WAN - İran'da Beluc ve Kürtlerin, devrik Şah’ın oğluna yönelik destek tartışmaları nedeniyle kısa bir süre protestolara mesafeli yaklaştığını belirten gazeteci Şahla Mihemedî, "İstenen demokrasinin nasıl bir model olacağı belirsiz. Kürtler ve Beluclar, Şah dönemine geri dönmek istemiyorlar" dedi.
İran’da derinleşen ekonomik kriz, artan yaşam pahalılığı ve siyasal baskılara karşı başlayan protestolar, rejimin sert müdahalesine rağmen ülke geneline yayılarak sürüyor. Başta Tahran, Meşhed, İsfahan ve Rojhilat kentleri olmak üzere birçok merkezde “Ekmek, özgürlük, adalet” sloganlarıyla sokağa çıkan binlerce kişiye rejim güçleri gerçek mermi, plastik mermi ve yoğun gazla müdahale ediyor. İnsan Hakları Örgütü verilerine göre, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu yaklaşık 7 bin kişi katledildi, binlercesi yaralandı ve on binlerce kişi gözaltına alındı. Devrim Muhafızları mahallelerde ev baskınları düzenlerken, hastanelerde tedavi gören yaralılar dahi gözaltına alınıyor, hayatını kaybedenlerin cenazeleri ise ailelere baskı ve tehdit eşliğinde teslim ediliyor.
Ülke genelinde öğretmenler, işçiler ve sağlık emekçileri farklı kentlerde dayanışma eylemleri düzenliyor. Gözaltına alınanlar “ulusal güvenliği tehdit etme” ve “rejim karşıtı propaganda” suçlamalarıyla yargılanırken, gözaltı merkezlerinde işkence ve kötü muamele iddiaları artıyor. İnternet erişiminin kısıtlanması ve sosyal medya platformlarının engellenmesiyle bilgi akışı büyük ölçüde kesilse de, tüm baskılara rağmen gece eylemleri ve mahalle protestoları sürüyor. İran’da yaşananlar, derin bir siyasal ve toplumsal krize işaret ediyor.
Rojhilatlı gazeteci Şahla Mihemedî, İran'daki son gelişmeleri Mezopotamya Ajansı'na (MA) değerlendirdi.
AİLELERDEN 300 MİLYON TALEP EDİLİYOR
Protestoların ardından rejimin halk üzerinde insanlık dışı uygulamaları devreye soktuğunu kaydeden Şahla Mihemedî, rejim güçlerinin gözaltına alınan kişilerin ailelerinden 300 milyon tümen talep ettiğini belirtti. Şahla Mihemedî, süreci şöyle aktardı: "Bize ulaşan bilgilere göre 12 binden fazla kişi katledildi, ancak İnsan Hakları Derneği’nin verileri bu sayının 7 bin civarında olduğunu gösteriyor. İran rejimi ise 3 binden fazla kişinin öldüğünü doğruluyor. Tutuklananların sayısı da oldukça yüksek. Rejim her gün evlere baskın düzenliyor, aileleri tehdit ediyor. Şiraz kentinde neredeyse her aileden bir çocuk gözaltında. Ailelerden, 'kamu malına zarar verildiği' iddiasıyla çocuk başına 300 milyon tümen para isteniyor. Oysa bu iddialar kanıta dayanmıyor ve gözaltına alınanların eylemlere katılıp katılmadığı bile belirsiz. Bunlar tamamen keyfi uygulamalardır. Rejim, birçok kişiyi gözaltında katlediyor. Serbest bırakılanların bir kısmı ise kısa süre sonra hayatını kaybediyor. Bu kişiler ölmeden önce ailelerine, kendilerine bilinmeyen iğneler yapıldığını ve farklı ilaçlar verildiğini söylemişler. Rejim şu an bu yöntemi uyguluyor."
‘ÜNİVERSİTELERDE BOYKOT YAYILIYOR’
Üniversitelerde başlatılan boykot eyleminin yayıldığını ifade eden Mihemedî, "Ülke genelinde elektrik ve internet kesintileri var. Üniversite Öğrencileri Platformu, kimliği henüz tespit edilemeyen 50 kadının cenazesinin morglarda bekletildiğini duyurdu. Aileler çocuklarını bulamıyor, rejim öldürdüğü kişiler hakkında bilgi vermiyor. Bölgedeki psikologlar, halkın ağır psikolojik travmalar yaşadığını belirtiyor. Buna rağmen rejimin zulmüne karşı direniş sürüyor. Gençler, üniversiteleri ve rejime bağlı okulları boykot ediyor. Eğitim büyük ölçüde durmuş durumda" dedi.
