Bajar: Bu süreç sanatın önünü de açacaktır
BEDLÎS - Eski yaşamın kelimelerinin yeterli olmadığını, şarkılarının çoğunu yeni yaşama göre yazdıklarını söyleyen Bajar Grubu vokalisti Vedat Yıldırım, "Yeni yaşamı müziğe nasıl uyduracağız diye düşündük. Ve çalışmalarımızı ona göre düzenledik" dedi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın başlattığı Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında Meclis'te yasallaşan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi" kanun teklifinin yankıları sürüyor. Her kesimin yakından takip ettiği süreç sanatçıların da gündeminde. Müzik çalışmalarını sürdüren Bajar Grubu da sürecin kendilerine umut olduğunu belirtti.
Geleneksel ezgileri modern müzik formlarıyla müzikseverlerle buluşturan grup, kurulduğu günden bu yana Kürtçenin, Kürt kültürünün ve toplumsal hafızanın müzik yoluyla yaşatılmasına odaklanıyor. Eserlerinde Kürdistan'ın göç, kentleşme, kimlik, toplumsal mücadele ve barış gerçekliklerini tema alan grup, müziği yalnızca bir sanat alanı olarak değil, aynı zamanda kültürel hafızanın ve toplumsal dayanışmanın bir aracı olarak ele aldıklarını dile getirdi.
Sanatın Barış ve Demokratik Toplum Sürecindeki rolüne dikkat çeken grubun vokalisti Vedat Yıldırım, süreç ve onun Kürtçe sanata dair etkisine hakkında değerlendirmelerde bulundu.
'KÜRT KÜLTÜRÜ VE EDEBIYATININ KONULARI DEĞİŞTİ'
Kürt Kültürünün sözlü bir kültür olduğuna atıfta bulunan Yıldırım, “Yazı kültürü çok azdır çünkü uzun yıllardır Kürtçe yasaktı. Kürtçeyi geliştirmek için yazı çok önemlidir. Kentlerde artık yeni bir yaşam modeli örüldü. Bu model ile birlikte aslında yeni sorunlarda ortaya çıktı. Artık yeni dönem ile birlikte Kürt kültürü ve edebiyatının da konuları değişti” şeklinde konuştu.
'ESKİ YAŞAMIN KELİMELERİ YETERLİ OLMUYOR'
Grubun kurulma amacının kentlere göçen Kürtlerin yaşadığı sorunlar olduğunu belirten Yıldırım, Kürtçe müzikle bunu dile getirmeyi amaçladıklarını söyledi. Yıldırım, “Bizler şarkılarımızın çoğunu aslında yeni modelde, kentlerde yaşanan olaylara göre yazdık. Eski yaşamın kelimeleri artık yeterli olmadı. Gençlerimiz artık yeni bir yaşamın içinde yer alıyor. Bizlerde bu yeni yaşamda dilin önemine nasıl dikkat çekeceğimizi düşündük ve sanatımızı o yönde inşa etme kararı aldık. Yeni yaşamı müziğe nasıl uyduracağız diye düşündük. Ve çalışmalarımızı ona göre düzenledik” diye konuştu.
Yıldırım, şarkılarında Rojava'da olduğu gibi "Folk-rock" formunu kullandıklarını ve bu form dolayısıyla dengbeji ve çîroklardan faydalandıklarını söyledi.
Kürtlerin bir direniş mücadelesi ve hak arayışı var bu direnişçi mücadeleye çoğunlukla kendi şarkılarında yer verdiklerine belirten Yıldırım, "Barış ve Demokratik Toplum Sürecini olumlu buluyoruz. Bu süreç yeni bir başlangıç sürecidir. Artık silahlar susacak, birçok genç yaşamını yitirdi. Hala cezaevlerinde çok sayıda insan var. Bu süreç sadece bizler için değil aynı zamanda bütün halklar için olumlu sonuçlar doğuracaktır. Çok vakit kaybettik. Ama artık vaktimiz kıymetlidir" dedi.
'BU SÜREÇ SANATIN ÖNÜNÜ AÇACAKTIR'
Zamanın kültür ve sanat çalışmalarına vakit ayırma zamanı olduğunu belirten Yıldırım şöyle konuştu: "Kürt halkını 4 parçaya böldüler. Ben bütün parçalarda sahne aldım ve hepsinde gördüğüm tek eksiklik yeni neslin diline sahip çıkmaması oldu. Pazar ve günlük dilde bile artık Türkçe konuşuluyor. Barış sürecinde ana dil konusu hassas ve üzerinde durulması gereken bir konu olmalıdır. Bu süreç sanatın da önünü açacaktır. Festivallere bakalım, mesela kayyım atanan yerde Kürt kültürüne ait bir festival düzenlenmiyor. Hatta yasaklanıyor. Festivaller hem kültürümüz hem de Kürt sanatçılar için çok önemli bir yerde. Biz sanatçıların sanat yapabilecekleri bir yerleri yok. Kürt kültürünü geliştirmek ve ilerletmek için bizim de omuzlarımıza çok yük düşüyor. Yapacak çok işimiz var. Konserler, tiyatrolar ve daha nice sanat, kültür alanı için alternatif yerlerimiz olmalı. Okullarımız olmalı, dilimize statü tanınmalıdır.”
MA / Özlem Yacan