Gençleri mutsuzluğa ve umutsuzluğa sürükleyen sistem

img

HABER MERKEZİ - Furkan Celeb’in ardından bıraktığı bir notla yaşamına son vermesi, günümüz gençlerinin yaşadığı sıkışma halinin sarsıcı örneklerinden biri oldu. O’nu ve diğerlerini hayatının en güzel yıllarında böylesi bir çıkmaza sürükleyen nedenleri yaşıtlarına ve uzmanlara sorduk. 

 
Ailesi ile birlikte Kocaeli’nin Darıca ilçesinde yaşayıp, bir kargo şirketinde çalışan 18 yaşındaki Furkan Celep’in yaşamına son vermesi hem küresel hem de yerel ağır siyasi, ekonomik gündemler içerisinde son günlerin en çok konuşulan konularından biri oldu. Furkan’ı gazete sayfaları ya da haber sitelerinde yer dahi bulamadan “unutulan” diğer yaşamlardan ayıran ise arkasında bıraktığı not oldu. Sosyal medya hesabından paylaştığı notta kendisini böylesine bir yola iten nedenleri sıralayan Furkan’ın cümleleri, özellikle gençliği kuşatan kapitalist sistem ve onun neoliberal politikalarına doğrudan bir itiraz niteliği taşıyor.
 
Özgürlükler yerine baskı ve şiddetin, alın teri yerine emek sömürüsünün, ahlak ve vicdanın yerine paranın ikame edilip, özgünlüklerin, farklılıkların, kültürlerin ve doğanın talan edilmesinin meşru kabul edildiği bu sistemin temel hedefi daima gençler oldu. Amaç ise kendisine, çevresine, insanlığa, doğaya ve diğer tüm canlılara gözünü kapatmış, ilgisiz, duyarsız, yaşanan sorunların nedenlerini sorgulamak ve bunları değiştirmek istemekten bile aciz bir gençlik yaratmak. Doğru bilgiye ulaşmanın güçleşip, giderek bir çöp dağına dönüşen içeriğiyle bilgisayar ve cep telefonlarıyla yalnızlaştırılarak “sosyal” kılınmak istenen gençlerin büyük bir kısmı tıpkı Furkan gibi bugün mutsuzluk, geleceğe dair ise umutsuzluk içerisinde.
 
Bunun göstergelerinden biri ise, onunla aynı yaşlardaki sosyal medya kullanıcısı genç bir kadının ardından bıraktığı nota dair yaptığı “Kaç bin kişi bu cümlelerde kendini buldu...” şeklindeki paylaşımının binlerce beğeni alması. 
 
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) "İstatistiklerle Gençlik 2019" araştırmasına göre, ülke genelinde 15-24 yaş grubundaki genç sayısı 12 milyon 955 bin 672 kişi. Bu rakam toplam nüfusun yüzde 15,6'sını oluşturuyor. Bunun yüzde 51,3'ü genç erkek, yüzde 48,7'si ise genç kadın nüfus olarak kayıtlara geçti.
 
GENÇLER MUTSUZ!
 
Yaşam memnuniyeti araştırması sonuçlarına göre ise, 18-24 yaş grubundaki genç nüfus içinde kendini mutlu olarak beyan edenlerin oranı yüzde 56,7. TÜİK tarafından açıklanan verilere dair kuşkuların olabildiğince arttığı koşullarda kendisini “mutlu” olarak tanımlayan gençlerin oranı 2016'da yüzde 65.1 iken, 2017'de yüzde 61.3'e, 2018’de ise 55.4'e düştü. 2019’a gelindiğinde mutlu olduğunu ifade eden gençlerin sayısındaki kısmi artışa hangi olumlu gelişmelerin yol açtığı ise bilinmezliğini koruyor.
 
Onları mutsuzluğa ve umutsuzluğa iten nedenleri öğrenmek için gençlere mikrofon uzatmak üzere sokağa çıkıyoruz. 
 
