'Halkın gazetecisi olmak güç veriyor'

img
ANKARA - Baskı, gözaltı ve sansürle 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü karşılayan gazeteciler, tüm zorluklara rağmen halkın gazetecisi olmanın kendilerine güç verdiğini söyledi.
 
Türkiye’de gazeteciler 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü baskı, sansür ve cezaevlerinde karşılıyor. Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) 2020 Yılı Gazetecilere Yönelik Hak İhlalleri Raporu'na göre, 90 gazeteci cezaevlerinde bulunurken, 79 gazeteciden 24’ü ise tutuklandı. 2021’de de bu tablo değişmedi. Ankara’da 5 Ocak’ta Gülistan Doku için yapılan eyleme müdahale eden polisler Jin News muhabirleri Habibe Eren ve Öznur Değer ile gazeteci Eylül Deniz Yaşar’ı darp ederek gözaltına aldı. 8 Ocak günü muhabirimiz Mehmet Aslan, yaptığı haberler gerekçe gösterilerek tutuklandı.
 
Artı TV kameramanı Turgut Dedeoğlu, Jin News muhabiri Öznur Değer, ANKA muhabiri Tamer Arda Erşin ve YOL TV muhabiri Özge Uyanık, gazetecilere yönelik baskıları anlattı. 
 
Artı TV’de çalışan Turgut Dedeoğlu, “Diyarbakır’a gittiğimiz zaman Kürt gazeteci arkadaşlarımız ‘biz baskıya uğruyoruz’ dediklerinde şaşırırdık. Ama oluyormuş, son yıllarda Kürt gazetecilerine uygulanan baskının benzeri Türkiye illerinde de uygulandığına şahit oluyoruz” dedi.
 
POLİS EYLEMCİ GÖZÜYLE BAKIYOR
 
Türkiye’de gazeteciler için, “ya halkın ya da iktidarın gazetecisi olmak” gibi iki seçeneğin olduğunu belirten Dedeoğlu, iktidara yakın gazetecilerin kapıların açık olduğunu sözlerine ekledi. Halkın gazetecilerinin ise baskı ile karşı karşıya olduğunu ifade eden Dedeoğlu, “Halkın gazetecisiysen turkuaz kartının da olması bir şey ifade etmiyor. Sahada sosyal olayları takip eden gazetecilerin sayısı az olduğu için polis eylemci gözüyle bakıyor size” diye konuştu.
 
DOĞRULARIN PEŞİNDEN
 
Halkın gazetecisi olmanın kendisine güç verdiğini vurgulayan Dedeoğlu, devamında şunları söyledi: “Artık ‘bu kadar da olmaz ki’ demeyi bıraktık çünkü her seferinde daha kötüsü ile karşı karşıya kalıyoruz ve daha kötüsü oluyormuş. Halkı habersiz bırakmak, gerçeklerden uzak tutmak son derece tehlikeli ve en büyük ihanettir. Bizler yurtsever gazetecileriz ve polisten dayak yeme, gözaltına alınma, tutuklanma pahasına doğruların peşinden gidiyoruz. Halkın yanında yer almak zorundayız.” 
 
KADINLAR ÖZEL POLİTİKA
 
Gülistan Doku için 5 Ocak 2021 tarihinde yapılan eylemde darp edilerek gözaltına alınan Jin News muhabiri Öznur Değer, “Bölge illerinde de gazetecilik yaptım ancak Ankara’da özellikle kadınlar üzerinden özel bir politika uygulanıyor” dedi. Taşıdığı kurum kimliğinden kaynaklı sık sık polis engellemesine maruz kaldığını ifade eden Değer, “Polislerin bizim basın kartlarımızı tanımamasını basit ele almamamız gerekir. Bu taşıdığımız kartlar bizim için bir sembol. Bizim gazetecilik yapmamız için turkuaz kartlara ihtiyacımız yok” diye konuştu.
 
