HDP İstanbul İl Eşbaşkanı Çiçek: Kürtler Öcalan’ın mesajı doğrultusunda sandığa gitti

img

İSTANBUL-  İstanbul seçimini değerlendiren HDP İl Eşbaşkanı Cengiz Çiçek, “Kürt halkı Sayın Öcalan’ın mesajını almıştır. Üçüncü yolu geliştirmek demokrasi ittifakına şans vermek ve kanal açmak için iktidarın geriletilmesi için, Öcalan’ın mektubu üzerinden daha fazla sandığa gitme gereği duydu” dedi.  

AKP'nin olağanüstü itirazı sonrasında Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından yenilenen İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı seçimlerini CHP adayı Ekrem İmamoğlu, yüzde 9 farkla kazandı. 31 Mart'ta olduğu gibi 23 Haziran seçimlerinde de gözler Kürtler ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) seçmenine çevrildi. 31 Mart seçimlerine oranla 23 Haziran'da sandığa giden Kürt seçmenin sayısı arttı. İstanbul'da İmamoğlu'nun kazanmasında en önemli payda Kürtler ve HDP seçmeni olduğu herkesin kabulü. Yenilenen seçimi ve HDP’nin tutumunu İl Eşbaşkanı Cengiz Çiçek değerlendirdi.
 
'POLİTİK MÜCADELE HATTIYDI'
 
Çiçek, İstanbul seçim sonuçlarının Türkiye’deki demokratik kitle örgütlerinin, hak ve özgürlükten, eşitlikten, adaletten yana olan bütün yapıların iktidara bir mesajı olduğunu belirtti. Çiçek, Türkiye halklarının tek adam diktatörlüğüne, baskı politikalarına ve anti demokratik uygulamalara "dur" dediğini vurguladı. İstanbul seçiminin sadece belediye seçimi olmadığını da sözlerine ekleyen Çiçek, “Aynı zamanda Türkiye’de adaletten yana olanlarla adaletsizliği dayatanları, tecritten yana olanları tecride karşı mücadeleyi savunanları, yine despotik rejime karşı ses çıkarmayanlar ile bu gidişatın sadece belli bir kesime değil bütün Türkiye’ye kaybettireceği yönünde fikre sahip olanların politik bir mücadele hattıydı” dedi.
 
‘DEMOKRASİ İTTİFAKINDA DA ORTAKLAŞAMASI LAZIM'
 
İstanbul seçim sonuçlarının Türkiye’de demokratikleşmeye dönük toplumsal umudu yarattığına dikkat çeken Çiçek, “17 yıllık AKP, yan yana gelinmez denilenleri de yan yana getirdi. Siyasal partilerin bütün güncel sığ okumalarına karşı bu böyle gitmez diyenlerin, yaşam tarzına müdahale edilenler vs. partiler üstü bir toplumsal buluşmaya sahne oldu.  Yeni gelişen bu toplumsal dinamiği, toplumsal buluşma ve yakınlaşmayı gözeten bir siyasal kuruculuğa bütün partilerin soyunması lazım. Mühürde ortaklaşanların kalıcı bir demokrasi ittifakında ortaklaşması ve bu mücadelenin süreklileşmesi açısından çok ciddi siyasal dersi geride bıraktık. AKP olsun, CHP olsun bütün partilerin toplumsal muhalefet dinamiklerine, demokrasiyi talep eden kolektiflere ve milyonlara kulak kabartması gerekiyor” diye belirtti.
 
‘ÜÇÜNCÜ YOLU TOPLUMSAL ZEMİN OLUŞTURUYOR'
 
HDP olarak çalışmalarını bu yönlü yürüttüklerini aktaran Çiçek, “Yani üçüncü yol dedik, demokrasi dedik. Bu kutuplaştırıcı siyasete karşı aslında toplumsal demokratik uzlaşı dediğimiz bu uzlaşı içerisinde bütün siyasi partilerin toplumun dönüştürülmesi gerektiği noktasında bir üçüncü kutup ve üçüncü yol örgütlenmesine girdik. Türkiye’de üçüncü yolu, demokrasi ittifakında aslında toplumsal zeminin dinamiklerinin oluştuğunu görüyoruz. Buradan yola çıkarak 23 Haziran seçimlerinden sonra bu üçüncü yolu örgütlemek için bütün partilerin toplumu ve devleti demokratik dönüşüme zorlayacak bir toplumsal hareketi örgütlemeyi düşünüyoruz. Bu partileri aşan bir mesele haline geldi. İstanbul seçim sonuçları itibarıyla bize gösterdiği kadarıyla en önemli veri bu; bir çevre hareketinin örgütlememiz gerekiyor. Meclisler, komünler, farklılıkların eşitlik temelinde bir aradığını aslında daha fazla yan yana gelişlerin olması gereken yeni bir siyasal hava oluştu. İstanbul seçimi bu yönüyle Türkiye’de birçok siyasal mesajın içinde olduğu bir seçim sonucuyla karşı karşıya kaldık” diye konuştu. 
 