GELECEK KAYGISI 
 
Karşımıza ilk olarak arkadaşına ait simit tezgahının arkasında oturmuş vaziyette Yusuf Sağlam çıkıyor. 25 yaşında üniversite mezunu bir işsiz olduğunu öğrendiğimiz Yusuf’a yaşadığı hayattan mutlu olup olmadığını sorduk. “Mutlu değilim” diyen Yusuf, “Neden” sorusuna da şu yanıtı veriyor: “Çünkü yaşam şartları günümüz Türkiye’sinde çok zor. O yüzden mutluyum diyemiyor insan. Mutsuzluğa iten birçok neden var. Kendi ürettiğimiz malzemeleri bile daha fazla para ile alabiliyoruz. Her şeye vergi ödüyoruz. Dışarıya mahkum bir haldeyiz. Çalıştığınız işyerlerinde aldığınız ücrete zam yapılsa da zammın üstüne vergiler artıyor. Devlet 3 veriyorsa 10 alıyor. O yüzden eldeki avuçtaki yetmiyor. Yetmeyince de insan huzur bulamıyor.” 
 
Yusuf, geleceğe dair de yine oldukça kaygılı. Bugün geleceğe dair kaygısı olmayan insan bulunmadığı düşüncesindeki Yusuf, “İyi bir geleceğin olması için, iyi bir birikimin olması gerekir. Amma velakin bu şartlarda zar zor geçinirken, birikim yapmak çok zor. Bu nedenle ister istemez geleceğe dair kaygılar oluyor” diye belirtti. 
 
'BİR SORUN VAR'
 
Yaşıtlarının hemen hepsinin benzer şeyler hissettiğini dile getiren Yusuf, “Hepimiz üniversite okuduk. Devlet herkesi üniversite okumaya teşvik ediyor. Üniversite okumadan bir yere gelemiyorsun, üniversite okuduğunda da bir yere gelemiyorsun. Çevrenizdekiler, ‘Üniversite okusaydın olurdu’ diyorlar ama ben üniversite okudum da olmadı. 15-16 sene okuduğunda bir yere varamıyorsan, anlamı kalmıyor. Bu kadar sene bir sanayide çalışsan bilirsin ki elinde bir meslek var. İlla okul denilip, boşta kalıyorsan bir sorun var demektir” dedi. 
 
Onunla sohbet ederken hemen arkamızda, birkaç adım ötedeki bankta oturan dört genç kadın dikkatimizi çekiyor. Çantalarını kucaklarına almış, öğrenci oldukları her hallerinden belli bu gençlere Yusuf’la sohbetimize kulak misafiri olup olmadıklarının merakıyla yaklaşıyoruz yavaşça. 
 
SINAV STRESİ
 
Sorularımıza yanıt vermeyi kabul eden gençlerden lise son sınıf öğrencisi Güllü Şahin’e (17), “Mutlu musun?” diye sorduğumuzda, üniversite kazanamama korkusu nedeniyle stres yaşadığını ifade ediyor. Üniversite sınavı sonrası, geleceğe dair daha neler düşündüğünü, hissettiğini ve kaygılar duyup durmadığını sorduğumuzda ise, “Geleceğe dair kaygılarım var mı bilmiyorum” diyen Güllü’nün yanı başındaki arkadaşının “sorgulamadım” suflesi ile “Bazen tıkandığımı hissediyorum mutsuzluk sarıyor beni” cümlesi dökülüyor ağzında. 
 
Onun gibi yaşadığı hayattan mutlu olmadığını söyleyen Zeynep Arıcı (18) da nedenini şöyle açıklıyor: “Hayat zor. Bir şeyleri başaramayacağım korkusu var, ailemi kaybedeceğim korkusu var, hep yanımda olmayacaklar. Üniversite sonrası korkutuyor. Okuyayım işim olsun, kimseye muhtaç olmayayım istiyorum.” 
 
ATANAMAMA KORKUSU 
 
Yaşadıkları sınav stresi ve gelecek kaygısı ile birlikte burada neden böyle oturduklarını ise dört arkadaştan Seher Çakmak (17), “Dün deneme sınavına girdik biraz kötü geçti, normalde kütüphanede olmamız gerekirken, şu an burada üzülüyoruz” sözleriyle dile getiriyor. 
 
