'Hem iş hem de evine bakarsın anlayışını kabul etmiyorum'

  • kadın
  • 09:04 11 Ağustos 2018
  • |
img
İSTANBUL – Ev içinde görünmeyen emeğin ataerkillikten beslenen anlayışın sonucu olduğunu söyleyen öğretmen Arzu Küçük, ev içi emeğin çoğu zaman duygusal baskıyla da kurulduğunu belirterek, "Hem iş hem de evine bakarsın anlayışını kabul etmiyorum" dedi. 
 
Kadınların çalışma yaşamında maruz kaldığı cinsiyetçi iş bölümü, kamusal alanın her yerine sirayet ederken, ev içinde ise “görünmeyen emek” olarak ortaya çıkıyor. Emek mücadelesinde ikinci konuma düşen ve görmezlikten gelinen kadınlar, toplumsal cinsiyet rolleriyle yeniden üretilen ve karşılığı olmayan işlere maruz bırakılıyor. Bu durumun devamlılığını sağlamak adına da çıkarılan çeşitli yasalarla ev içine hapsedilmek isteniyor. 
 
Kadınlar “görünmeyen emek”,  “ev içi emek” kavramları üzerinden emek mücadelesinin kendileri için ne anlam ifade ettiğini anlattı. 
 
MÜLAYİM: CİNSİYETÇİ İŞ BÖLÜMÜNE İTİRAZIM VAR
 
Kadınların görünmeyen emekten değil de sadece çalıştığı iş kolundan emekli olunabildiğini söyleyen ev emekçisi Meliha Mülayim (61), ev içi emeğin kadına her türlü yüklenilmiş cinsiyetçi rollerle bezeli olduğu görüşünde. Cinsiyetçi iş bölümünün kaldırılarak adil bir şekilde bu rollerin eşitlenmesi gerektiğini savunan Mülayim, “Benim emek mücadelesindeki tanımım iş paylaşımıdır. Buna itirazımız var. Kadınların işini kolaylaştırmak ve ev işleriyle haşır neşir olmamaları için her mahallede kreş yapılmasını talep ediyoruz. Bu aynı zamanda çalışan ve çalışmayan kadın açısından kolaylık olacağı gibi ev içine hapsedilen anlayışı yıkmaya da yardımcı olacaktır. Ben böyle görüyor ve düşünüyorum” dedi. 
 
KÜÇÜK: ATAERKİLLİKTEN BESLENEN ANLAYIŞIN SONUCU
 
Görünmeyen emeğin 7 bin yıllık ataerkillikten beslenen anlayışın sonuçlarından biri olduğunu söyleyen ev emekçisi Arzu Küçük (28) de bu durumu ortaya çıkaran asıl nedenin özel mülkiyetin erkeğin eline geçmesiyle başladığını ifade etti. Ev içi emekten kadının sorumlu tutulmasının kapitalizm ile ataerkilliğin anlaşması olarak değerlendiren Küçük, “Kadın bunun üzerinden ev emekçisi olsa da olmasa da ev içi bütün emeği üstlenmek zorunda kalıyor. Bu aynı zamanda sistemin kadına dayattığı bir şeydir. Erkekler ise en iyi şekilde bundan yararlanıyor. Her gün işlerine gidip evlerine geldikleri zaman temiz bir evde ve bütün ev içi ihtiyaçlarının karşılandığı bir durumla karşı karşıyalar. Bu durum onlara normal geliyor. Bu durumu devam ettirebilmek adına da erkek tahakkümüne tam gaz sahip çıkıyorlar” diye belirtti.
 
‘ÇOĞU ZAMAN DUYGUSAL BASKIYLA ŞEKİLLENDİRİLİYOR’
 
Ev içinde şiddet ve kamusal alanda da taciz olayları ile erkek baskısının arttığına dikkat çeken Küçük, şunları söyledi: “Bu baskı buralarda karşımıza çıktığı gibi aynı zamanda duygusal baskı, olumlayarak onu çok sevdiği ve bu işleri yaptığı için çok mutlu olduğu üzerinden de gerçekleşebiliyor. Bütün bunlar üzerinden kadınlarda şöyle bir şey ortaya çıkıyor. Gerek şiddet ve tehditle gerek olumlamayla bütün vakitlerini ev içinde temizlik, çamaşır ve bakım hizmetleri ile geçirdikleri bir şey ile karşılaşıyoruz. Çalışan kadında da bundan farklı bir şey olmuyor. Kadın çifte mesai yapıyor. Sabah işine gidiyor ve işten geldikten sonra evdeki mesaisi başlıyor. Bu durum hem erkeklerin hem devletin hem de sermayenin ciddi ölçüde kar elde etmesini sağlıyor.”
 
‘HEM İŞ HEM EVE BAKARSIN ANLAYIŞINI KABUL ETMİYORUM’
 
Yarı zamanlı çalışan bir öğretmen olduğunu da belirten Küçük, “Biz öğretmenlere genelde bir kadın için en güzel meslek diye komik bir tanımlama var. Bu da karşıma şöyle bir şey getirir aslında. ‘Sen öğretmensin, yarım gün işe gidersin yarım günde de evin ve ailenle ilgilenirsin’ tarzı bir bakış açısıyla karşılaşıyorum. Bunu kabul etmiyorum. Var olan vaktimi kendimi geliştirebileceğim ve olumlu katkı sağlayabileceğim bir vakit olarak görüyorum. Emeğime ve emeğime böyle yaklaşan anlayışa karşı da cevabım da bu oluyor” dedi.
 
