‘Öcalan'ın heykelini dikeceğiz’ sözüne açıklık getirdi

img

ANKARA – HDP önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, yargılandığı davada çözüm süreci döneminde sarf ettiği ‘Öcalan'ın heykelini dikeceğiz’ sözlerine açıklık getirdi.  Demirtaş, bu sözüne dair fezlekenin 2012’deki konuşmasından 4 yıl sonra, dokunulmazlıkların kaldırılması Meclis gündemine taşındığı günlerde düzenlendiğini belirtti.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın 142 yıl hapis cezası istemiyle tutuklu yargılandığı Ankara 19’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ana dava duruşması, verilen aranın ardından devam etti. Sincan Cezaevi Kampüsü’nde görülen dava duruşmasına tutuklu bulunduğu Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nden Ses Görüntü ve Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığı ile bağlanan Demirtaş, duruşmanın bu bölümünde 13 Kasım 2012’de Mardin’in Kızıltepe ilçesinde yapılan mitingde yaptığı konuşmada suçlama konusu yapılan sözlerine dair savunma yaptı.

Hakkında hazırlanan 30 Nolu fezlekenin, 29 Nolu fezleke ile aynı güne ait olduğuna dikkat çekerek savunmasını başlayan Demirtaş, şunları söyledi:

“Nusaybin mitingden hemen sonra gerçekleştirilmiş mitingde yaptığım konuşma üzerine düzenlenmiş bir fezlekedir. Bu fezlekenin savcısı bildiğimiz kadarıyla görevdedir. Dolayısıyla savcıya diyeceğimiz bir şey yok. Fezleke tarihi yine ilginç konuşmadan 4 yıl sonra hazırlanmış bir fezleke. Yani tarihi Şubat 2016. Bu konuşmayı Kızıltepe’de yaptığım tarihten 4 yıl sonra savcı bunun suç oluşturduğuna kanaat getirmiş ve fezleke düzenleyip meclise göndermiş. Elimdeki fezlekenin tarihi bu en azından. Kamuoyunda en çok bilinen bu fezleke. Çünkü miting alanlarında parlamento kürsüsünde iktidar sözcüleri, iktidar temsilcilerince en çok dile getirilen fezleke budur. ‘Öcalan’ın heykelini dikeceğiz’ sözünün kast edildiği miting ve ona istinaden hazırlanmış fezleke. Fezlekenin düzenlenme tarihi de ilginçtir. Konuşmayı yaptığım tarihte değil, dokunulmazlıklarımızın kaldırılmasının Meclis gündemine taşındığı günlerde düzenlenmiştir.

O DÖNEMDEKİ SİYASİ ATMOSFERİ HATIRLATTI

Benim, ‘Öcalan'ın heykelini dikeceğiz’ sözlerini söylediğim dönemdeki siyasi atmosferi hatırlamak lazım. İdris Naim Şahin, İçişleri Bakanı’ydı. Sonradan Cemaatçi olduğu gerekçesiyle görevden alındı. Benim o sözleri söylediğim miting başlamadan önce bir grup gencin elindeki Öcalan posterleri bahane edilerek, bütün kitleye copla, panzerle müdahale edildi. İnsanlara gaz sıkıldı, miting yapılamasın diye. Şöyle bir görüntü çıksın istediler; ‘Hükümet tam da Öcalan'ı ciddiye almak üzereyken, biz Öcalan posteri taşıyanlara sert müdahale edelim, Öcalan taraftarları buna büyük tepki göstersin.’ Çünkü bu, Erdoğan'a mal olacak, Başbakan o. ‘Cezaevlerinde açlık grevi yapanlar, Öcalan posterine karşı, gençlere yapılan sert müdahalelere tepki göstersinler, açık grevlerini bitirmesinler.’

Hiçbir tereddüttüm yok kesinlikle suç değil. Kendi cümlemi kurarken de eksiklik ve hata nedeniyle üzüldüğümü belirtmek isterim. Sonra anlatmaya çalıştım, öyle heykel meraklısı da değilim. Seçimlerde de o videoları kullandılar. Öcalan’ın, Apo’nun heykelini dikecekmiş vs. Bugünlerde Abdullah Öcalan’ın mektubunu aldılar, bir akademisyen aracılığı ile canlı yayınlarda okuttular vs. Osman Öcalan TRT’ye çıkarıldı.

