Hukuk örgütlerinden Rojava'ya destek

Paylaş:

HABER MERKEZİ - Birçok kentte hukuk örgütleri HTŞ'nin saldırılarına yönelik kınama ve Rojava'ya destek açıklamaları düzenledi. 

HTŞ, DAİŞ ve Türkiye destekli paramiliter grupların Rojava'ya dönük saldırıları devam ederken, Rojava'yla kenetlenme amaçlı birçok kesimden eylem ve etkinlikler düzenleniyor. Saldırıların durmasına ilişkin hukuk örgütlerinden birçok kentte açıklamalar yapıldı.    
 
İSTANBUL
 
Çok sayıda hukuk örgütü, Çağlayan'da bulunan İstanbul Adliyesi önünde HTŞ, DAİŞ ve Türkiye destekli paramiliter grupların Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük saldırılarını basın açıklamasıyla protesto etti. 
 
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Eş Genel Başkanı Serhat Çakmak, Türkiye yetkililerine seslenerek, Rojava’da yaşananlara karşı sorumluluk almaya çağırdı. Çakmak, "Bizler hukuk kurumları olarak Rojava'da HTŞ'nin hak ihlallerine dair basın açıklaması yapıyoruz. Çünkü bu konuda kamuoyunun duyarlı olmasını istiyoruz. İşte bu noktada uluslararası sözleşmelere uyulması için de bu açıklamamızı yapıyoruz" dedi.
 
Ardından basın metnini ÖHD İstanbul Şubesi Eşbaşkanı Eda Önal okudu.
 
Rojava’nın sadece Kürtleri değil, bölgesel ve uluslararası güvenliği koruduğunu belirten Eda Önal, Rojava’da ortaya çıkan yapının barışçıl ve hukuka dayalı meşru bir yapı olduğunu söyledi. HTŞ’nin başa getirilmesiyle yönetimin kısa sürede "otoriter, tekçi, dışlayıcı ve faşizan devlet pratiklerine yöneldiğini" ifade eden Eda Önal, "Yakın dönemde Alevilere ve Dürzilere yönelik gerçekleştirilen insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları bugün çok boyutlu bir şekilde Kürt halkına yönelmiştir. Halep’e yönelik son saldırılar, Rakka, Deyre Zor hattında tırmandırılan askeri operasyonlar ve Rojava’nın hukuki ve siyasal statüsünün ortadan kaldırılmasına yönelik Haseke ve Kobanê’ye dönük kuşatmalar, bir toplum kırımı tehlikesini barındırmaktadır. Bu saldırılar, Kürtlerin yaşam hakkını, varlığını doğrudan tehdit etmekte ve Suriye’de kalıcı barış ihtimalini ortadan kaldırmaktadır. Toplu infazlar ve zorla yerinden etmeler, işkenceler ve insanlığa karşı suçlar, Suriye’de birlikte yaşam perspektifini hedeflediği kadar, bölgesel barışı da tehlikeye atmaktadır" dedi.
 
‘BARIŞIN KALICILIĞI KÜRTLERİN HAKLARININ GÜVENCESİYLE BAĞLANTILI’
 
Uluslararası kamuoyuna, kurum ve mekanizmalara çağrıda bulunan Eda Önal, “Suriye’de Kürtlerin karşı karşıya olduğu tehlikeler, sivillere yönelik saldırılar ve etnik-dinsel temelli hak ihlalleri karşısında sessiz kalınmamalı; Rojava’nın hukuki ve siyasal statüsünün korunması için uluslararası hukuk temelinde etkin adımlar atılmalıdır. Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti sorumlu makamlarına ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde temsil edilen siyasi partilerin yöneticilerine çağrımızdır: Türkiye Cumhuriyeti, katliam fetvaları yayınlayan HTŞ gibi radikal selefi örgütlerle değil, Kürt halkı ve Suriye’de yaşayan diğer toplumsal kesimlerle diyaloga geçerek, kalıcı ve gerçek bir barışın kurulmasına katkı sağlamalıdır” diyerek, “Türkiye’de barışın kalıcı hâle gelmesinin Suriye’deki Kürt halkının varlığının ve haklarının güvence altına alınmasıyla doğrudan bağlantılı” olduğunun altını çizdi. 
 