“Sınav sistemi çok zor, sürekli değişiyor. Sınavı kazanıp kazanamayacağım korkusu yaşıyorum. Kazanmazsam seneye nasıl bir psikoloji ile hazırlanacağımı düşünüyorum. Kazanıp atanamama durumu var. Çevremizde üniversiteyi bitirip açıkla kalanlar çok. Tıp bitirip açıkta kalabiliyorsun. Bazıları ‘Okumak artık boş’ diyor. Bazıları iki-üç üniversite bitiyor ama hala bir şey olamamış. Bunların tümü korkutuyor. Sınavı kazanırsam ancak kendime gelirim diye düşünüyorum” diyen Seher, yaşadıkları ya da karşılaşacakları öteki sorunları ise daha sonraya bıraktıklarını ekliyor.
 
Zelal Gezer (17) de yine diğer arkadaşlarıyla benzer kaygılarla tek hedefinin üniversiteyi kazanmak olduğunu anlatıyor. Sınav stresi içerisinde yaşamdan keyif alıp almadığını sorduğumuzda ise, “Hayır, her an stres altındayız. Çok ağır geliyor ama bir şekilde baş etmeye çalışıyoruz. Eğitim sistemi farklı olsaydı daha iyi olabilirdi” yanıtını veriyor. 
 
‘KÜRDÜZ DİYE SIKINTI YAŞIYORUZ’
 
Onlardan biraz uzaklaştığımızda karşımıza bu kez 23 yaşındaki Mahsun Eren çıkıyor. Ekonomik nedenlerle okulu bırakmak zorunda kalan genç, 9 yıldır batı kentlerine gidip inşaatlarda çalışıyor. Mahsun, mecbur kaldığı bu yaşantısına dair duygu ve düşüncelerini şöyle kelimelere döküyor: “Hayatımdan mutlu değilim. Sabahtan akşama kadar inşaatta sürünüyoruz, insan nasıl mutlu alabilir. Memleketimizde iş olmadığı için sürekli gurbette çalışıyoruz. Orada dış görünüşümüzden bile sıkıntı yaşıyoruz, Kürdüz diye sıkıntı yaşıyoruz. Kardeşim üniversite hazırlanıyor, o da inşaata çalışıyor. Kendi memleketimizde bir işimiz olsa sabah gidip akşam evimize gelsek yeter bize.” 
 
‘SİSTEMİN DEĞİŞMESİ LAZIM’
 
Mustafa Gökalp (27) ise, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi mezunu olup, KPSS’ye hazırlanan gençlerden biri. Çalıştığı işten Kovid-19 salgını ile birlikte yakın zaman önce ücretsiz izne çıkarılmış. Yoldan çevireceğiniz her 10 kişiden ancak 2-3’ü mutlu olabileceğini belirtip, “Üniversite mezunu, atanamamış bir insan ne kadar mutlu olabilirse o kadar mutluyum” diyen Gökalp, kendisi gibi üniversite mezunu olan ağabeyinin şu an lokantada çalışması nedeniyle kardeşlerini okul okumasını aslında istemediğini dile getiriyor. 
 
Mutsuz olmasının tek nedeninin işsizlik mi yoksa başka sebepler olup olmadığını sorduğumuzda Gökalp, şunları vurguluyor: “Sadece iş sahibi olmak yetmiyor tabi. Geleceğe dair kaygılar çok fazla. Bölgedeki tansiyonun nasıl olduğunu biliyorsunuz. Tek sorunumuz iş değil, bizim irademiz bastırılıyor ve daha benzer birçok sorun. Baş etmek zorunda kalsan da her şeyin üstesinden gelemiyorsun ama. Baştaki adamın değil, sistemin değişmesi lazım. Tek sıkıntı o.” 
 