Bu konular dosyamızı doğrudan ilgilendirmediği için bir şey demiyorum ama şu aşamadan sonra acaba diyorum, savcı acaba mütalaasını değiştirip, bugünkü siyasi atmosfere bakıp şöyle mi diyecek; ‘Abdullah Öcalan’ın heykelini dikme sözü verdi ama dikmedi…’ Dolayısıyla ‘görevi ihmalden’ yargılanması gerekir mi?’ diyecek bugün. İmralı’da Abdullah Öcalan’la görüşmek son derece haklı, meşru bir konu olarak tartışılıyor iyidir. Birlikte yaşam ve barış mevzusuna katkı sunacağına inanıyorum. Kendisini bizzat tanıdığım için de bunu tekrar ediyorum. Heykel dikme meselesi oradaki müdahaleye konulmuş bir tepkidir. Ne şiddet övgüsüdür, ne Abdullah Öcalan övgüsüdür. O günlerde Ankara’da yapılan tartışmalardan yola çıkarak barışı sağlayacağına dair inancımla ettiğim bir cümledir.

Sonrasında da zaten suç olarak görülüp, soruşturma açılmamıştır. Siyaseten eleştirenler olmuştur, halen de eleştiriliyor. Dediğim gibi saygı duyuyorum bu eleştirilere. Keşke kendimi daha doğru olarak ifade etseydim. Cümlelerim bu şekilde miting enerjisi içerisinde ifade edince insan kendisini tam olarak anlatamayabiliyor. Dolayısıyla insanlar eleştirebilirler. Ben bu kısmı daha doğru anlatabilirdim diye belirtmek istiyorum. Onun dışında bir şiddet övgüsü olmadığının altını çizmek istiyorum.

O AN İÇİMDEN GEÇEN BU ÜLKEYE BARIŞ GELECEĞİYDİ

Bu ülkeye barış gelecek -aslında o anda içimden geçen ve cümleye dökmediğim kısım buydu, keşke o cümleyi de kursaydım orada ve bu ülkeye barış getirenlerin heykelini dikeceğiz demek istemiştim. Yoksa gerçekten heykel meraklısı değilim. İnsanların tabulaştırılmasından, tartışılmaz hale getirilmesinden, heykellerinin dikilmesinden de hazzetmeyen biriyim. Bu Öcalan için de geçerlidir, başkaları için de.

BARIŞ GİRİŞİMLERİ SONUÇ ALSAYDI...

Eğer Abdullah Öcalan’ın barış girişimleri sonuç almış olsaydı bugün Türkiye gerçekten iç barışına kavuşmuş olsaydı, mecazi anlamda söylüyorum bu söylediğimi de buna katkı sunmuş kim olursa olsun Erdoğan, bakanlar, bizler, Abdullah Öcalan mecazi anlamda evet heykeli dikilecek insanlar olarak tarihe yazılmış olacaklardı. Evet, keşke başarılı olsaydık.”

Demirtaş, bu konuşmayı yapmadan 20 gün önce dönemin Başbakanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın basına verdiği bir demeçte ‘Terörle mücadelede akan kanın durması için her türlü çalışmanın yapıldığını belirtti. İmralı’ya gitmek gerekiyorsa MİT Müsteşarı’na gereğini yap derim’ sözlerini sarf ettiğini de hatırlattı. O dönemde bir dizi miting gerçekleştirdiklerini dile getiren Demirtaş, 2012 yılında yapılan 68 günlük açlık grevi sürecinde yaşananları aktardı.

GAZETE HABERLERİYLE SAVUNMA YAPTI

Gazetelerde o dönem hakkında çıkan haberler üzerinde durarak savunmasını sürdüren Demirtaş, şunları ifade etti:

“3 Ocak 2013, açlık grevlerinin bitmesinden yaklaşık 2 ay sonra. NTV’den alıntılıyorum haberi. ‘İmralı görüşmelerinde yeni bir sayfa açıldı. MİT ve avukatların yanı sıra Ahmet Türk ve Ayla Akat Ata, Abdullah Öcalan ile görüştü. Başbakan Tayyip Erdoğan, NTV canlı yayınında açıkladığı İmralı görüşmeleri bugün de devam etti. Ancak bugünkü ziyaretçiler MİT mensupları değil, Barış ve Demokrasi Partisi cephesindendi. Bu sabah 8 sularında adaya giden Ahmet Türk ve Ayla Akat Ata, Abdullah Öcalan’la bir süre görüştükten sonra adadan ayrıldı. BDP’li kaynaklar NTV’ye yaptıkları açıklama ile görüşmeyi doğruladı. BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş görüşmenin olumlu geçtiğini söyledi. Görüşmeye ilişkin ayrıntıların kamuoyu ile paylaşılması bekleniyor.’