Eda Önal son olarak, tüm kesimleri Kürtlerin ve bölgenin geleceğini tehlikeye atan savaşa karşı koymaya davet ettiğini sözlerin ekledi. 
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) MYK üyesi Eren Keskin ise "Türkiye, İran, Irak ve Suriye'de tüm Kürtler barış istiyor. Emperyallere sesleniyorum kendi uluslararası bildirgeleri ve hukuk metinlerini kendiniz yerle bir ediyorsunuz. Ortadoğu'da tek laikler Kürtlerdir. Cihatçıların saldırılarına maruz kalmak istiyorsanız devam edin. Ayrıca Türk basını kışkırtıcı haberler yapıyor. Bizim sadece barışa ihtiyacımız var. O yüzden basın konseyini de basını uyarmaya çağırıyoruz" dedi. 
 
AÇIKLAMAYI YAPAN HUKUK KURUMLARI
 
Açıklamayı yapan hukuk kurumların isimleri şöyle: Adalet İçin Hukukçular, Demokrasi İçin Hukukçular, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, Özgürlükçü Demokrat Avukatlar, ÖHD İstanbul Şubesi, Katılımcı Avukatlar, Toplum Ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV), Özgürlükçü Demokrat Avukatlar.
 
ŞIRNEX
 
ÖHD Şirnex Şubesi, Cizîr'de bulunan adliye binası önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya siyasi parti ve demokratik kitle örgütü temsilcileri ve çok sayıda kişi destek verdi. 
 
Açıklamada konuşan ÖHD Şirnex Şube Eşbaşkanı Sabri Çatıkkaş, yapılan saldırılara tepki göstererek "Rojava'da demokratik, eşitlikçi ve barışçıl yönetim tüm dünya tarafından kabul görmüştür. Ancak bu sistem HTŞ tarafından hedef alınmaktadır. Yapılan saldırılar sivillerin yaşam hakkını doğrudan tehdit etmekte. Suriye'de halkların bir arada yaşama umudu saldırı altındadır. Halkların kendi geleceğini belirleme hakkı uluslararası bir haktır. Bu saldırılar Türkiye'de kalıcı barışı yaralamaktadır" dedi. 
 
Açıklama alkışlar ile son buldu. 
 
WAN
 
Wan, Mûş ve Colemêrg’te bulunan hukuk kurumları Rojava’ya yönelik saldırıları kınamak için basın açıklaması gerçekleştirdi. 
 
Wan Barosu, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD), İnsan Hakları Derneği (İHD), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Temsilciliği ve Komeleya Vekolîn û Perwerdeya Hiqûqê (DADSAZ) Rojava’ya yönelik saldırıları kınamak için Van Adliyesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Burada açıklamayı okuyan Avukat Ali Şapkacı, ‘Suriye’de 2011 yılından bu yana devam eden iç savaş; milyonlarca insanın yaşam hakkını ihlal eden, zorla yerinden edilme ve ağır insan hakları ihlalleriyle derinleşen çok boyutlu bir kriz yaratmıştır. Bu süreçte Rojava’da yaşayan Kürt halkı, DAIŞ ve benzeri radikal silahlı çetelere karşı yürüttüğü mücadeleyle yalnızca kendi varlığını değil, bölgesel ve uluslararası güvenliği de savunmuştur” dedi. 
 
ULUSLARARASI KURUMLARA ÇAĞRI
 
Rojava’ya yönelik saldırıları protesto ile barışçıl yürüyüşler düzenlemek isteyen halka yönelik yasaklayıcı anlayışı kabul etmeyeceklerini söyleyen Şapkacı, “Rojava’ya, Kürt halkına yönelik saldırılara karşı siz de sessiz kalın dayatmasından ibarettir. Ancak hak ve hukuk örgütleri olarak insan haklarını savunmak insanlığı savunmak, Rojava’da olanlara sessiz kalmamak barış ve eşitliğe karşı borcumuzdandır. Bu yönde barışçıl tepki ve yürüyüşlerin yasaklanmasını; yapılan yürüyüşlerde kolluğun yasaklı yürüyüş gerekçesiyle halka, insan hakları savunucularına, seçilmişlere, avukatlara ve baro başkanına orantısız müdahalede bulunulmasını, kötü muamele ve gözaltı işlemleri uygulanmasını da ayrıca kınıyoruz” dedi. 
Şapkacı, son olarak uluslararası kurumlara Rojava ile dayanışma çağrısı yaptı. 
 
