CPT'yle görüşen Yağızay: Acil İmralı'ya gitmeli

img

İSTANBUL - CPT yetkilileriyle İmralı'daki tecrit ve etkilerini konuştuklarını aktaran HDP Avrupa Temsilcisi Faik Yağızay, "CPT, İmralı'daki durumu göz önünde bulundurarak acil bir şekilde adım atmalı ve adaya gitmeli" dedi.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi (AK BK), 30 Kasım-2 Aralık tarihlerinde Fransa’nın Strasbourg kentinde toplandı. Komite, bu toplantıda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi'nde ağır tecrit koşulları altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile tutuklular Hayati Kaytan, Emin Gurban ve Civan Boltan hakkındaki ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına dair verdiği ihlal kararına dair yapılan başvuruları da karara bağladı. Komite, AİHM’in verdiği ihlal kararların yerine getirilmesi için Türkiye’ye Eylül 2022’ye kadar süre tanıdı.  
 
Öcalan üzerindeki tecride karşı Avrupa'daki Kürt siyasetçiler de hareket geçti. Avrupa Konseyi (AK) binası önünde nöbet tutan Kürt siyasetçiler, önceki gün Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi (CPT) ile görüşerek, tecride ve cezaevlerindeki ihlallere dair hazırladıkları dosyayı teslim etti. CPT görüşmesinde yer alan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Avrupa Temsilcisi Faik Yağızay, gerçekleştirdikleri görüşme ve Komite'nin verdiği karara dair Mezopotamya Ajansı'na (MA) konuştu.  
 
KOMİTE SÜRE TANIDI
 
AİHM’in 2014'te verdiği ve “Öcalan-2” olarak bilenen kararın 7 yılın ardından Komite'nin gündemine girdiğine dikkati çeken Yağızay, "Konunun Komite'nin gündemine gelmesi önemlidir. AİHM’in verdiği bu karar artık sürekli olarak Komite'nin gündeminde kalacak” dedi. Yağızay, Komite'nin Türkiye’ye tanıdığı süreye işaret ederek, "Biraz uzun bir süre verildi, çünkü bir günde birini tahliye etmek kolay bir gündem değil. Tabi şimdiye kadar bu kararın verilmemesi ayrı bir konu. Fakat Türkiye’ye yeni bir şans tanıyorlar. 10 ay içerisinde ‘sen yasanı değiştireceksin. Bu ağırlaştırılmış müebbet cezasının içerisinden mutlaka dışarı çıkma umudunun olması gereken bir düzenleme yapacaksın' uyarısında bulunuyor” diye kaydetti. 
 
KARARIN ÖNEMİ 
 
Komite'nin kararlarının üyesi olan ülkeler tarafından bağlayıcı olduğuna vurgu yapan Yağızay, “Eğer verilen karar uygulanmamaya devam ederse o zaman bu kurumların herhangi bir inandırıcılığı ve itibarı kalmaz. Dolayısıyla Avrupa Konseyi’nin itibarını koruması bu anlamda son derece önemlidir. Çünkü bu kurum özellikle insan hakları, demokrasi ve hukuk konusunda bazı standartları oluşturan bir kurumdur. AK üyesi olan devletlerin de bu değerlere uyacak şekilde bir pratik içersinde olmaları gerekiyor. Karar, hem Sayın Öcalan’ın bir gün serbest bırakılabileceği yönünden hem de bu kurumların itibarı açısından çok önemli" değerlendirmesinde bulundu.  
 
OLASI YAPTIRIMLAR
 
Komite kararlarının uygulanmaması halinde ilgili ülkeye karşı bazı yaptırımların devreye girebileceğini söyleyen Yağızay, "Tabi bu yaptırımların dereceleri ve farklılıkları var. Sayın Öcalan’ın durumu ilk defa gündeme geldi. Eğer bu kararlar uygulanmazsa Türkiye’ye karşı farklı yaptırımlar uygulanabilir. Örneğin Türkiye’nin oy hakkı elinden alınabilir. Komite'de, Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi, Yerel Yönetimler Kongresi ve diğer yerlerde oy kullanma hakkı elinden alınabilir. Türkiye’den herhangi birinin AK’de üst düzeylerde görev almaları engellenebilir. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu bir ara buranın Parlamenterler Asamblesi başkanı oldu. Kararın uygulanmaması durumunda bu hak ellerinden alınabilir. Daha da ilerisi Türkiye’nin üyeliğinin dondurulması hatta tamamen AK’den atılması gibi bir ceza da verilebilir" diye kaydetti. 
 