O günün siyasi atmosferi buydu. Kızıltepe ve Nusaybin’de mitingi yaptığımızda Ankara kulislerinde açık veya örgütlü olarak sürdürülen siyasi diplomasi ile süren açlık grevleri bununla ilintiliydi. Nihayetinde bir çözüm süreci başladı. Bundan sonraki fezlekeler İmralı çözüm süreci ile ilintili olduğu için bundan sonrasını diğer fezlekelere bırakıyorum.”

‘HASSASİYETLER DİKKATE ALINMALI’

Devamında ‘heykel dikme’ meselesine yeniden değinen Demirtaş, bu sözü çözüm sürecinin başlamasına binaen söylediğini iade etti. 13 Kasım 2012’de yaptığı konuşmasının sert, muhalif, eleştirel cümlelerden oluştuğuna dikkat çeken Demirtaş, “Ama hiçbirisi ne terör övgüsüdür, ne şiddet teşvikidir. Tam tersine o günlerde başlayacak ve alenileşecek olan İmralı çözüm sürecinin korunması ve onun geliştirilmesine dönük siyasi hassasiyetle yapılmış mitingler ve konuşmalardır. Bunun bu şekilde anlaşılması lazım. Öteki türlüsü siyasi istismar konusudur. Zaten bu konu yeterince istismar edilmiştir. Ama halk da bizi bilenler de buna prim vermemiştir. Ben o cümleyi kullanmışsam bile onun altında bir barış arayışının olduğunu beni tanıyan milyonlar algılamıştır. Ama iktidarın aygıtına dönmüş olan medyanın yürüttüğü kara propaganda ile bu tersine dönmüştür. Bugün tekrarlıyorum, bugün barış için elini taşın altına koyacak olan herkes halkın gönlünde en azından heykeli dikilecek insan olacaktır. Kim olursa olsun halkın gönlünde bu şekilde yer edecektir. Çünkü Türkiye çok çekti, bu acıdan, kandan, savaştan ve halen çekiyor. Halen cenazeler geliyor. Biz bu sorunu konuşurken ve heyecan duyarken birileri bunu nasıl önleyebiliriz diye telaşa giriyor. Tabii ki buna karşı çıkanların hepsi art niyetlidir demiyorum. Yargıda, siyasette, medyada barış ve çözüm sürecinde Abdullah Öcalan’la görüşülsün, işte PKK ile görüşülsün, parlamento devreye girsin dediğimizde karşı çıkanların tamamı art niyetlidir demiyorum. Çünkü bu eleştiriyi yapan bazı kesimler de terör örgütü olarak gördükleri bir örgüt ile görüşülmesinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hem itibarını zedeleyeceğini hem toplumsal parçalanmaya yol açabileceğini, şiddetin teşvik edilebileceğini iddia ederek buna karşı çıkıyorlar. Bunları da anlamaya çalışıyoruz. Bu kaygıları da gidereceğiz. Bunları da gidermeye dönük açıklama ve izahatlarla bunun böyle olmayacağını anlatmaya çalışıyoruz. Bizler de siyasetçiler olarak toplumun hassasiyetlerini dikkate almak zorundayız. Hassasiyetleri dikkate almadığımızda barışa dair kamuoyu oluşturmak zorlaşır” ifadelerini kullandı.

‘TÜRKİYE TOPLUMUNU BÜTÜNLÜKLÜ OLARAK ELE ALMAK ZORUNDAYIZ’

 Demirtaş, savunmasında barışa dair kamuoyu oluşmadan barışın oluşmayacağını da vurguladı. Demirtaş, bu konuda şunları söyledi:

“Dolayısıyla da halkın barış süreçlerine desteği hayatidir. Art niyetli olanları bir tarafa bırakıyorum. Yargı, bürokrasi içerisinde, devlet içerisinde örgütlüdürler güçlüdürler, barış istemezler, barış düşmanıdırlar ama toplumun kaygılı oldukları için bu süreci desteklemeyenlerini ikna etmek, başta HDP olmak üzere siyasetçilere düşer. İkna edemezsek barış süreçlerini gerçekleştirmek mümkün olmuyor. Keşke o günlerde daha ikna edici, kucaklayıcı cümleler kurabilsem, keşke daha dikkatli olsaydım diye bugünden bakınca düşünüyorum. En azından bundan sonra doğacak barış ihtimallerini ve ya fırsatlarını siyasetçiler değerlendirirken bizim bu düştüğümüz yetmezlikler, eksiklikleri de dikkate almalılar. Türkiye toplumunu bütünlüklü olarak ele almak zorundayız. Kürtlerin hassasiyetini dikkate alırken, geri kalan toplumun hassasiyetlerini dikkate almazsak yine barış kamuoyu oluşturamayız. Kürtlerin hassasiyetlerini ezip geçerek Türklerin geri kalanını dikkate almaya çalışacaksın bu da toplumsal barış kamuoyunun oluşmasını engeller. Dolayısıyla Türkiye'nin tamamını kucaklayacak ortak bir dil kurma hususunda ez azından şahsım adına eksikliklerim olduğunu düşünüyorum. Bunlar suç, TCK ve ya kriminal bir mevzu olmasa dahi eleştiri konusudur, halkın bu konudaki eleştirilerini ben saygıyla karşılıyorum, baş göz üstüne diyorum. Onun ötesinde suçlamaların hiç birini kabul etmiyorum, bu konunun da en azından kamuoyunca anlaşılmasını özellikle rica ediyorum.”

‘SİYASİ OLARAK ELEŞTİRİLEBİLİR AMA SUÇ DEĞİL’

Demirtaş, hakkında yargı üzerindeki baskıyla oluşturulmuş fezlekelerden birinin ise 10 No'lu fezleke olduğunu dile getirdi. Çözüm süreci yasası kapsamında gittikleri Kandil'e çektikleri fotoğrafın fezlekeye dönüştürülmesi üzerinde duran Demirtaş, “O fotoğraf çekildiğinde, yargıda suç olarak tartışılmamıştı. İmralı'da da fotoğraf çekilmişti, Öcalan ile. Kandil'de de KCK yetkilileriyle çekilmiştir. Kamuoyuna bu görüşmelerin ciddiyetini göstermek amacıyla, Hükümet ile koordineli bir şekilde yansıtılmıştır. Fotoğraf çekilmesi siyasi olarak eleştirilebilir. Ama suç oluşturmaz. Kriminal bir tartışma konusu yapılamaz, yargılama yapılamaz. Yapılması gereken takipsizlik kararı vermekti, buraya kadar gelmemeliydi. Kamuoyunun çözüm sürecine verdiği desteği göstermek için çekilen bir fotoğraftır. Fezlekenin kendisi ciddiyetten uzaktır. Siyasi saiklerle hazırlandığı fezleke tarihinden anlaşılmaktadır. Çünkü 7 Ekim 2015 tarihi çözüm sürecinin bittiği 7 Haziran seçimlerinin yapıldığı ve AKP’nin tek başına iktidar olmaktan düştüğü zamanlardır. 1 Kasım seçimlerine 1 ay kala hazırlanan bir fezlekedir. AKP’nin yeniden iktidara daha güçlü şekilde düşme ihtimalinin tartışıldığı bir süreçte siyasi saiklerle hazırlanan fezlekedir. Fotoğrafın suç olmadığını savcı ve mahkemelerde iyi bilirler. Yakın zamanda Adana Ağır Ceza Mahkemesi hakkımda ifade alınmadan, iddianame kabul edildi. İlk duruşma yapılmış ondan da haberim olmadı. Bu dava ile birleştirildikten sonra benle avukatlarımın haberi oldu. İstanbul’da da benzer bir soruşturma vardı. Hukuki açıdan hiçbir anlamı yoktur. Bu mesele buraya kadar gelmemeliydi” diye belirtti.

Demirtaş’ın bu sözlerinin ardından Mahkeme heyeti, duruşmaya yarın sabah saat 10’da devam edilmek üzere ara verdi.