MÛŞ
 
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Mûş Temsilciliği, Rojava’ya dönük saldırıları protesto etmek amacıyla basın açıklaması gerçekleştirdi. 
 
Mûş Adliyesi önünde gerçekleşen açıklamaya çok sayıda avukat katıldı. Açıklamada konuşan ÖHD Mûş Temsilciliği üyesi Yusuf Karaaslan, yaşanan saldırıların kabul edilemez olduğunu ve derhal sonlanması gerektiğini belirterek, "Bu noktada özellikle vurgulamak isteriz ki; Türkiye’de kalıcı barışın tesis edilmesi ile Suriye’de yaşayan Kürt halkının haklarının güvence altına alınması arasında doğrudan ve kopmaz bir illiyet bağı bulunmaktadır. Rojava’nın statüsüz bırakılması, Suriye’de birlikte yaşam perspektifini hedef aldığı kadar, bölgesel barışa da zarar vermektedir. Türkiye’nin sınırlarının hemen ötesinde yaşayan Kürt halkının statüsüzlük, güvensizlik ve sürekli şiddet tehdidi altında bırakılması; Türkiye’de toplumsal barışı güçlendiren değil, zayıflatan bir etki yaratmaktadır" dedi.
 
COLEMÊRG
 
Colemêrg’in Gever ilçesinde, İHD, ÖHD ve Colemêrg Barosu öncülüğünde, HTŞ, DAİŞ ve Türkiye destekli grupların Rojava’ya dönük saldırılarını protesto etmek için Yüksekova Adliyesi önünde basın açıklaması düzenlendi. Ortak metni ÖHD Colemêrg Şube Eşbaşkanı Avukat Ferit Atasoy okudu.
 
 KATLİAMLARA TEPKİ
 
Rojava’da yaşayan halklara yönelik yapılan katliamları kınayan Atasoy, “Rojava’da ortaya çıkan toplumsal ve siyasal yapı, halkların, inançların ve kimliklerin eşitliği temelinde, demokratik, çoğulcu ve katılımcı bir yönetim anlayışını esas almıştır. Rojava’da ortaya çıkan bu yapı, uluslararası kamuoyunda meşru bir karşılık bulmuş, Suriye’de barışçıl ve hukuka dayalı bir çözümün mümkün olduğuna dair önemli bir deneyim olarak değerlendirilmiştir. Ancak Esad rejiminin fiilen ve resmen çöküşünün ardından Ahmet El Şara liderliğinde kurulan geçici yönetimin, kısa sürede, otoriter, tekçi ve dışlayıcı devlet pratiklerine yöneldiği görülmektedir” dedi.
 
İZMİR
 
İzmir'deki insan hakları ve hukuk örgütleri, Rojava'ya yönelik saldırılara karşı İzmir Adliyesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. "Rojava'ya yönelik saldırılara sessiz kalmıyoruz" pankartının açıldığı açıklamada sık sık "Bijî Berxwedana Rojava" ve "Rojava'da direnen halklara bin selam" sloganları atıldı. Basın metnini Özgürlük için Hukukçular Derneği İzmir Şube Eşbaşkanı Özcan Sarıoğlu okudu. 
 
Suriye’de Kürt halkının kendi varlığını, kimliğini ve demokratik temsil mekanizmalarını güvence altına alacak bir çözümün, Türkiye’de barışın toplumsal ve siyasal zeminini de güçlendireceğine dikkat çekilen açıklamada,  "Bu çerçevede uluslararası kamuoyuna ve Suriye ve Rojava üzerinde nüfuz sahibi devletlere ve uluslar arası kurumlara çağrımızdır: Suriye’de sivillere yönelik saldırılar ve etnik-dinsel temelli hak ihlalleri karşısında sessiz kalınmamalı; Rojava’nın hukuki ve siyasal statüsünün korunması için uluslararası hukuk temelinde etkin adımlar atılmalıdır" denildi. 
 
ANKARA 
 
Hukuk örgütleri, Ankara Adliyesi önünde bir araya gelerek HTŞ, DAİŞ ve Türkiye destekli paramiliter grupların Rojava’ya dönük saldırılarına dönük açıklama yaptı. Açıklamada Türkçe ve Kürtçe “Saldırıları durdurun Rojava vicdandır, direniştir, özgürlüktür” pankartı açılırken “Rojava halkı yalnız değildir” ve “Biji berxwedana Rojava” sloganları atıldı. 
 