RUSYA KARARI
 
Geçmiş dönemlerde Rusya'nın bazı yaptırımlarla karşılaştığını anımsatan Yağızay, “Kırım’ın ilhak edilmesinden sonra Parlamenterler Asamblesi Rusya’nın oy hakkını elinden aldı. Rusya bundan dolayı yıllarca AK’ye katılmadı. Sonra Rusya ile bazı müzakereler yaparak, o kararın sadece Parlamenterler Asamblesi değil de BK ile Parlamenterler Asamblesi’nin ortaklaşa ve koordineli bir şekilde karar verilmesine karar kıldılar. Bu şekilde bir düzenleme yaptılar. Rusya’yı bu yolla yeniden BK’ye dahil ettiler” dedi. 
 
CPT GÖRÜŞMESİ
 
CPT yetkilileriyle yapılan ziyarete dair de konuşan Yağızay, koronavirüs (Kovid-19) salgınından kaynaklı ayaküstü bir görüşme yaptıklarını söyledi. Görüşmenin Avrupa’da bulunan siyasetçiler tarafından talep edildiğini aktaran Yağızay, "Aralık ayının 6’sında başvuru yapıldı ve hemen kabul edildi. 7’sinde görüşme gerçekleşti. CPT yetkilileri bize resmi bir görüşme yapamayacaklarını ancak verecekleri bir dosya varsa alabileceklerini bizlere iletmişlerdi. Biz de dosyayı hazırladık ve sunmak üzere gittik. Resmi olmayan ama yaklaşık 30 dakikalık bir görüşme yaptık” diye belirtti.
 
İMRALI'YA ZİYARET ÖNERİSİ 
 
Görüşmenin üst düzey bir görüşme olduğunu aktaran Yağızay, “CPT’nin genel sekreter yardımcısıyla görüşmeyi yaptık. Görüşmede İmralı’daki durumu önemsediklerini, aktif bir şekilde konunun üzerinde çalıştıklarını ve daha önce hazırladıkları raporların takipçisi olduklarını ifade ettiler. Biz de Kürt halkının beklentilerinin olduğunu, 9 aydır İmralı’dan haber alınamadığını ve bu nedenlerle halkın ciddi bir kaygı içerisinde olduğunu ifade ettik. Bu durumu ancak kendilerinin ortadan kaldırabileceğini ifade ettik. Bu durumun aile ve avukat görüşü şeklinde sonuçlanması gerektiğini, bu olmazsa CPT’nin bizzat İmralı’ya gidip ziyarette bulunması ve konuya ilişkin açıklama yapmasını istedik” şeklinde konuştu. 
 
'CPT ADIM ATMALI'
 
Yağızay, CPT’ye teslim ettikleri dosyanın içeriğine dair de bilgi vererek, "Dosyada özellikle İmralı’da yaşanan hukuksuzlukları dile getirdik. Sayın Öcalan’la görüşün engellenmesi için yeni bir disiplin cezası verilmiş. Bunlar avukat ve aile görüşünü engellemeye dönük bahaneler. Zaten İmralı bir ada ve 22 yıldır uygulanan bir tecrit. Bu durum kabul edilecek bir şey değil. Yani hiçbir şekilde hiçbir uluslararası kurumun vicdanın kabul edeceği bir durum değil. Dolayısıyla bu tür bilgiler ve istekler dosyada yer aldı. Yine dışarıdaki insanların beklentileri, İmralı’daki durumun Türkiye siyaseti üzerindeki etkileri, barış ve savaşla olan bağlantısı, Türkiye’nin bu durumu politik ajandası temelinde nasıl araçsallaştırdığı yönünde belirlemeler yaptık. CPT’nin de artık bu durumu göz önünde bulundurarak acil bir şekilde adım atması gerekir" ifadelerini kullandı. 
 
MA / Ferhat Çelik