'ÖCALAN POLİTİK BİR AKTÖR'
 
PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın politik bir aktör olduğunu ve Türkiye’nin demokratik çözümü, demokratik uzlaşı kültürünün yeşermesi için fazlasıyla emek vermiş, yoğunlaşmış ve teorik çerçeveler belirlemiş, aslında bireysel olarak da bedelini ödeyen politik bir lider olduğunu dile getiren Çiçek, şöyle devam etti: "Kürtlerin büyük bir bölümü için de büyük bir önder. Bunu kabul etmek gerekiyor. Böylesi kurucu fikriyata sahip bir politik aktörün böyle siyasal, güncel sığlık içerisinde tartışılması aynı zamanda bizlerin önümüzdeki dönem siyaset kurumunun ahlaki çürümüşlüğüne karşı bunun üzerine toplumun ahlaki çürüme sürecine karşı daha fazla mücadele yürütmemiz gerektiğini gözler önüne seriyor. Önümüzdeki dönem mücadele hatlarımızdan biri de siyaset ve hukuk kurumunun daha fazla ahlak yüklü olacağı bir mücadele hattı aslında bu ahlaki çürüme sürecine karşı toplumun ahlakını da savunan demokratik bir mücadele yürütmek zorundayız.” 
 
'POLİTİK GAFLET OLUR'
 
Türkiye'de söz konusu olanın demokrasi meselesi olduğunu ifade eden Çiçek, devamla şunları söyledi: "Eğer bu demokrasi meselesi söz konusu olduğunda Sayın Öcalan’ın demokratik siyaset ve demokratik kültüre katkılarını görmemek sadece bunu son iki üç günlük seçim süreci takviminde Sayın Öcalan’ı bu yönleriyle tartışmak, olsa olsa politik gaflet olur.  Öcalan üzerinde gelişen bu dilin Sayın Öcalan’ı itibarsızlaşmaya çalışan, bu aklın çok tesadüfi saf bir akıl olduğunu düşünmüyorum.  Seçimi de aşan Sayın Öcalan’ın toplumsal karşılığını da hesaplayan, Türkiye ve Ortadoğu’da tarihsel gelişmelerin olduğu, dengelerin tekrardan yerli yerine oturtulacağı bir tarihsel kavşakta Sayın Öcalan’ın rolünün daha fazla minimize etmek için ideolojik ve politik bir hamle olduğunu düşünüyorum.”
 
‘İMRALI TECRİDİNİN TÜMDEN KALDIRILMASI GEREK’
 
Demokrasiden yana olanlar için bir mesajının olduğunu sözlerine ekleyen Çiçek, şunları ifade etti: “Böylesine tecrit ve işkence altında tutulan bir liderin, kendisinin savunma hakkı olmadığı bir ortamda, kendini ifade etme hakkının sınırlı olduğu bir ortamda hala AKP’nin samimiyeti test edilmiştir. AKP iktidarının bu algı operasyonları karşısında AKP’nin ipiyle kuyuya inmek belki de mevcut partilerin, şahısların siyasal yapıların ne kadar demokrat olduğunun da göstergesidir. İmralı tecridine karşı hukuk ve demokrasi mücadelesi vermek, insan hakları mücadelesi yürütmek, bu spekülatif yaklaşımların önüne geçmek için her zamankinden daha fazla demokrasi ve özgürlük mücadelesi yürütmek gerekiyor. Çünkü Sayın Öcalan tecrit altında kaldığı sürece, kamuoyuyla doğru temelde istenilen temelde buluşamadığı sürece, söz hakkı yeterli düzeyde tanınmadığı sürece, madem böyleyse gerçekten insanlar Sayın Öcalan’ın mesajlarını merak etmek istiyorlarsa, doğrudan tanımak istiyorlarsa İmralı tecridinin tümden lağvedilmesi, işkence sürecinin ortadan kaldırılması için bir mücadele yürütmek gerekiyor." 
 
