MERSİN - Sanatçı Kadir Çat, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde sanatçılara düşen role dikkat çekerek, “Sanatçı barışı korumakla yükümlüdür. Barışı getiremeyebilir ama barış türküleri söyleyebilmelidir” dedi.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde sanatçıların alacağı tutum, sürecin toplumsallaşmasında belirleyici başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Mersin’de faaliyet gösteren Sanatolia Kolektif Atölyeler Sanatçısı üyesi Kadir Çat, çerçeve yasanın Meclis’ten geçerek Resmî Gazete’de yayımlanmasını değerlendirdi. Savaşın toplumda yarattığı tahribata dikkati çeken Çat, sanatçıların barışın yanında durması gerektiğini belirterek, “Sanatçı barışı getiremeyebilir ama barış türküleri söyleyebilmelidir” dedi.
Bir halkın varlığının en büyük etkeninin dil olduğunu kaydeden Çat, "Bugüne kadar bizlere Kürt dili için onlarca dava açıldı. Şarkılarımız yasaklandı. Kendimizi mahkemede Kürtçe savunurken dahi ‘bilinmeyen dil’ diye geçiyordu. Bu yasayla beraber ivedilikle olması gereken adımlardan birinin dilin yasal çerçeveye alınması ve yasallaşmasıdır. Türkiye’de ortak dilin, resmi dilin yanında Kürtçe dilinin de olması, milyonlarca Kürt’ün de varlığının kabul görmesidir” diye konuştu.
KÜRTÇENİN YASALLAŞMASI
Söz konusu kanunun yasallaşmasıyla birlikte atılacak adımlardan birinin de dil üzerinde yapılacak çalışmalar olması gerektiğini ifade eden Çat, “Eğer dil üzerinden biz bir çalışma yapamayacaksak, özgür çalışmalar yapamayacaksak istediğiniz kadar üniversite açalım, istediğimiz kadar dil alanı açalım; bu dil eğitim dili olmadığı sürece, dil yasallaşmadığı sürece, dil yasaklandığı sürece elbette ki hem taleplerin azlığı hem üniversiteye atanamayan öğretmenlerin azlığı biraz da bundan kaynaklanır. Bunun altyapısının oluşmaması toplumda bir kaygı yaratıyor. Belki üniversitelerde bugün dil bölümü açılmış ama bunun ataması yapılmıyor" ifadelerini kullandı. Çat, resmi olmayan bir dil, kaçak göçek bir şekilde seçmeli dil dersleriyle yaşatılmayacağını belirtti.
ABDULLAH ÖCALAN'IN STATÜSÜ
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın Kürt halkı üzerindeki etkisinin görülmesi gerektiğini dile getiren Çat, “Yıllardır toplum sokaklarda, meydanlarda, her alanda bunu söylemeye çalıştı. Sayın Öcalan’ın barışın mimarı olduğunu, Türkiye’de Kürt sorununun çözümüne dair bir dönüşüm isteniyorsa çözüm kaynağının ve merkezinin İmralı olduğunu. Sayın Öcalan’ın Kürt halkı üzerindeki etkisinin ve varlığının artık görülmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.
Çerçeve yasanın bir diğer eksik yönünün Abdullah Öcalan’ın statüsünün belirlenmemesi olduğunu belirten Çat, “Artık resmi bir muhatap olarak statüsünün belirlenmesiyle bazı işler daha hızlı ilerleyebilirdi. Bahsettiğimiz temel Kürt sorununun demokratik çözümünün muhatabına statüsünü vermek zorundasınız. Sayın Öcalan’ın muhatap alınması ve kendisine statü verilmesi hem Kürt halkının güvenini sağlayacaktır hem de devletin kendi içerisinde oluşturduğu mekanizmanın doğru işleyebilmesi açısından işini kolaylaştıracaktır” dedi.
‘SANATÇILAR, AYDINLAR SAVAŞTAN YANA OLAMAZ’
Türkiye’de hiçbir aydın, yazar, sanatçı savaştan yana olmamalı diyen Çat, "Buradan çağrı yapıyorum; Türkiye’deki bütün sanatçılara, aydınlara, yazarlara, gazetecilere, edebiyatçılara: Gelin hep beraber bu demokratik cumhuriyeti, demokratik çözümü hep beraber inşa edelim. Barış sadece Kürt halkının çağrısıyla, barış sadece Kürt halkının sanatçılarıyla, Kürt annesiyle gelmeyecek. Barış Türk halkının da Türk sanatçının da Kürt sanatçının da ortak çağrısıyla gelebilir. Gelin hep beraber bu ateşe bir su dökelim. Türkiye’de yaşanan bütün sorunları demokratik bir zeminde tüm halkların haklarını savunarak barışa hep beraber katkı sunalım" diye belirtti.
SANATÇILARA DÜŞEN ROL
Sanatçıların aynı zamanda bir toplumun öncüsü olduğunu ifade eden Çat, "Bir halkın sanatını, kültürünü besleyen, öğüten, biçen sanatçılardır. Bir halk var, bir savaş var ve şu an bu savaş yerini barışa bırakıyor. Bu barış havasına elbette ki sanatçıların büyük katkıları olması gerekiyor. Bir sanatçı olarak 10 yıllardır her sahnemizde şunu söyledik: Bu ülkeye barış gelmek zorunda. Çünkü barışın bir nevi elçileri de aslında bir alanda sanatçılardır. Sanatçılar eğer bir toplumun aynasıysa mutlaka toplumun acısını, sevincini paylaşabilir. Burada barış misyonunu meşru kılacak olan sanatçılardır. Bu alanda sanatçılara da rol verilmesi gerekiyor. İlerleyen süreçlerde sanatçının toplumdaki rolü ve etkisi biraz daha çıkacaktır. Sanatçılar, her alanda, sahnelerde toplumla beraber barışı daha çok haykırmalı ve bu yönde bu büyük misyonu doğru kullanmak gerekir" şeklinde konuştu.
MA / Mehmet Güleş