Diğer başlıklar

08/12/2019
23:22 Kaya'nın cenazesi asker ablukası altında defnedildi
23:15 Kadınların eylemine müdahale gerekçesi ‘suç’ oluşturan sloganlar
20:53 İsrail Dışişleri Bakanı: İran’ı bombalama olasılığını düşünüyoruz
20:45 Gözaltndaki eşbaşkanların ifade işlemleri başladı
20:33 ‘Hangi İnsan Hakları? Film Festivali’ 2’nci gününde devam etti
20:27 Katledilen Fatma Şengül’ün duruşmasına katılım çağrısı
20:07 Gözaltındaki köylüler avukatları ile görüştürülmüyor
19:09 Belgesel sinema atölyesi sona erdi
19:01 Eski AKP’li vekil Kurt: Binlerce liraya devlet kadrosu satıyorlar
18:57 Kaya'nın cenazesi zorla defnedilmek isteniliyor
18:21 ‘Devlet Kürtlerle olan kavgasını kaybetti’
18:10 Ankaralı kadınlardan danslı protestosu
17:43 Altınörs: Türkiye halkları ekmek istiyorsa barış lazım
17:12 Polis trafikte tartıştığı otobüs şoförüne silah çekti
17:03 Kadınların danslı protestosuna müdahale: 7 gözaltı
16:57 Bakırköy’den seslenen emekçiler: Onlar bir avuç biz milyonlarız
16:45 Yazar Temo: Kürtçe yayınları okuyun
16:40 Hakkari'de HDP’li kadınlar yemekte bir araya geldi
16:32 Alanya’da gözaltına alınanlardan 8'i serbest bırakıldı
16:29 Malatya’da trafik kazası: 1’i ağır 3 yaralı
16:17 HDP'liler o köye sokulmadı
15:41 TTB'den sınır hattındaki sağlık çalışanlarının izin kısıtlamasına tepki
15:29 ABD Savunma Bakanı: Kürtlere sizi Türkiye'ye karşı koruyacağız diye söz vermedik
15:28 Binler Bakırköy’den haykırıyor: İnsanca yaşamak istiyoruz
14:54 Hani'de şüpheli kadın ölümü
14:42 ÖHD: Gözaltına alınanların işkenceye uğradığı bilgisi ulaştı
14:24 Sağlık alanındaki toplumsal cinsiyet eşitsizliği konuşuldu
14:06 BM: Çocukları Türkiye'ye bağlı silahlı gruplar öldürdü
13:46 HDP Hatay İl Örgütü yeni yönetimini belirledi
13:09 Silvan'da çocuğu taciz eden erkek gözaltına alındı
13:05 HDP'nin Van'da kazandığı tüm belediyelere kayyum
12:50 Diyarbakır’ın 3 ilçesine bağlı köylerde gözaltılar
12:42 Son 9 yılın en kurak Kasım'ı yaşandı
11:29 Aykol'un ceza aldığı 2 dosya Yargıtay'a gönderildi
11:09 12 yaşındaki Songül kendisine çarpan aracın altında kaldı
10:58 Kız arkadaşı ile birlikte 'mahallenin ahlakını bozuyorsunuz' diye tehdit edildi
10:20 Xelîl Xemgîn: Oyunlar ‘birlik’ ile boşa çıkarılır
Rotînda: Qamişlo’dan Hewler’e yürüyelim
09:17 Çocukları istismara uğrayan anne davadan vazgeçirilmeye zorlanıyor
09:16 HDP’liler plakasız araçların takibi altında
09:15 Encu: Til Rifat katliamının sorumluları Roboski'yle aynı
09:15 Azad Barış: Baskı politikalarına karşı direnç alanları kurmak gerekiyor
09:10 Sendika temsilcileri: Asgari ücret teklifleri beklentileri karşılamıyor
09:08 'Seracılık işsizler için bir alternatif olabilir'
09:05 Hava eksi 10 derece: İskelede inşaat işçisi
09:03 Yoleri: En temel haklar dahi baskı altında
09:00 Üniversite öğrencisine Diyanet'te iş karşılığında ajanlık dayatıldı
08:59 08 ARALIK 2019 GÜNDEMİ
07/12/2019
22:29 ‘Duygu Asena çağının cesur kadınıydı’
22:07 Cezaevinden çıkan Kısa: Engelli oğlum annesinin hapiste olduğunu bilmiyor
21:42 HDP Şırnak İl Örgütü yeniden yapılanma için toplandı