'KÜRTLER BAŞKA BİR OKUMA YAPTI'
 
Tayyip Erdoğan’ın, Öcalan’a yönelik söylemlerini de hatırlatan Çiçek, bu iddiaların ahlaki çürümeye işaret ettiğini söyledi. Çiçek, şunları dile getirdi: “Sayın Öcalan’ın mektubu üzerinden spekülatif yaklaşımların temel amacı belki Kürt halkı özelinde sandıktan soğutmaktı. Ama Kürtler hakim egemen okumanın dışında başka bir okuma yaptı. Çünkü Kürtler Sayın Öcalan’ı çok iyi tanıyor. Daha düne kadar binlerce insan Öcalan için açlık grevindeydi ve Öcalan’ın bir sözüyle bu süreç sona erdi. Yani bu kadar balık hafızalı olmamak gerekiyor. Kürtler ve dostları yıllardır Öcalan’ın özgürlüğü için üzerindeki baskı ortamının kaldırılması için mücadele yürütüyorlar. Böylesi bir toplumsal karşılıktan elbette ki egemenler korkacak. Çünkü bu bağlılık halkla iç içe geçmiş ruh hali, manevi ve politik bağlılık çok ciddi anlamda iktidarcı yapıların oyununu da bozmakta. Aslında İmralı tecridinin temel mantığı da Sayın Öcalan’ın halk nezdindeki politik karşılığını unutturmak ve tamamen tasfiye etmeye yönelik bir tecrit ve işkence sisteminden bahsediyoruz. O yüzden Kürt halkı hakim egemen ulus zihniyeti gibi okumadı.” 
 
‘KÜRT HALKI ÖCALAN’IN MESAJINI ALDI’
 
Kürtlerle Öcalan arasındaki bağa vurgu yapan Çiçek, “Öcalan üzerinde yürütülen spekülasyonlardan, iktidarın son günlerde yürüttüğü itibarsızlaştırma operasyonunu kendi liderine hakaret olarak gördü ve kabul etmediği için sandıklara ve seçime daha fazla gitme gereği duydu. Onun için bir onur meselesiydi. Kürt halkı Sayın Öcalan’ın mesajını almıştır. Üçüncü yolu geliştirmek demokrasi ittifakına şans vermek ve kanal açmak için iktidarın geriletilmesi için, Öcalan’ın mektubu üzerinden daha fazla sandığa gitme gereği duydu” dedi. 
 
‘TÜRKİYE’NİN NORMALLEŞMESİNE OY VERDİK’
 
Demokrasi ittifakı olarak bir adaya oy vermediklerini, demokratikleşme olanağına oy verdiklerini bir kez daha hatırlatan Çiçek, şöyle dedi: "AKP faşizminin geriletme olanağına oy verdik. Türkiye’de siyasetin normalleşmesine oy verdik. Anormallik ortamından normal bir ortama geçişti. Bizler bütün çalışmalarımızı bu temelde yürüttük. Tablo bir daha gösterdi ki Türkiye’de Kürtsüz demokrasi olmayacağı, sol sosyalist kesimler olmadan, kadın mücadelesini yürütenler olmadan, Aleviler, Süryaniler olmadan demokrasi olmayacak. Türkiye ezilenleri 23 Haziran’da bizsiz demokrasi olmayacak mesajını verdi. HDP bu minvalde kent kent, sokak sokak örgütlenecek.” 
 
‘CHP TARİHSEL MUHASEBESİNİ YAPSIN’
 
İstanbul’da bir milyonu aşkın HDP seçmeni olduğunu anımsatan Çiçek, seçmenlerinin CHP’ye oy vermesinin HDP’nin adını ağzına almadan bir demokrasi yürütülemeyeceğini gösterdiğini belitti. Çiçek, sözlerini şöyle tamamladı: “Seçimden sonra ‘HDP’li kardeşlerime teşekkür ediyoruz’ demekle yetinmiyoruz. Sayın Demirtaş ve diğer partililerimiz haksız hukuksuz bir şekilde hapsedilmesinin üzerinde sizin sorumluluğunuz neydi? Ne kadar demokratik davranabildiniz. Bunların hepsinin tarihsel muhasebesini yapın ve geleceğe bu muhasebe üzerinde yaklaşan bir ana muhalefet duruşu bekliyoruz. Bizim açımızdan da; demokrasi ittifakını örgütlenmemiz tekrardan kazandı. Sadece İstanbul değil, Türkiye’nin genelinde doğru bir toplumsal örgütlenme inşası kurulmalı. Demokrasinin kalıcı hale getirilmesi için yan yana gelmek bir bütün örgütlenme ve demokratikleşme seferberliğine girmemiz gerekiyor.” 
 
MA / İrfan Tuncçelik – Naci Kaya