DEM Parti'den ajansımıza 10 Ocak ziyareti: Hüseyin Aykol anıldı
ANKARA - 10 Ocak dolayısıyla ajansımızı ziyaret eden Tülay Hatimoğulları, geçtiğimiz günlerde yaşamını yitiren gazeteci Hüseyin Aykol'un odasına karanfil bıraktı.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve DEM Parti Antalya Milletvekili Saruhan Oluç, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla Mezopotamya Ajansı Ankara Bürosu'nu ziyaret etti. 10 Ocak'ta yaşamını yitiren Özgür Basın’ın devrimci çınarı Hüseyin Aykol'un odasına karanfil bırakan Hatimoğulları, özgür basın geleneğine kattığı değerleri anlattı.
Tülay Hatimoğulları, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutlayarak, "Gerçekten Türkiye'de basın emekçisi olmak, gazetecilik yapmak sanırım dünyanın en zor işi. Özellikle son zamanlarda basın üzerinde artan sansür, baskılar ve fiili olarak devam eden baskılar hakikaten kabul edilemez. Bugün bir ülkenin ne kadar demokratik olduğunun ölçüsü basın özgürlüğünden geçer" dedi.
'SİZLERE TEŞEKKÜR EDİYORUZ VE MİNNETTARIZ'
Türkiye'de muhalif televizyon kanallarına ve gazetelere kayyumların atandığını hatırlatan Tülay Hatimoğulları, "Oradaki basın emekçileri işten çıkartılıyor ve mevcut olan iktidar kendi yayınını o televizyon kanallarından ve basın yayın organlarından gerçekleştiriyor. Bunu kabul etmek mümkün değil. Sanırım en çok gazetecinin tutuklu olduğu ülkelerden birisi Türkiye'dir. Burada haber yapabilmek, özgürce yazı yazabilmek, özgürce fikrini dile getirebilmenin son derece koşullarının zor olduğu bir dönem. Bizler bu dönemi Türkiye tarihinde askeri cunta yönetimi yönetimlerinde, askeri darbeler döneminde gördük. Kenan Evren'in 'gazeteler makas makas derneklere, sendikalara kilit vurulsun' dediği dönemin daha beterini biz bugünlerde yaşıyoruz. Ve biz; sizlerin yürüttüğü yoğun emek, özgür basın çizgisini yürütmek için verdiğiniz yoğun emekten dolayı sizlere çok teşekkür ediyoruz ve minnettarız. Çünkü bizler, sadece bir siyasi parti olarak değil, bir yurttaş olarak da sizler sayesinde haber alma hakkımızı koruyabiliyoruz ve sizler bunun bedelini ağır bir şekilde ödüyorsunuz" diye konuştu.
HÜSEYİN AYKOL'UN ODASINA ZİYARET
Gazetecilerle dayanışma içerisinde olduklarını belirten Tülay Hatimoğulları, Hüseyin Aykol’un anılarına değinerek şunları söyledi; “Hüseyin Aykol’un odasındayız ve burada kendi masası, üzerinde isminin yazılı olduğu kalemliği ve çay içtiği bardağı duruyor. Gerçekten bir tarih, bir çınar… Bu oda bir tarihi temsil ediyor. Büyük bir emeği temsil ediyor. Ben, Hüseyin Aykol arkadaşımızı, çok önemli bir basın emekçisini burada bir kez daha saygıyla ve minnetle anıyorum. Onu asla unutmayacağız. O, hem Türkiye solunun hem de Kürt halkının mücadelesinin önemli bir bileşkesiydi. Çok sayıda öğrenci yetiştirdi ve o sadece haber yazan bir gazeteci değil, aynı zamanda gazeteciliğin tarihini de yazan, bu alana emeğini veren bir insandı. Ben, kendisinin odasında ve sizlerin yanında, Türkiye’de ve dünyada katledilen bütün basın emekçilerini bir kez daha saygıyla ve minnetle anıyorum. Musa Anter’i, Gurbetelli Ersöz’ü ve onların şahsında katledilen tüm gazetecileri saygıyla ve minnetle anıyorum" ifadelerini kullandı.
'TÜRKİYE'DE TARAFLI BİR BASIN VAR'
Halep'te Kürtlerin yaşadığı Şêxmeqsûd ve Eşrefiye mahallelerine yönelik saldırılara ilişkin de konuşan Hatimoğulları, devamla şunları söyledi: “Saldırılar günlerdir devam ediyor ve bizler kısıtlı olanaklarla oradaki gelişmeleri takip edebiliyoruz. Çünkü gerçekten Türkiye'de son derece taraflı bir habercilik anlayışı var. Türkiye kamuoyu, Halep'te yaşananlarla ilgili yeterli bir bilgiye ne yazık ki sahip değil. Bugün orada her iki mahallede de Kürt halkı üzerinde başlatılmış olan bir soykırım ile karşı karşıyayız. Birkaç gün önce yine bazı sağlık merkezleri bombalandı. Bugün de özel olarak bir hastane bombalandı ve orada siviller var, çocuklar var, yaralılar var.
TÜRKİYE VE SURİYE'NİN BARIŞ DİLİNE İHTİYACI VAR
Bütün bunu görmezden gelen ve orada bu katliama devam edilmesini hiçbir vicdan ve anlayış kabul etmez. Bugün Suriye'deki bu gelişmelere ilişkin özellikle Türkiye'deki yetkililer seslenmek istiyoruz; Türkiye hükümeti adına konuşan bütün yetkililerin kullandıkları dil, ne yazık ki mevcut olan çatışmaları bitirecek bir dil değil. Tam tersi, bu çatışmaların adeta bir tarafı olarak ve sürmesini isteyen bir taraf olarak açıklamalar yapılıyor. Bunu kabul etmek mümkün değil. Türkiye'de Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin devam ettiği bu günlerde; biz Türkiye'de bütün yetkilileri, savunma bakanını, dış işleri bakanını, hükümet sözcülerini ve Cumhur İttifakı'nın bileşeni olan partilerin genel başkanlarını da dahil herkesi barış diline davet ediyoruz. Türkiye ve Suriye'nin barış diline ihtiyacı var.
HERKESİ GÜÇLÜ MESAJLAR VERMEYE ÇAĞIRIYORUM
Çatışmaları kışkırtan, körükleyen ve destekleyen değil, tam tersi hem Suriye'de barış hem Türkiye'de barış şiarıyla bir ana fikir üzerinden ilerlenmesi gerekiyor. Özellikle Türkiye'de başlayan bu sürecin selameti ve sağlıklı ilerleyebilmesi için bu önemlidir. Bu tavır, yanı başımızda katledilen Kürt kardeşlerimiz üzerindeki bu katliamın bitirilmesi için de son derece önemli.
Bizler, Suriye’de devam eden bu katliamlarla ilgili olarak, bütün dünyadaki insan hakları kuruluşlarını ve uluslararası sağlık kuruluşlarını, Türkiye’deki kuruluşlarla birlikte, daha güçlü ses vermeye ve daha güçlü bir sahiplenmeye çağırıyoruz. Bu yapıları, soykırımın durdurulması için daha güçlü mesajlar vermeye davet ediyorum.”