BASKILAR ARTIYOR
 
Kadın kimliği nedeniyle gittiği haberlerde baskıya maruz kaldığının altını çizen Değer, “Her türlü taciz, saldırı tehdit ve sözel şiddete maruz kala biliyoruz. Kurum kimliğinin yanında kadın kimliği olduğunda bir de buna, Kürt kimliğini eklediğimiz zaman saldırılar artıyor” ifadelerini kullandı. Polisler dışında “Eril akla hizmet eden tecavüzcü, tacizci erkekler” tarafından yaptıkları haberler nedeniyle tehditlere maruz kaldığını belirten Değer, “5 arkadaşımız Van’da yaptıkları haber nedeniyle işkenceyi ortaya çıkardığı için tutuklandı. Baskılara rağmen bizler Apê Musa özgür basın geleneğini sürdüren aynı zamanda Gurbetelli Ersöz’ün mirasçıları olan kadınlar olarak mücadele etmeye devam edeceğiz. Halka gerçek haberleri ulaştırmak için her dönem gazetecilik yapacağız” dedi.
 
5 KİMLİK POLİSİ İKNA EDEMEDİ
 
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Ankara Şube Yöneticisi ve ANKA Haber Ajansı muhabiri Tamer Arda Erşin, 10 Ocak’ı “çalıştırılmayan gazeteciler” olarak karşıladıklarını söyledi.
 
Ankara’da gazeteciliğin bürokrasiyle anıldığını ancak sahada çalışan gazeteciler için baskının daha görünür olduğunu belirten Erşin, kolluk baskısının pandemi dönemin artığına dikkati çekti. Erşin, şöyle anlattı: “Gidilen her haberde polis direk basına müdahale eder, basın kartı sorar, kart olsa bile çekmenize mümkün olduğunca izin vermez. Rutin bir haber takibi sırasında aralarında basın kartlarının da olduğu 5 farklı kimlik kartı göstermeme rağmen polisi gazeteci olduğuma ‘ikna’ edemedim. İzin verilmiyor çünkü ‘o görüntünün çekilmemesi lazım, o insanların sesini duyurmaması gerek.’ Her seferinde ‘yukarıdan gelen emir’ deniliyor. Muhalif kurumlarda çalıştığınız zaman polis sizi haberden uzak tutmak için elinden geleni yapar.”
 
METİN GÖKTEPE’NİN MİRASI
 
8 Ocak 1996'da İstanbul'da gözaltında işkence yapılarak öldürülen Evrensel Gazetesi muhabiri Metin Göktepe’den etkilenerek mesleğe bağladığını belirten Erşin, şunları söyledi: “Biz basın mensubuyuz ve sadece mesleğimizi yapmak istiyoruz. Gazetecilikteki ısrarımız Metin Göktepe’nin mirası. Bende gazeteciliğe, Göktepe’nin çalıştığı Evrensel Gazetesi’nde başladım. O zorluklara karşı haber yapma pahasına canından oldu, bizde her zaman gerçeğin peşinden gideceğiz. Sesi duyulmayan herkesin sesini duyurmaya devam edeceğiz.” 
 
‘ENGELLEMELERE RAĞMEN YAPILABİLİR’
 
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'ya sosyal medyadan soru sorduktan sonra bakanlığın bilgilendirme grubundan çıkartılan YOL TV muhabiri Özge Uyanık, “Biz daha çok sokakta çalışan gazeteciler olarak baskılara karşı halkın desteğini hissedebiliyoruz. Engellemelere rağmen bu mesleğin yapıla bileceğini gösteriyoruz” diye konuştu. 
 
‘GİZLENENİ HABER YAPIYORUZ’
 
Basına yönelik engellemelerin gazetecilerin soru sorma kararlığını önüne geçemeyeceğini dile getiren Uyanık, “Onlarca gazeteci cezaevinde ama halktan ‘saklanılmaya’ çalışılan haberler yapılmaya devam ediliyor. Sokakta, iktidara karşı yapılan hiçbir eylemi ana akım medyada göremiyoruz. Bizde gizlenmeye çalışılan bu gündemleri halka aktarmaya çalışıyoruz. Meclis’te ‘yoksulluk sorun olmaktan çıktı’ denilirken, sokakta ekonomik krizi yaşayan yurttaşlara mikrofon uzatıyoruz. YOL TV ekibi olarak halkın gazetecisi olarak çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
 
MA / Emrullah Acar