisi
19:06 Dink Vakfı'nı tehdit eden ikinci kişi tutuklandı
18:31 Meclis’te kayyım tepkisi: Faşizmdir
18:26 Barış Çakan cinayetinin sanıklarından ‘ezan’ çelişkisi
18:22 Polis şiddetini protesto eden Gençlik Örgütleri’ne müdahale
18:07 HDP Gençlik Meclisleri: Irkçı politikalardan vazgeçin
17:54 İşkenceye uğrayan M.E.C ve 2 kişiye tutuklama istemi
17:19 Barış Çakan cinayetinde aile neden ifade değiştirdi?
17:08 Kültür sanat örgütlerinden Kürtçe açıklaması
17:06 CHP’li Yıldırım tahliye edildi
17:05 İzmir Kent Konseyi'nden mülteci raporu
16:53 Dink Vakfı'nı tehdit eden ikinci şüpheli adliyeye çıkarıldı
16:32 Danıştay Karaburun’da RES’in önünü açtı
16:31 Avukatlardan İmralı başvurusu
16:16 DEDEF'ten toprak tahsisine karşı kampanya
16:13 HDP'li belediyeden ücretsiz maske dağıtımı
16:02 DBP: ABD'deki isyan ayrımcılığın birikimidir
16:01 1273 isimden Timtik ve Ünsal’e çağrı
15:55 Barış Çakan açıklamasına polis engeli
15:43 İHD: Raporları dikkate alın, hasta tutukluları bırakın
15:34 İşçiler işe iadelerini istedi
15:30 SES üyelerinden ‘geçici görevlendirme’ tepkisi
15:22 Belediye eşbaşkanları tahliye edilmedi
15:06 Ücretsiz izne çıkarılan sağlık çalışanlarından tepki
14:37 Sağlık Platformu uyardı: Birinci dalga tehlikesi sürüyor
14:34 Sürgün protestosuna müdahale
14:20 Meslek örgütleri: Amaç iktidara bağlı yandaş bürolar kurmak
14:18 Ağrı'da bir ayda 3 şüpheli ölüm: Evler cinayet yeri
14:01 Kürt siyasetçi Muhsin Melik anıldı
13:53 Diyarbakır Demokrasi Platformu: Kutuplaştırıcı dilden vazgeçin
13:44 Rusya: İkinci parti S-400 için Türkiye'yi bekliyoruz
13:41 Dozgin Temo tahliye edilmedi
13:32 İşkence gören M.E.C. adliyeye çıkarıldı
13:25 BTS yürüyüşü başladı: Biat eden memur olmayacağız
13:22 Ankara'da 391 sağlıkçı Kovid-19'a yakalandı
13:20 Barış Çakan için Kürtçe şarkı seslendirdiler
13:08 Dolmuşçular ihale komisyonu üyelerini darp etti
12:52 BTS'nin 'sürgün' yürüyüşüne engel
11:38 'Polis şiddetinin artması cezasızlıktan kaynaklanıyor'
11:36 Valilikten Grup Yorum konserine ‘izin' çıkmadı
11:22 BTS: Sendikamızı düşman ilan ettiler
11:15 Süryani Mezarlığı'ndan çıkarılan kemiklere ne oldu?
11:05 İzmir’de 11 bin 655 askıda fatura ödendi
11:04 ‘Hasta tutuklular için düzenleme yapılmalı’
09:36 Baba Çakan’a 'ezan' ve 'Kürtçe' telkini: Ama bir müzik var
09:02 Güneşin doğuşuyla Erek Dağı'nın yolunu tutuyor
09:01 Kayyımın mağdur ettiği işçiler: Bu işkence artık bitsin
09:00 Barış Annesi'ne 106 soruşturma
09:00 Bit Pazarı da evin önü de yasak
09:00 Prof. Tolunay: Doğaya müdahale bumerang gibidir
09:00 02 HAZİRAN 2020 GÜNDEMİ
08:40 Yaralanan askerlerden 2’si yaşamını yitirdi
01/06/2020
23:40 Gezi'de yaşamını yitiren Atakan anıldı
23:30 Siirt’te zırhlı araç devrildi
22:27 Kalın ve O’Brien telefonda görüştü
21:46 Bahçeli’den erken seçim açıklaması
21:42 Washington’da 2 günlük sokağa çıkma yasağı
21:08 'Sağlıklı bir yaşam için doğa talanına son verin'
21:03 Mardin'de şüpheli kadın ölümü
20:50 Emek ve Demokrasi Güçleri’nden Gezi anması
20:30 Gabar Dağı’na havan atışları
20:21 Taksim Dayanışması: Gezi özgürlük ve adalet umududur
20:04 Barış Annesi Tekin hayatını kaybetti
20:00 Türkiye’de can kaybı 4 bin 563’e yükseldi
19:54 ÖHD’den tahrip edilen Sisê Mezarlığı raporu
19:36 Ölüm orucundaki avukatların dosyası incelemeye alındı
19:09 Polis müdahalesine rağmen Sarısülük anıldı
19:04 Grup Yorum’dan konser duyurusu
18:44 Barış Çakan'ı öldüren 3 kişi tutuklandı
18:26 Fahrettin Altun’dan Barış Çakan açıklaması
18:21 Efrin’de şiddetli patlama
18:09 Kaçmaz: Çakan’ın ailesine baskı kuruluyor, gerçek örtbas ediliyor
17:47 Kayyım mahkeme kararına rağmen inşaatı durdurmadı
17:28 Ankara’da Ethem Sarısülük anmasına müdahale
17:18 TCDD'den ‘yürüyüşe izin vermeyin’ talebi
17:16 Mayıs ayında 21 kadın katledildi
17:10 EBSO'dan ‘meslek hastalığı' telaşı
17:03 Yasak kalktı otogar taştı
17:00 Suya kapılan çocuk yaşamını yitirdi
16:56 DBP: İşkence yasallaştırılıyor
16:30 İHD: Deliller Minnesota Sözleşmesi'ne aykırı toplandı
16:29 Barış Çakan’ın dedesi ve kuzenleri: Kürtçe müzik yüzünden öldürüldü
16:14 DTK: Kürtler ve siyahlar faşizme karşı susmadı
16:12 Barış Çakan toprağa verildi
15:31 Nurcan Polat’ı öldüren eşi tutuklandı
15:27 Barış Çakan'ın öldürülmesine Hakkari'den tepki
14:37 ‘Adana Afet Bölgesi ilan edilsin’ talebi
14:34 Kürt Ulusal Birliği Partileri: Türkiye çözüme engel