Açıklamaya DEM Parti Ankara İl Örgütü yöneticilerinin yanı sıra insan hakları savunucuları da katıldı.
 
ÖHD Ankara Şube Eşbaşkanı Çiğdem Kozan, saldırıların Kürt halkının statüsünü,  kadın özgürlüğünü ve halkların kardeşliğini hedef aldığını belirtti. Çiğdem Kozan, Kürtlerin soykırım tehdidi ile karşı karşıya bırakılmasına karşı Türkiye'de protesto eylemi düzenleyen yurttaşlara yönelik saldırılara da dikkat çekerek, "Yurttaşlara yönelik müdahaleler de toplanma ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlali olup bunlara karşı yurttaşların yanında olup temel hak ve hürriyetler ile hukukun üstünlüğünü savunmada ısrar edeceğiz" şeklinde konuştu.
 
DAYANIŞMA ÇAĞRISI
 
Çiğdem Kozan, baroları, hukuk örgütleri, insan hakları savunucuları ve tüm hukukçuları dayanışmaya çağırarak, "Halkların katledilmesine yol açan savaş politikalarına karşı barışı, eşitliği ve özgürlüğü savunmaya davet ediyoruz" dedi.
 
 MERSİN 
 
ÖHD, ÇHD, İHD ve Adalet İçin Hukukçular Derneği Rojava’ya yönelik gerçekleşen saldırıları kınamak için Mersin Adliyesi önünde basın açıklaması düzenledi. Açıklamada, “Savaş, insanlığın yenilgisidir. Barış, ortak geleceğimizdir. Adalet barışla başlar” pankartı açıldı. Basın metnini okuyan Şaman, TBMM’ye çağrıda bulunarak, gerçek ve kalıcı bir barışın HTŞ gibi selefi yapılarla değil, Kürt halkı ve Suriye’de yaşayan diğer toplumsal kesimlerle kurulacak diyalogla mümkün olacağını vurguladı. Şaman, “Türkiye Hükümetinin, sınırlarının hemen ötesinde yaşayan ve Türkiye’nin tüm yurttaşlarıyla güçlü tarihsel ve toplumsal bağlara sahip olan Kürt halkının yaşam hakkını, ulusal ve demokratik haklarını, kendilerini özgürce temsil etme haklarını savunması hem barışa hizmet eden, hem de evrensel hukuka ve değerlere dayalı, sorumlu bir yaklaşım olacaktır. Uluslararası insan hakları hukukunun ve barış hakkının savunucusu olmaya; Suriye’de ve bölgede kalıcı barışın inşası için hukuki ve toplumsal sorumluluğumuzu yerine getirmeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz” dedi.
 
Açıklama alkışlarla sona erdi.
 
 ANTALYA 
 
Antalya’da ÖHD, İHD ve ÇHD tarafından İHD dernek binasında açıklama düzenlendi. Açıklamayı okuyan ÖHD’li Nesibe Bahadır, HTŞ’ye bağlı yapıların Kürtler başta olmak üzere farklı inanç ve halklara yönelik saldırılarının uluslararası hukuk ve savaş hukukunun açık ihlali olduğunu, Rojava’nın hedef alınmasının ise barış ihtimalini zayıflattığını vurguladı. Nesibe Bahadır, uluslararası kamuoyunu sivillere yönelik saldırılar karşısında sorumluluk almaya çağırırken, Türkiye’nin de HTŞ gibi yapılar yerine Kürt halkı ve Suriye’deki toplumsal kesimlerle diyalog kurmasının hem bölgesel hem de toplumsal barış açısından zorunlu olduğunu ifade etti.
 
 Açıklama, “Bijî berxwedana Rojava” sloganı ve alkışlarla sona erdi.
 
 
MÊRDÎN 
 
ÖHD, İHD ve Mêrdîn Barosu, Mardin Adliye binası önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya siyasi parti, demokratik kitle örgütü temsilcileri ve çok sayıda kişi katıldı. Açıklama metnini kurumlar adına Mêrdîn Barosu Yönetim Kurulu üyesi Civan Ortaç okudu. Ortaç, “Uluslararası insan hakları hukukunun, hukukun üstünlüğünün ve barış hakkının savunucusu olmaya; Suriye’de ve bölgede kalıcı barışın inşası için hukuki ve toplumsal sorumluluğumuzu yerine getirmeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz” dedi.