İranlı gazeteci Leila Kari Khamaneh: Rejime ağlamıyor, yas yerine dans ediyoruz

Paylaş:

İSTANBUL - İran’dan baskıcı rejim nedeniyle göç etmek zorunda kalan gazeteci Leila Kari Khamaneh, rejimin kadınlara düşman olduğunu belirterek, “Hükümet, İran halkından ağlamasını istiyor ama biz artık yas yerine dans ediyoruz” dedi.

İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik 28 Şubat'ta başlattığı saldırıların üzerinden 17 gün geçti. Rejim karşıtlığı eylemler yerini şimdilerde askeri ve yönetsel alanda bölgesel hesaplaşmalara bırakan İran’da, halkları bundan sonra neyin beklediği ise merak konusu.
 
İran’daki “siyasal gelecek” tartışmaları bir yana ülke; direniş ruhunu tüm dünyaya kanıtlayan kadınların konumunda yeni bir sayfa açmaya hazırlanıyor. İran’daki  Rejimi’in  baskısından, tehdidinden dolayı farklı şehirlere göç etmiş İranlı kadınların hikayesini kendi ağızlarından dinleyip, “Nasıl bir ülke özlemleri var?” diyerek bir sayfa açıyoruz. İran’ın Tahran kentinde doğup büyüyen ve aslen Tebriz’in Azerilerinden olan Leila Kari Khamaneh (48) de bu kadınlardan yalnızca biri.
 
ÖNCE TÜRKİYE SONRA ALMANYA’YA GÖÇ
 
Üniversiteyi Tahran’da okuyan ve gazeteci olan Leila Kari Khamaneh, rejimin baskıcı yöntemlerine ve tehditlerine maruz kalmış, mesleğini yapamaz noktaya geldiğinde ise ülkeyi terk eden sayısız İranlı kadından biri. 3 yıl İzmir’de yaşadıktan sonra eşi ve kızı ile birlikte Almanya’ya yerleşen Leila Kari Khamaneh,  İran hükümetine muhalif olan Farsça yayın yapan medya kuruluşlarında çalışıyor.
İran’da yaptığı haberler nedeniyle çok sayıda tehdit aldığını söyleyen Leila Kari Khamaneh, 25 yıllık gazetecilik geçmişine çok şey sığdırdığından bahsediyor.
 
İRAN HALKININ SESİNİ DÜNYAYA DUYURUYOR
 
Ayrıca kurdukları insan hakları sayfası “Dadban” ile İran’da yaşayan halkların sesini tüm dünyaya duyurmaya çalıştıklarını belirten Leila Kari Khamaneh, “Örneğin İran’da çeşitli gerekçelerle siyasi dava açılmış insanlar zor da olsa bizimle iletişime geçiyor ve kamuoyu oluşturulmasını istiyor. Biz de yanımızda yer alan avukatlar aracılığıyla hem yardımlaşıyor hem de onlarla dayanışıyoruz. Ülke dışına göç etmiş bir gazeteci olarak halkımın yanında olmayı sürdürmeye çalışıyorum. 15-20 yılı bulan ve kimi zaman da idam cezası almış insanların seslerini duyurmak önemli. Aileler bize mesaj atıyor, biz de maddi manevi yardımda bulunuyoruz” dedi.
 
‘İRAN’DAN HABER ALMAK ZORLAŞTI’
 
İran’daki saldırılar nedeniyle son duruma dair de konuşan Leila Kari Khamaneh, “İran’da internet yok, çok zor mesaj atıyorlar bize. Konsolosluklar üzerinden haberler almaya çalışıyoruz. İran şuan çok kötü bir dönemden geçiyor. 12 günlük protestolarda net olmamakla birlikte 5 bini aşkın kişiyi öldürdüler. Ailelere teslim edilen cenazelerin sayısını bilmiyoruz. Hepimiz ağlıyoruz ve hala aynı acıyı yaşadığımız için ağlamaya devam ediyoruz. Şimdiki savaş ile birlikte durum daha da ağırlaştı” diye ifade etti.
 
İRANLILAR BÜYÜK BİR HAPİSHANENİN İÇİNDE 
 
Ailesinin büyük çoğunluğunun İran’da olduğunu ve kendilerinden sınırlı haber aldıklarını belirten Leila Kari Khamaneh, “İran’da bundan sonrası ne olur tam olarak bilmiyoruz. Bir öngörüde bulunamıyoruz. İran çok güzel bir ülke, biz savaşın olmasını istemiyorduk. İran İslami Rejim tüm dünya ile savaştı, en önemlisi de halkıyla savaştı. İranlılar büyük bir hapishanenin içinde yaşıyor. İran’da cezaevleri dolup taşmış. Yaşam koşulları daha da kötüleşti. Yemek yok, aç kalıyorlar. Aileler cezaevine giren yakınlarından haber alamıyor. Halk İran’da çok zor günler geçiriyor” dedi.
 
‘İRAN’IN ZENGİNLİKLERİ HALK İÇİN KULLANILMIYOR’
 
Uzun yıllar ekonomi gazeteciliği alanında yoğunlaşan Leila Kari Khamaneh, ülkedeki ekonomik gidişatın daha da kötüleştiğinin altını çizerek şunları dile getirdi: “Şuan orada geri dönüş aldığımız insanlar yoksulluklarını anlatıyor. Her gün fiyatlara zam yapılıyor ve insanlar ülke durumundan kaynaklı çalışamıyor. İnternet yok, sürekli bombardıman, para kazanmak çok zorlaştı. Bu yoksul halkın bir kesimi de rejim tarafından karın tokluğuna muhaliflere karşı savaştırılıyor. Akaryakıt fiyatları artacak, bir şok dalgası yaratacak. Etkileri çok olur ama özellikle İran halkına yansıması daha fazla olur. İran zenginlikleriyle güçlü bir ülke ama rejim bunu halkı için kullanmıyor. Ne yapmış rejim peki? Silah almış, silah almış… Halka sıkmak için. İtiraz edince, ses yükseltince katletmiş.”
 
