MÊRDÎN - Nisêbîn’de işkence sonucu ağır yaralanan Diyar Koç, iç kanama bulgularının bulunması ve hayati risk taşımasına rağmen polislerin baskısı ile taburcu edildikten sonra savcılığa sevk edildi.
Mêrdîn’in Nisêbîn (Nusaybin) ilçesinde 20 Ocak günü Rojava’daki saldırılara karşı gerçekleştirilen eylemlerde sınır hattında işkence edilerek, gözaltına alınan ve ağır yaralanan Diyar Koç, tedavisi tamamlanmadan taburcu edilerek, savcılığa sevk edildi.
'İÇ KANAMA BULGULARI MEVCUT'
Özgürlük İçin hukukçular Derneği (ÖHD) Mêrdîn Şubesi konuya dair tuttuğu tutanakta; “Ağır darp ve kötü muameleye maruz kaldığı açık olan Diyar Koç isimli kişinin Devlet Hastanesi’nde devam eden tedavisi sürmekte iken taburcu edilmesine karar verildiğini öğrenmemiz üzerine 23/01/2026 tarihinde saat 12.00 civarında Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne gelmiş bulunmaktayız. Mevcut tıbbi bulgular, hasta beyanları ve dosyada yer alan sağlık raporları birlikte değerlendirildiğinde; hastanın omurgasında birden fazla kırık, kafa bölgesinde kırıklar, yüz ve kafa bölgesinde çok sayıda dikiş ile iç kanama bulgularının bulunduğu, dolayısıyla hayati risk taşıyan ciddi yaralanmalarının mevcut olduğu açıktır. Bu durumda hastanın taburcu edilmesi, tıbbi gereklilik, hasta güvenliği, yaşam hakkının korunması ve sürekli tıbbi gözetim zorunluluğu ile açıkça çelişmektedir” denildi.
‘HAYATİ RİSKİ DİKKATE ALINMADI’
Taburcu kararına karşı sözlü olarak itiraz ettiklerini, hastanın mevcut sağlık durumunun ağırlığı, hayati risk ihtimali ve sürekli gözetim altında tutulması gerekliliğinin açıkça ifade edildiği belirtilen tutanakta, yapılanın kanuna aykırı olduğu belirtildi. Herhangi bir gerekçe gösterilmeden Koç’un taburcu edildiği ve hayati riskinin dikkate alınmadığı belirtilen tutanakta; şu ifadeler yer aldı: “Bu uygulama, yalnızca tıbbi etik ilkelerine ve hekimlik meslek kurallarına değil, aynı zamanda ulusal ve uluslararası insan hakları hukukuna da açıkça aykırıdır. Özellikle, işkence ve kötü muameleye maruz kalmış kişilerin sağlık hizmetlerine kesintisiz, özenli ve etkin biçimde erişiminin sağlanması, devletin pozitif yükümlülüğü kapsamında olup, bu yükümlülüğün ihlali ağır sonuçlar doğurabilecek niteliktedir. Bu nedenle, hastanın taburcu edilmesine ilişkin işlemin; tıbbi gereklilikten ziyade başka saiklerle tesis edildiği yönünde ciddi kuşku doğurduğu, hastanın bedensel bütünlüğü ve yaşamı bakımından ağır risk oluşturduğu hususu tarafımızca açıkça tespit edilmiş ve işbu tutanak ile kayıt altına alınmıştır."