‘Yasadaki hukuki muğlaklıkların çözülmesi gerekiyor’

Paylaş:
İZMİR - Meclis'te kabul edilen çerçeve yasayı değerlendiren ÖHD İzmir Şubesi Eş Başkanı Özcan Sarıoğlu, "Bu yasa ne tüm süreci çözebilecek güçte ne de olumsuz bakmayı gerektirecek nitelikte, uzun bir yolun başlangıcı için ilk adımdır" dedi.
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısı kapsamında Meclis’te kabul edilen çerçeve yasaya dair eleştiriler gelmeye devam ediyor. 
 
Yasaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İzmir Şubesi Eşbaşkanı Av. Özcan Sarıoğlu, yasanın çatışmalı sürecin sona erdirilmesi açısından önemli bir ilk adım olduğunu belirtti. 
 
Yasanın silahların devreden çıktığı ve bu sorunun, bu meselenin daha hukuki düzlemde ve demokratik yollarla konuşulabileceği bir süreç olması açısından ilk adım olarak değerli bulduğunu ifade eden Sarıoğlu, “27 Şubat 2025’te Sayın Abdullah Öcalan’ın yapmış olduğu çağrı üzerine başlayan demokratik toplum ve barış sürecinde pek çok tarihi ana şahitlik ettik. Fesih kongresinin yapılması, silahların yakılması töreninin gerçekleşmesi ve silahlı güçlerin sınır dışına çıkması gibi pek çok tarihi olay yaşandı. Ancak bu iki yıla yaklaşan süreçte ilk defa hukuki bir düzleme geçilen bir süreç yaşanıyor. Bunun olması açısından son derece önemli bir adım; bu yasaya bu şekilde bakmak gerekiyor. Elbette kendi içerisinde eksiklikleri ve çelişkileri olan, biraz daha onarıcı adalet mekanizması yahut barış süreci perspektifinden ziyade daha çok güvenlikçi politikaların izlerini taşıyan bir yasa. Bu yasa ne yaşanılan tüm süreci çözebilecek güçte bir yasa ne de çok kötümser bakmayı gerektiren, çok olumsuz bakmayı gerektiren bir yasa. Tamamen uzun bir yolun başlangıcı açısından ilk adım olarak değerlendirilmesi gereken bir yasa” diye belirtti.
 
‘YASADAKİ HUKUKİ MUĞLAKLIKLARIN ÇÖZÜLMESİ GEREKİYOR’
 
PKK'lilerle ilgili düzenlenen bu yasada "tekrar bir terör suçu işlenmek" ya da “tekrar terör suçunun işlenmemesi” şeklinde belirtilen düzenlemenin oldukça muğlak ve hukuki güvenlik, açısından riskler barındırdığını belirten Sarıoğlu, “1 Haziran 2005 öncesi müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet cezası alan kişileri kapsamaması veya öldürme suçlarından dolayı hükümlü olan, soruşturmaya, kovuşturmaya tabi kılınan kişileri kapsamaması gibi eksiklikleri olduğunu görüyoruz. PKK'lilerin artık silahların konuşulduğu bir ortamdan ziyade siyaset yoluyla bu meselenin içerisinde bir özne olmasının konuşulduğu süreçte, 2005 öncesindeki hükümlüleri yahut soruşturması, kovuşturması olan kişileri kapsamaması anlamında eksiklikler barındıran bir yasa. 5 yıl ve 10 yıllık erteleme süreçleri içerisinde tekrardan bir terör suçu işlenmesi halinde bu ertelemenin durdurulacağı ve kişilerin yine aynı şekilde kalan cezalarını çektirileceği şeklinde bir ibare var. Yıllardır terör suçunun çok geniş ele alındığını, başta TMK olmak üzere pek çok yasada yapılan atıfların ve TMK'nin kendisinin bu noktada pek çok çelişki barındırdığını, oldukça mahkemeler ve savcılıklar tarafından geniş ele alındığını görüyoruz. 'Terör suçunun işlenmesi halinde’ diye belirtilen ibare kendi içerisinde oldukça eksik ve muğlak bir kavram. Çünkü biliyoruz ki Türkiye'de herhangi bir şekilde bir siyasetçinin yapmış olduğu bir konuşmadan tutalım, bir belediye başkanının, bir yöneticinin, bir siyasi parti çalışanının yahut sadece bir açıklama yapmak isteyen, sosyal medyada paylaşım yapan kişilerin dahi örgüt propagandası vesaire gibi pek çok suçla karşı karşıya kaldığını, soruşturmalara maruz bırakıldığını, davalar açıldığını ve işte bazen cezalar aldığını görüyoruz” dedi.
 
‘BU SÜREÇTE HERKES SORUMLULUĞUNU YERİNE GETİRMELİ’
 
ÖHD ve insan hakları örgütlerine süreci izleme ve yürütme anlamında büyük sorumluluklar düştüğünü ve bunların yerine getirilmesi gerektiğini söyleyen Sarıoğlu, “Biz Özgürlük İçin Hukukçular Derneği olarak da hem şu anki bu atılacak ilk adımın oluşturacağı, doğuracağı yasal sonuçları takip etmeyi hem de oradaki yine muğlak kavramlardan kaynaklı olarak yaşanabilecek hak ihlallerinin izlenmesi noktasında ve sorumluluk almak durumunda taleplerimiz var. Bu sürecin aktif olarak öznesi olmak yolunda bir talebimiz var. Yıllardır süregelen bu çatışmalı sürecin artık sona erdirildiği bir aşamada hukukun konuşulabileceği, yasal zeminin güçlenmesinin konuşulabileceği durumda muhakkak ki diğer kurumların da üzerine düşeni yapması gerekiyor, daha fazla yapması gerekiyor” şeklinde konuştu.