Eğitim Sen’in öykü yarışmasının ödülleri verildi
İSTANBUL - Eğitim Sen’in düzenlediği “Kadınlar Öykülerini Yazıyor” öykü yarışmasının ödülleri sahiplerini buldu. Törenin ardından düzenlenen panelde kadınların yazarlık ve çevirmenlik deneyimleri konuşuldu.
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) İstanbul 6 Nolu Üniversiteler Şubesinin düzenlediği "Kadınlar Öykülerini Yazıyor" öykü yarışması ödülleri sendika binasında düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Törenin ardından kadınların yazarlık ve çevirmenlik deneyimlerini içeren bir panel düzenlendi. Panele Yazar Melisa Kesmez ve Çevirmen Didar Zeynep Batumlu konuşmacı olarak katılırken moderatörlüğünü ise Eğitim Sen üyesi akademisyen Zeynep Kıvılcım üstlendi.
Bu yıl ilki düzenlenen öykü yarışmasında birincilik ödülü "Rüzgarın Elediği Zaman" başlığı ile Eskişehir Eğitim Sen üyesi Neriman Demir’e verildi. İkinciliği "Beyaz Elbise" isimli öyküsü ile Eğitim Sen 2 No’lu Şube üyesi KHKli akademisyen Çiğdem Öğüt, üçüncülüğü ise "Bütün kızların yazgısı annelerinden mirastır" isimli öyküsü ile Tarsus Eğitim Sen Şube Üyesi KHK’li Macide Boymul’a verildi.
‘KADINLARIN GÖRÜNMEYEN EMEĞİ’
Panelde ilk olarak konuşan Yazar Melisa Kesmez, kadın dayanışmasının hayatta kalmak için en güçlü dayanaklardan biri olduğunu belirtti. Yazarlığın çoğu zaman görünmeyen bir emek olduğunu vurgulayan Melisa Kesmez, “Kadın dayanışmasının herhalde hayatta kalan son ada olduğunu düşünüyorum. Bu ada olmasa batar giderim gibi hissediyorum” diyerek kadın dayanışmasının önemine dikkat çekti. Yazarlık pratiğinin çoğu zaman ev içi emekle iç içe geçtiğini söyleyen Melisa Kesmez, evin hem işyeri hem de anneliğin icra edildiği bir alan olduğuna işaret etti. Melisa Kesmez “Dünyanın en feminist erkeğiyle de evlenseniz ev içindeki işlerin yüzde 80’i ya da 90’ı sizden soruluyor. Makas kaybolduğunda onun yerini siz biliyor oluyorsunuz. Çok basit yerlerden başlayan dev bir iş yükü var” sözleriyle kadınların görünmeyen emeğini anlattı.
‘YAZARLIK VE ANNELİK KOL KOLA GİDEBİLİR’
Anneliğin yazarlığı besleyen bir deneyim olduğunu dile getiren Melisa Kesmez, “Yazmanın ve anneliğin kol kola gidebilen bir şey olduğunu fark ettim. Çocuklu bir evde yaşamak artık benim doğal yazma habitatım. O kalabalık ve meşguliyet masama yeni duygular ekliyor, sanki birden yedi gözüm açılıyormuş gibi daha fazlasını görmeye başlıyorum” dedi.
‘İKİSİ DE YENİDEN KURUYOR'
Ardından söz alan yazar Didar Zeynep Batumlu tarih boyunca kullanılan “Çeviri kadına benzer; güzeli sadık değildir, sadık olanı güzel olmaz” sözünün yalnızca bir espri olmadığını belirterek bu ifadenin hem kadına hem de çeviriye dair köklü bir bakışı yansıttığını ifade etti. Didar Zeynep Batumlu, “Bu söz çevirmenin ve çevirinin yazar karşısında neden ikincil görüldüğünü de gösteriyor. Çeviri yalnızca dilsel bir aktarım değil aynı zamanda toplumsal, kültürel ve ideolojik bir eylemdir. Çeviri kadına benzer; ikisi de dünyayı yeniden kurma gücüne sahip. Roma döneminde yaşayan Cicero’nun kelimesi kelimesine çeviri ile anlam merkezli çeviri ayrımını yaptı. Türkiye’de ise özellikle Tanzimat döneminde çeviri yoğunlukta. Çevirmenler çoğu zaman düşük teliflerle ve güvencesiz koşullarda çalışıyor. Kadın çevirmenler ise bu alanda daha da görünmez kalıyor. Yayıncılık dünyasında karar verici pozisyonlar büyük ölçüde erkeklerin elinde. Kadınlar kültürel alanda daha görünür olması gerekiyor. Çeviri kadına benzer; çünkü ikisi de dünyayı yeniden kurma gücüne sahiptir” şeklinde belirtti.
Panel soru ve cevaplarla devam etti.