‘ARTIK AĞLAMIYORUZ, YAS YERİNE DANS EDİYORUZ’
 
Leila Kari Khamaneh konuşmasının devamında İran rejiminin baskıcı yöntemlere neden başvurduğunu ve özellikle de kadınları neden hedef aldığını ise şu sözlerle açıkladı: “İran halkının büyük bir düşmanı var. O da İran hükümeti. İran halkı bu İslami rejimi istemiyor. Biz özgürlük istiyoruz. Rahatlık istiyoruz ama bu hükümet bize her şeyi yasakladı. Bu hükümet ilk olarak da kadınlara düşman. O yüzden şimdi özellikle öncü olanlar kadınlar. Bir kadın çocuğunun cenazesini almak için hükümete çokça para vermek zorunda kalıyor. Peki, cenazesini alınca ne yapıyor bu anne? Dans ediyor. Neden dans ediyor? Bizim ülkemizde ağlamak yok, tuttukları yas ve isyanlarını dile getirmenin bir yoludur dans etmek. Hükümet, İran halkından ağlamasını istiyor ama biz ağlamıyoruz. Böyle itiraz ediyoruz. İran halkı ne kadar üzgün olursa olsun artık yas tutmuyor.”
 
KADINLARIN DİRENİŞİ KORKUTTU
 
İran’da kadınların verdiği direnişin cesurca olduğuna değinen Leila Kari Khamaneh, “Katledilen Jîna Emînî’den sonra İran çok değişti. Başörtüsü takma zorunluluğuna canları pahasına karşı çıktılar. Kadınlara düşman olan rejim bu süreçte kadınların direnişinden çok korktu. Ne olursa baskı kadınlara dönük oldu. İran’da sokaklardan insanları almaya başladılar, evlere baskın yaptılar. İran’da yaşamak çok zorlaştı ama bence Molla rejimi artık bitiyor, bitecek. Ülkede değişimin ayak izlerine dair ipuçları var. Müdahale eden ülkelerin belirleyeceği Rehber mi olur, başka demokratik bir isim mi olur bilmiyoruz ama bundan sonra İran halkının kararı önemli” diye ifade etti. 
 
İRAN HALKI DEMOKRATİK YÖNETİM İSTİYOR’
 
“İran halkı artık rejimin gitmesini istiyor” diyen Leila Kari Khamaneh, olası 3 senaryodan bahsederek şöyle konuştu: “Birincisi Rehber İran ülkesinden çıksın ama demokrat olsun talebi. Halk bu rehberin mollalar gibi olmasını istemiyor. İkincisi başka bir ülkeden başka bir ismin tayini. Üçüncüsü ABD’nin bir isim belirlemesi. Rıza Pehlevi’yi destekleyen bir kesim var ama halk bilmiyor ki ondan iyisi de var. Halk artık demokratik bir yönetim istiyor.”
 
 
Son olarak en büyük talebinin İranlı kadınların özgürce yaşayabilecekleri bir ülke hayali olduğunu sözlerine ekleyen ve konuşmasının devamında duygusallaşan Leila Kari Khamaneh, “İran’da kadınlar çok cesur, öncü rol oynuyorlar. Devam etsinler. İyi günler gelecek, buna inanıyorum” dedi. 
 
MA / Necla Demir Arvas
 
YARIN: Sanatı için direnen ressam Parya Ghaderi’nin hikayesi
İlgili Haberler
Kadınlar Newroz’a akın ediyor: Barış, özgürlük ve gelecek için buradayız
Kadınlar Newroz’a akın ediyor: Barış, özgürlük ve gelecek için buradayız

Newroz alanına gelen kadınlar, farklı şehirlerden yola çıkarak ortak talepler etrafında buluştu. Alanı dolduran kadınların talepleri ise barış, özgürlük ve direniş oldu.

Nasrin Parvaz’ın Evin Zindanı deneyiminden Sara’nın hikayesine
Nasrin Parvaz’ın Evin Zindanı deneyiminden Sara’nın hikayesine

Evin Cezaevi’nde yaşadıklarını “Abbasi Lalesinin Altında” adıyla kaleme alan Nasrin Parvaz’ın hikayesi bugün İran’da direnen sayısız kadın ile benzer özellik taşıyor. O kadınlardan Sara da, genç yıllarda tanıştığı cezaevi deneyimini politik bir güce dönüştürmeyi başardı.

Newroz öncesi kiras ve fistan telaşı
Newroz öncesi kiras ve fistan telaşı

Newroz için kiras ve fistanlara yoğun talebin olduğunu belirten terzi Şerbet Aydın, günde onlarca kişinin ya elbise baktığını ya da diktirmek istediğini kaydetti.

Jin dergi ‘Savaş ve direnişi' kapağına taşıdı
Jin dergi ‘Savaş ve direnişi' kapağına taşıdı

Jin derginin 159’uncu sayısı, “Savaş ve Direniş: Hafıza, Mücadele ve Gelecek" başlığıyla çıktı.

Mersin’de bir kadın katledildi
Mersin’de bir kadın katledildi

Akdeniz ilçesinde, iki grup arasında çıkan silahlı çatışma sırasında evinin çatısında bulunan Şükran Cengiz, isabet eden kurşun sonucu yaşamını yitirdi.