PSİKOLOG GÜLDİKEN: DEĞERLERİNİ UNUTAN BİR GENÇLİK OLUŞTU
 
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Diyarbakır Şube Eşbaşkanı olan Psikolog Şiyar Güldiken, Türkiye’deki Y ve Z dejenerasyonlarının yaşadığı zorlukların beklenmedik şeyler olmadığını ifade etti. Özellikle son 10-15 yılda büyük oranda değerlerinden uzaklaştırılmış, bir bütün olarak toplumun öz değerlerini unutmuş bir gençliğin oluştuğunu dile getiren Güldiken, bütün dünyayı etkileyen kapitalist sistemin yansı sıra bugün AKP-MHP tarafından yönetilen Türkiye’deki gençlerde gelecek kaygısının tavan yapmış durumda olduğunu vurguladı. Öyle ki neredeyse ilkokula yeni başlayan bir öğrencinin bile sınav kaygısı içerisinde olduğunu belirten Güldiken, “Türkiye’nin geldiğimiz noktada neoliberal politikalara daha fazla teslim olduğunu görüyoruz. Sağlıkta, eğitimde bir bütün olarak kamu kaynaklarının özelleştirmeye aktarıldığını görüyoruz. Bu beraberinde daha çok bireyselleşmeyi, kolektif yaşamdan uzaklaştırmayı getiriyor. Herkes kendisini kurtarmaya çabasında. Camide vaaz veren vaiz ‘her koyun kendi bacağından asılır’ı referans alırken; siyasetçi ‘gemisini kurtaran kaptan’ diyor. Ticaretteki yine kendine göre yontuyor bir şeyleri. Bu beraberinde hak ve emek gaspını getiriyor” dedi.
 
Bu tablo içerisinde gençlerin kendi başlarına bırakılmış halde olduğunu söyleyen Güldiken, şunları ekledi: “Onlara nasıl bir gelecek planlayacaklarını, doğru, dürüst ve etik olanı aktaran da çok nadir. Aileler ise gençleri kendi başlarına bırakmış açıkçası. Herkes kendi ihtiyacının ne olduğunu karar vermek yerine daha lüks, daha şatafatlı bir hayatımız nasıl olurun derdine düşmüş durumda. Böylece herkes kapitalizmin çarklarından biri haline geliyor.” 
 
SİSTEMİ SORGULAYANLAR TEHLİKELİ GÖRÜLÜYOR
 
Güldiken, kapitalist sistemin daha kolay yönetmek için böyle bir kitle ve toplum istediğini de vurguladı. Sorgulayan, soru soran, muhalefet eden bir kitle istemeyen mevcut sistemin bunu isteyenleri cezalandırmaya çalıştığını belirten Güldiken, bu noktada gençleri yalnız bırakmamak gerektiğini kaydetti. Güldiken, “Gençliği mevcut dünyanın içerisinde muhalif kılmak gerekiyor. Ama şimdiki duruma bakınca görüyoruz ki neredeyse bir nesli yok ettik. Son nesil bihaber her şeyden. Evet sistem çok büyük saldırıyor. Önce şiddet içerikli filmler, çizgi filmeler, bilgisayar oyunları yapıyor, sonra da o oyunların aynısı şekilde başka bir ülkeyi işgal ederek yapıyor. Dolayısıyla gençler savaşı bir oyun zanneder hale geliyor” diye belirtti.
 
AİLELERE VE GENÇLERE TAVSİYELER
 
Sistemin bu yönlü saldırılarını bertaraf etmek için ailelere, çocuklarının mahremine girmeden gözlemleyip, onları birey olarak karşılarına alıp sohbet etmeleri, doğru ve yanlışı önlerine koyması gerektiğini belirten Güldiken, gençlere ise şu tavsiyelerde bulundu: “Bilgiye ulaşmanın bu kadar kolay olduğu bir dönemde mutlaka kendilerinden yaşta büyüklerle sohbet etmesi tarihi geçmişini bilmesini gerekir. Şimdi neden böyle bir dünya var, neden bunları yaşıyoruz diye sorgulaması gerekiyor. Yoksa içerisinde bulundukları zorluklardan daha tehlikeli, daha mutsuz bir gelecekleri olacak. Bu kendi yaşamları. Gençler bunu sorgulayıp, dünyanın geleceği benim geleceğim demeli, ona sahip çıkmalı. Bu dünyanın geçmişinde, tarihinde ne var deyip, ders çıkarmalı. İçerisinde bulunduğumuz sürecin yanlışlarının nelerden kaynaklandığını iyi sorgulamalı. Birbirini boğazlayan, didişen, günün çıkarlarını öne çıkaran sistemden başka bir nedeni de yok. Bunu siyaseten oy vererek sorgulamalı, içerisinde bulunduğu sistemin eleştirisini yaparak sorgulamalı. Bu gelecek, bu hayat onların ne kadar sorgularlarsa o kadar iyi bir gelecek onları bekliyor.” 
 