21:29 Patnos’ta HDP üyeleri tutuklandı
21:09 Başkaya: Manzara çöküş tablosudur
20:34 Şiddete karşı yürüdüler: Var olmaya devam edeceğiz
20:13 Ruhavioğlu: Kürt meselesinin özü etnik eşitlik talebidir
19:55 ‘Suruç hala kanıyor’
19:35 'Kadınların yaşadığı şiddetin sorumlusu hükümettir'
19:22 Batman’dan kayyum tepkisi: İçişleri Bakanı suç işliyor
18:24 ‘Halklar Kendini Anlatıyor’ paneli: Sürgün ve savaş
17:43 Türkdoğan: Saldırılar karşısında mücadeleyi ayakta tutmalıyız
17:26 ‘Muhafazakar kültür kadın cinayetlerini süreklileştiriyor’
16:58 Neo-liberalizm çökerken seçenekler
16:56 ‘Hasta mahpusların tedavileri engelleniyor’
16:32 Tutak'ta asker baskını: Bir köylü yaşamını yitirdi, onlarca kişi gözaltına alındı
16:19 Yıldırım ve Öngel okuyucuyla buluştu
16:19 Avukatlar ‘soruşturma’ istedi, savcı ‘Biliyoruz’ dedi, bir gün sonra katliam oldu
16:02 ABD Suriye Özel Temsilcisi Barzani ile bir araya geldi
15:45 İkiköprü'den tepki: Baskılara boyun eğmeyeceğiz
15:38 Hasta tutukluya tahliye engeli: Heyet raporu kayboldu
15:21 Kayıp yakınları: Bir mezar taşımız olsun
14:40 ‘Türkiye’de kamusallık anlayışı tasfiye edilmiştir’
14:37 Hasta tutuklu Özel'in serbest bırakılması istendi
14:36 Ekonomistler: Toplumsal kriz sürecek, savaş krizi tetikliyor, barış yoksa bütçe hakkı da yok
14:28 Gazeteciler: Gerçeği yazmaya devam edeceğiz
13:54 Cumartesi Anneleri: Kayıplarımız sistemin aynasıdır
13:09 Bakırköy mitingine çağrı: Taleplerimizle alanda olalım
13:03 Kayyum atadıktan sonra Beşiri’ye giriş yasağı getirildi
12:38 Temelli: Türkiye’nin yoksulluk haritasında Kürt illerini görürsünüz
11:59 Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Memiş’in ölümle tehdit ettiği kadın sosyal medyada yardım istedi
11:51 Kadın mücadelesi ile sağlık mücadelesi iç içe geçmiştir
11:26 Kayyum zırhlı araçlarla belediyeye geldi
10:15 Ferit Şenyaşar: Savcı karşı tarafın avukatlığını yapmış
10:10 Kürt partileri: Halkımız adına toplandık
09:33 'Kürt bölgesinden geçen boru hattı projesinden vazgeçilmedi'
09:26 İzmir’de İnsan Hakları Belgesel Film Günleri başlıyor
09:25 HDP'li 4 belediyeye kayyum atandı
09:13 Kayyum atamalarına ‘diktatör refleksi’ diyen Zırığ’a soruşturma
09:08 'İnsan hakları krizi yaşıyoruz'
09:07 Meclis araştırmadı: Kadın cinayetleri, Aleviler, DAİŞ ilişkileri, Hizbullah, 15 Temmuz, ekonomik kriz, Roboski Katliamı…
09:05 Kaşkollular kış ayında dışarıda kalıyor!
09:05 Antalya’da ırkçı saldırıya uğrayan Kürt öğrenciler okulu bıraktı
09:02 70 yıldır hızma kültürünü yaşatıyor
09:01 Selam verme cezası İnfaz Hakimliği'nden döndü
09:00 07 ARALIK 2019 GÜNDEMİ
06/12/2019
23:59 Irak’ta eylemcilere ateş açıldı: 8 ölü, 20 yaralı
23:59 Savaşlarda insanların aç bırakılması ‘savaş suçu’ kabul edildi
22:33 Kayseri’de yangın: İki çocuk yaşamını yitirdi
22:02 Kaz Dağları Dayanışması: Maden şirketinin ruhsatı iptal edilsin
21:42 ‘Kadınlar Yaşamın Her Yerinde’ fotoğraf sergisi açıldı
21:34 KESK’ten ‘İnsanca yaşamak istiyoruz’ mitingine çağrı
20:24 Ajansımızın haberi ses getirdi: Ali Kısa serbest bırakıldı