'HALK YAŞAM MÜCADELESİ VERİYOR'
Elektrik ve internet kesintilerinin yaşamı felç ettiğini, pazarlarda alışverişin durma noktasına geldiğini söyleyen Mihemedî, "Ayın 22’si, rejimin kuruluş yıldönümü. Rejim katılım sağlamak için hazırlık yapsa da halkın tepkisi büyük, insanlar katılmayacaklarını açıkça ifade ediyor. Rejim bu toplumsal öfkenin büyümesinden korkuyor. İnternet erişimi sınırlı ve çok pahalı, bu da halkı ekonomik olarak daha fazla zorluyor. Halk artık rejime destek vermek istemiyor ve kendi imkanlarıyla yaşam mücadelesi veriyor. İnsanlar 'Artık eskisi gibi yaşayamayız' diyor. İran’da artık normal bir hayat kalmadı" ifadelerini kullandı.
'İSTENEN DEMOKRASİ NASIL BİR DEMOKRASİ'
Kürt ve Belucların eylemlere doğrudan katılım yerine dayanışma içerisinde olduğunu belirten Şahla Mihemedî, bu kesimlerin Şah'ın oğlunu istemediğini vurgulayarak, "Belucistan, Kürdistan ve Azeri bölgelerinde eylemlere destek verildi, ancak Kürdistan halkı kitlesel katılım konusunda temkinli davrandı. Buna rağmen en fazla ölüm yine Kürdistan’da yaşandı. Kürtler, 'İstenen demokrasi nasıl bir demokrasi?' sorusunu soruyor ve dış güçlerin samimiyetini sorguluyor. Eski Şah’ın oğlu, toplumsal ve siyasal açıdan güçlü bir kimliğe sahip değil. Kürtler ve Beluclar, Şah ailesinin geçmişte ezilen halklara uyguladığı baskıları hatırlıyor ve o döneme geri dönmek istemiyor. Bu durum halkta tedirginlik yarattı ve bazı kesimlerin gösterilere mesafeli durmasına neden oldu. Yine de destek tamamen çekilmiş değil. Örneğin Rojhilat Kürdistan’da halk, yaşanan ölümleri kitlesel biçimde protesto etti. Bazı çevreler Kürdistan’ın da eylemlerin merkezinde olduğu izlenimini vermeye çalışıyor; ancak gerçekte durum böyle değil. Hakim medya da Kürtlerin kitlesel biçimde gösterilere katıldığını gösterme eğiliminde. Oysa tablo daha karmaşık. İran’daki özgürlükçü ve silahlı bazı gruplar mevcut rejimi küresel emperyalizmin bir uzantısı olarak görüyor. Ancak bu gruplar arasında birlik sağlanmış değil. Halk da bu dağınıklıktan dolayı umutsuz" diye belirtti.
'KÜRESEL SİSTEM DEĞİŞİM İSTEMİYOR'
ABD'nin ve Trump'ın izlediği politikanın halkta öfkeye neden olduğunu belirten Şahla Mihemedî, "Trump başlangıçta 'Tek bir vatandaş ölürse saldırırız' dedi ama binlerce insan ölmesine rağmen adım atmadı. Aslında küresel sistem demokrasi istemiyor, mevcut rejimi kendi çıkarları doğrultusunda korumayı tercih ediyor. İstikrarsızlığın sürmesi ve petrolün belirli kanallarla satılması bazı güçlerin işine geliyor. Küresel güçler, bölgedeki mezhepsel rekabetin sürmesini istiyor. Sonuçta çaresiz kalan İran rejimi ABD ile görüşmek zorunda kaldı ama içeriği henüz bilinmiyor" dedi.
'HALK ARTIK DIŞ GÜÇLERE İNANMIYOR'
Uluslararası sistemin halklar için değil, devletlerin bekası için çalıştığını söyleyen Şahla Mihemedî, "Uluslararası merkezler rejime karşı güçlü bir tepki göstermedi. Gösterilerde halka karşı kullanılan silahların bir kısmı Almanya gibi NATO ülkelerine ait. Bu ülkeler ticari ilişkilerini sürdürürken bedeli halk ödüyor. Halk, Trump tarafından nasıl yalnız bırakıldığını gördü, bu yüzden dış güçlere olan güvenini yitirdi" diye konuştu.
'DEĞİŞİM OLACAK'
Olası bir askeri müdahalenin tüm bölgeyi etkileyeceğini ifade eden Şahla Mihemedî, "Türkiye de İran’da bir değişim olmasını istemiyor, çünkü bunun Kürdistan’ın diğer parçalarını etkileyeceğini biliyor. İran’da çıkacak bir savaş, komşu ülkelerde de iç çatışmaları tetikleyebilir. Halk değişim istiyor ancak demokrasiye giden yol henüz açılmış değil. Değişim olacak, fakat bunun nasıl ve ne şekilde gerçekleşeceğini önümüzdeki süreçte göreceğiz" diyerek sözlerini tamamladı.
MA / Zeynep Durgut