Haber-Kamera: Ömer Çelik - Mehmet Erol / MA

Diğer başlıklar

19:59 Emekçiler Mersin’de ihraçlara dikkat çekti
19:34 Yunanistan’da deprem nedeniyle 2 öğrenci hayatını kaybetti
19:26 HDP Akdeniz'de temsilcilik açtı
19:22 İzmir’e giriş ve çıkışlar durduruldu
19:06 Son 24 saatte 78 ölüm, 2 bin 322 yeni hasta
18:56 37 gündür bekletilen Başak'ın cenazesi ailesine verildi
18:35 ‘Kadınların gücünden korkanlar gözaltı ve tutuklamaları devreye koyuyor’
18:28 İzmir’de 4 hastanenin tahliye edildiği iddiası
18:14 Fransa’dan Türkiye’ye deprem yardımı çağrısı
18:06 ‘Kobanê soruşturması'nda gözaltı süresi uzatıldı
18:03 Eşbaşkanların tutuklanmasına tepki: Katmerli şiddetin tohumları atılıyor
17:53 Kandilli Rasathanesi: Artçılar 15 gün sürebilir
17:18 AFAD: 6 kişi hayatını kaybetti, en az 202 kişi yaralandı
16:47 'Ayşe Gökkan intikam alınırcasına gözaltına alındı'
16:40 HDP Diyarbakır İl Eşbaşkanları tutuklandı
16:32 Hakkari'de tüm etkinlikler yasaklandı
15:59 HDP’den şerh: Emekçilerin payına koca bir hiç düştü
15:45 AKP’li eski belediye başkanından kadına ölüm tehdidi
15:24 ‘Devlet cinsiyetçi rollerini erkeklere devretmiştir’
15:22 Okul müdüründen öğretmenlere mobing ve tehdit iddiası
15:06 Halil Sezai tahliye edildi
14:56 Ege’de 6,6 şiddetinde deprem: Enkaz altında insanlar var
14:42 Maden işçileri: Sözler tutulmazsa Ankara’ya yürüyeceğiz
14:26 Gülistan Doku 300 gündür kayıp
14:17 TJA: Gözaltına alınanları serbest bırakın
14:11 ‘Sağlıkçıların ölmesi bekleniyor’
14:04 Camiye Azerbaycan bayrağı asıldı
14:03 Fincancı: Sağlık emekçileri ölüme terk edildi
13:58 Tarsus Kampüs Cezaevi Raporu: Darp, tehdit, hakaret…
13:57 Suruç anmasında darp edilen 37 kişi hakkında dava açıldı
13:46 HDP’li eşbaşkanların serbest bırakılmasını istediler
13:30 DTSO TÜYAP ile yollarını ayırdı
12:59 Günay: Kobanê soruşturması ile IŞİD’in harekete geçmesi tesadüf değil
12:37 Bingöl’de 4.1 büyüklüğünde deprem
12:15 HDP Diyarbakır eşbaşkanlarına tutuklama istemi
12:07 Birleşik Metal-İş: İktidarın torba yasası adaletsizlikle dolu
11:32 Çocuğa dönük cinsel istismarı yurttaşlar engelledi
11:24 HDP’li eşbaşkanlar 8 gün sonra adliyeye çıkarıldı
11:14 Tahrip edilen yaylalara çim ekilecek
10:56 Aileler İmralı’ya gitmek için başvuruda bulundu
10:55 NYT Erdoğan ile Trump arasındaki Halkbank trafiğini yazdı
10:28 Mesut Yılmaz yaşamını yitirdi
10:18 Artvin'de jeotermal ihalesi yapılacak
10:16 Temelli: Faşizm bütçesinin alternatifi üçüncü yol bütçesidir
10:02 Çöktürme Planı’nda 6’ncı yıl: Çöktüreyim derken vahim bir şekilde çökecekler
09:40 Dr. Çamlı: Aşı ihtiyacı karşılamaktan çok uzak
09:39 Fransa'da Ulusal Savunma Konseyi acil toplanıyor
09:10 Müzisyenler işsizlikle karşı karşıya
09:09 Veziryan: Türkiye, Kafkasya'da barış çabalarını boşa çıkarıyor
