'Medine Sözleşmesi hayata geçirilirse ortak yaşam devreye konulur'

Paylaş:
AMED - Abdullah Öcalan'ın bir arada yaşama referans gösterdiği Medine Sözleşmesi'ni işaret eden MİA-FED Eşbaşkanı Abdullah Sağır, "Bu sözleşme hayata geçirilirse ortak yaşam devreye konulur" dedi. 
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat 2025'te yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ilk yılını geride bırakırken bu süreçte PKK'nin kendini feshetti, silahsız mücadeleyi sonlandırdı, çatışma riski olan alanlardan çekildi. Ancak atılan adımlara karşı devlet-iktidar kanadından somut adımlar gelmedi. Abdullah Öcalan'ın fiziki özgürlüğünün sağlanması için yasal adımların atılması çağrısında bulunan Mezopotamya İslâmî Araştırmalar Federasyonu (MİA-FED)  Eşbaşkanı Abdullah Sağır, barışın inşası için Abdullah Öcalan'ın özgürlüğünün önemli olduğunu söyledi. 
 
DEMOKRATİK MODERNİTE
 
Ortadoğu'da uzun bir süredir devam eden çatışma halinin insanların birbirini kabullenmemesinden kaynaklandığını kaydeden Sağır, "Ortadoğu'da devam eden çatışma halinin sebebi insanların birbirini kabul etmemesi. Araplar Kürtleri, Sünniler Alevileri, Müslümanlar diğer dinleri kabul etmiyor. Savaşın ortadan kalkması için birbirimizi kabul etmemiz lazım. İslam da bunu emrediyor. Dinler ve hakların ortak bir yaşamı oluşturması gerekiyor. Bu yaşamda dinlere, dillere, kimliğe saygı duyulması şart. Her insan kendi kültürü ile güzel. Birbirilerini ortadan kaldırma, öldürme üzerine kurulmuş bir sistem var. Bu sistemde bir kimlik diğerine üstünlük kurmak ve ortadan kaldırmak istiyor. Bunu yapınca başaracağını düşünüyor. Ancak kaybı büyük oluyor. Sayın Öcalan demokratik modernitede insanların birbirini kabul etmesi ve ortak yaşamın inşa edilmesinden bahsediyor. Kendine ne istiyorsan karşısındakine de aynı şeyi istemen lazım. Sen dilin, kültürün ve kimliğinin gelişmesini istiyorsan başkaları içinde aynı şeyi isteyeceksin. Bunu talep edersen hem sen ilerlersin hem de diğerleri" ifadelerini kullandı.
 
'DİN İKTİDAR ARACI OLARAK KULLANILMAK İSTENİYOR'
 
Devletlerin dini bir iktidar aracı haline getirmek istediğini kaydeden Sağır, "Dinde hoşgörü var, ancak pratiğe geçilemiyor. Tam tersi uygulanıyor. Din devletlerin iktidar aracı yapılmak isteniyor. Suriye, Türkiye ve İran'da Kürtlerin kabul edilmemesi durumu var. Baskıcı iktidarlarına tehlike olarak gördükleri için Kürtlere saldırıyorlar" diye belirtti. 
 
KADIN VE İSLAM
 
Kadını eşit görmeyen bir anlayışın olduğunu kaydeden Sağır, "Kadını eşit görmeyen anlayış var ortada.  Erkek kadını eşit olarak görmüyor. Kendimizde bu dönüşümü yaşamamışız. Kadına baskı yapan ve kadının hakların görmeyen bir ortam var. Eğer kendine ne istiyorsan kadın için de isteyeceksin. Ortak yaşamın örülmesi için ortak mücadele yürüteceksin" diye konuştu. 
 
SAVAŞ AHLAKI
 
Kendine Müslüman diyen devletlerin savaş ahlakından yoksun bir şekilde savaştığını kaydeden Sağır, "Savaşta çocuk, kadın, yaralılara karışamazsın. Hastanelere saldıramazsın. İslam bunu emrediyor. Ancak kendine Müslüman diyen devletler bunun tam tersini yapıyor. İnsanlık dışı bu yaklaşımların karşısında her zaman duracağız. İslam'da insanın toprağından edilmesi büyük günah sayar.  Başkasının toprağını işgal etmeyi haram kılar. Çok büyük günahtır. Bunu yapan ve destek verenler zalimdir. Allah zalimleri sevmez. Bu hangi dinden olursa olsun. Eğer biri toprağını savunuyorsa o kişi cennete gider. Dinde toprağını savunmak farz kılınıyor. Kürt halkı yıllardır toprağını savunuyor. Zafer Kürt halkının olacak. Öz savunma farzdır. Savunma kutsaldır. Ortadoğu da saldırı altında olan halkımız kazanacak" şeklinde konuştu. 
 
MEDİNE SÖZLEŞMESİ
 
Medine Sözleşmesi'nin haklar ve dinler için önemli olduğunu kaydeden Sağır, şöyle devam etti: "Medine Sözleşmesi'nde peygamberimiz inanlar ile inanmayanlar ile bu sözleşmeyi imzalamıştır. 'Benim ne hakkım varsa sizin de aynı hakkınız var. Benim nasıl savunma, örgütlenme ve eğitim hakkım varsa sizin de var' demiştir. Bu sözleşme hayata geçirilirse ortak yaşam devreye konulur. Ancak geçirilmez ise sürekli bir çatışma halı olur. Herkes kaybeder. Savaşın olduğu yerde huzur ve ekonomi olmaz. Sayın Öcalan da bu sözleşmenin önemine değinmişti. Sayın Öcalan'ın fiziki özgürlüğünün sağlanması ve umut hakkının biran önce sağlanması gerekiyor." 
 
MA / Fethi Balaman
 
İlgili Haberler
DİK’ten Bayram mesajı
DİK’ten Bayram mesajı

DİK Ramazan Bayramı vesilesiyle yayımladığı mesajında, “Ramazan Bayramı’nın adalet mücadelesini büyüten bir bilinç ve dayanışma zemini haline gelmesini diliyoruz” dedi.

Kilise Önderi Güvener'den Amed Newroz'una katılım çağrısı
Kilise Önderi Güvener'den Amed Newroz'una katılım çağrısı

Amed Newrozu'nun tarihi önemine dikkat çeken Amed Protestan Kilisesi Önderi Ahmet Güvener, katılımın yüksek olmasının barış sürecine katkısının büyük olacağını söyledi.

İHH, tarihi ve dini yapıyı kafeye çevirdi!
İHH, tarihi ve dini yapıyı kafeye çevirdi!

Wan Kalesi eteklerinde bulunan ve Mimar Sinan tarafından yapılan yapı "son cemaat yeri" Valilik tarafından İHH'ye verildi. İHH de söz konusu tarihi ve dini yapıyı kafe olarak kullanıyor.