CEYHAN: EV İÇİ MÜCADELEM EŞİMİN EMEKLİLİK ÖNCESİ VE SONRASIYLA GELİŞTİ
 
Çalışan ev emekçisi olarak üzerinde manevi bir baskının oluştuğunu dile getiren Nilgün Ceyhan (49) ise verdiği emek mücadele sürecini, “Fiziksel ve bedensel yaşadığım sıkıntı ve zorluklar zamanla hayata bakış açısında tek taraflı bir yaşam mücadelesinde olduğumu gösterdi. Şuanda da bu mücadelede belki ev emekçisi olarak devam ediyorum ama manevi olarak çok fazla baskı olduğunu düşünmüyorum. Ev içindeki mücadelem eşimin emeklilik öncesi ve sonrasıyla gelişti aslında. Çalışırken ki hükmü evin içinde çok daha erkek modeliydi çünkü benim evde ne yaptığımı bilmiyordu ama emekli olduktan sonra birlikte yaşamaya başladıktan sonra evin içinde  yaptığım işlerin ve harcadığım emeğin farkındalığını yaşamaya başladı. Bir takım paylaşımlarda bulunduk. Hem çocuk büyütmede hem de ev işlerinde… İnanın gençken çok yorulduğum ama şimdi aslında biraz da olsa tadını çıkardığım serüvendeyim. Eşim hala geçmişte yaşadığım üzüntü ve sıkıntıların cevabını veremedi. Bir ömür daha gerekiyor bana birçok konuda yardımcı olabilmesi adına” sözleriyle anlattı.
 
MA / Necla Demir
 

Diğer başlıklar

21/10/2018
22:47 Van Baro başkanlığına Zülküf Uçar seçildi
22:13 Van Tiyatro Festivali Lorika Dayîkan konseri ile son buldu
21:09 Diyarbakır'daki 'Karşılaştırmalı Edebiyat Günleri' sona erdi
21:00 Amedspor’un yeni başkanı Ali Karakaş
19:49 Erkan Baş: Bütün gücümüzü halka adayacağız
19:15 HDP Gençlik Meclisleri kongresinin startı verildi
18:54 İstanbul, Ankara ve İzmir’in baro başkanları belli oldu
18:17 ‘Suriyeli mülteciler savaştan kaçarken sömürüye tutuldu’
18:11 Erdoğan: Kaşıkçı konusunu grup toplantısında açıklayacağım
17:15 Ankara Barosu’nda oy verme işlemi sona erdi
17:12 Silopi Belediyesi haberi doğruladı, 'mağduriyet' savunması yaptı
16:24 AKP'li vekil Yıldız'ın kuzeni öldürüldü
15:01 Oluç: Seçim aynı zamanda demokrasi ve hukuk referandumudur
15:00 3 çocuğunu öldürdü
14:35 Gazeteci Kartal tutuklandı
14:34 Erdoğan: Talebelik asla diploma avcılığı değil
14:33 ‘AKP yerel seçimlerde kaybederse iktidarını da kaybedecektir’
14:29 'Batman Barosu yönetimi cesaretle tutum alamadı'
13:34 İstanbul Barosu'nda 44 bin 77 üye oy kullanıyor
12:55 Ankara Barosu yeni yönetimini seçiyor
12:21 27 gündür eylemde olan işçiler: Destekler arttıkça güçleniriz
12:20 HDP, Kürt partileriyle bir araya geldi
11:58 Temelli’den Erdoğan’a: Yerel seçimlerde Amedspor gibi kazanacağız
11:46 Dargeçit JİTEM Davası: Tutanaktaki koordinatlarda kaybedilenlerin kemikleri bulundu
10:53 İzmir Barosu yönetimi için oy kullanma işlemi başladı
09:18 Safitürk Davası: En önemli delilin orijinali yok, sağlam telefon bozuk!
09:16 3 metrelik odada kayıplarının akıbetini soruyorlar
09:15 22 yıldır cezaevinde bulunan Çelebi’ye 'yemek borcu' tebliğ edildi
09:13 Gazetecilerin davasında Genelkurmay’dan bir yıldır yanıt yok
09:12 Bir yıl tutuklu kalan avukat Uçar: Savunma saldırı altında
09:10 EHP Kriz Komitesi Sözcüsü: Arjantin’den de kötüyüz
09:08 KHK’liler Mersin'de çocuk şenliği düzenliyor
09:07 Cezaevindeki Arin bebek hastalığıyla büyüyor!
09:04 Hayallerini 60 metrekareye sığdırdılar
09:01 'Bekir Kaya’nın taviz vermez duruşu toplumsal muhalefeti güçlendirecektir'
09:01 21 EKİM 2018 GÜNDEMİ
08:56 Federe Kürdistan Bölgesi seçim sonuçları açıklandı
20/10/2018
23:53 Ankara Barosu Genel Kurulu’nda ÖÇAV’lı avukatlara saldırı
22:32 Mersin'de 'Nükleer Enerji Haberciliği' semineri
22:22 Köstebek Akademi açıldı
22:11 Fransa ve İspanya'dan Kaşıkçı açıklaması
21:38 Suudi Adalet Bakanı'ndan Kaşıkçı açıklaması
21:34 Merkel: Suudilerin yaptığı açıklama yetersiz
20:18 Hakkari'de 30 bölgedeki yasak yine uzatıldı
20:04 Suruç Aileleri İnisyatifi: Davanın takipçisiyiz
19:28 Ankara Genel Kurulu’nda İmralı tecridine dikkat çekildi
19:07 Hasta tutuklu Salih Gün’ün tedavisi aksıyor
18:34 Bakanlık Ulu Cami ile kiliseyi bir birine karıştırdı
18:27 İzmir'de Alman sendikacılar sınır dışı edildi
17:46 'Yasaların uygulanmaması kadınları mağdur ediyor'