09:08 Dersim'de acıların sembolü: Ağlayan Kayalar
09:06 Cumartesi İnsanları: Susurluktan bu yana zihniyet hiç değişmedi
09:06 Ekonomist Mihemed Hisên: Yolsuzluklar nedeniyle büyük protestolar yolda
09:05 Gazetecilerin tutukluluğu AYM’ye taşınacak
09:03 Dağda şampiyon, tarlada toplayıcı
09:02 Gazeteci Gök’e ‘gazetecilik faaliyetleri’ davası
09:01 Tutukluların ‘hak’ eylemi 47’nci gününde
09:01 50 bin Kürtçe atasözü 4 ciltte toplandı
09:01 Mardin'de 'kentsel dönüşüm': Siluet bozulacak
09:01 HDP'li Avcı'dan tecride karşı topyekun mücadele çağrısı
09:00 30 EKİM 2020 GÜNDEMİ
08:28 Mardin ve Adana’da gözaltılar: Aralarında TJA Sözcüsü Gökkan da var
08:28 Urfa'da 2 tutuklunun testi pozitif çıktı
29/10/2020
23:45 Meteoroloji’den sağanak yağış uyarısı
21:17 Efrîn’de 18 sivil kaçırıldı
20:36 Trafik kazasına karışan kaymakamın ifadesi alınmadı
20:03 Ceylanpınar'da ağaç kıyımı
19:40 Gültekin'in katledilmesini protesto eden 12 kadına dava açıldı
19:30 Jin News internet sitesi erişime engellendi
19:07 Türkiye’de hasta sayısı 370 bin 832’ye yükseldi
19:02 İspanya OHAL kararını 6 ay daha uzattı
18:33 Kovid-19 nedeniyle 3 hekim daha hayatını kaybetti
17:24 HDP: Fransa’daki katliam inanç istismarcılığının eseridir
17:20 Temelli: İki yurttaşın helikopterden atılması Türkiye’deki rejimin maskelenemez hali
16:06 Pencewini: Olası bir çatışma Kürdistan'a yayılır
16:04 Gazeteci Kanbal'ın soruşturmasına takipsizlik
15:58 Mardin Barosu'nun başvurusu da reddedildi
15:50 ‘İhraç edilen 130 bin emekçi işlerine iade edilsin’
15:49 ‘Ünye Fatsa gibi olmasın’
14:55 Alman Hükümeti'nden Türkiye'ye: İmralı'ya dair yükümlüklerinizi yerini getirin
14:45 KESK üyeleri: KHK’lerle mücadeleyi sürdüreceğiz
14:40 ÖHD’den ÖDAV’a destek
14:08 HDP’li eşbaşkanların yarın adliyeye çıkarılması bekleniyor
13:55 Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nde ayakkabı yasağı
13:03 MEBYA-DER: Cenazelere karşı düşman hukukunu bırakın
12:41 Kürt basınının emektarı Kaya mezarı başında anıldı
12:21 12 kentte 93 kişi gözaltına alındı
12:12 Anmaya katılanları saygı duruşuna davet ettiği için yargılanacak
12:08 HDP eski PM üyesi Demirkıran'ın evine baskın
11:57 Fransa’da bıçaklı saldırı: 3 kişi yaşamını yitirdi
11:42 Gazeteci Yalçın hakkında dava açıldı
11:40 Öcalan’ın avukatlarından yeni başvuru
11:22 Polis 3 yıl önce defnedilen Tabak’ın mezarını açtı
11:14 SES: KHK’li sağlık emekçileri acilen görevlerine iade edilmeli
10:53 Gaziosmanpaşa’da minibüs devrildi: 8 yaralı
10:40 Van’da Erdoğan seferberliği
10:27 Amed Şehir Tiyatrosu perdelerini açıyor
10:07 Kamişli’yi taciz eden Sarı’ya 6 yıl hapis istemi
09:46 İstismar vakalarında cezasızlık örnek teşkil ediyor
09:39 Tutuklulara verilmeyen Kürtçe mektuplar Ankara’ya gönderiliyor
09:23 Antalya L Tipi'ndeki ihlaller raporlaştırıldı