Hamzaoğlu: Akademisyenler mağdur değil barışın tarafıdır

img
İZMİR - İzmir Kitap Fuarı'nda “Akademi: Sözün ve Eylemin Özgürlüğü” başlıklı söyleşiye katılan HDK önceki eş dönem sözcüsü Onur Hamzaoğlu, akademisyenlerin barışın tarafı olduğunu vurguladı. 
 
İzmir Kitap Fuarı 5’inci gününde söyleyişi, panel ve imza etkinlikleriyle devam etti. Dipnot Yayınları’nın “Akademi: Sözün ve Eylemin Özgürlüğü” başlığıyla düzenlediği söyleşiye konuşmacı olarak katılan Halkların Demokratik Kongresi (HDK) önceki dönem Eş Sözcüsü Onur Hamzaoğlu, akademinin önemine vurgu yaptı. 
 
‘ÖZGÜRLÜĞÜ KULLANMAK İÇİN EŞİTLİK GEREKİYOR’
 
Akademiyi bir kurum olarak değil, bir “eyleme” biçimi olarak tanımlayan Hamzaoğlu, “Akademiyi, gerçekliğin arandığı ve bunların paylaşıldığı bir işlevsel bütünlük olarak ele almak gerekir. Akademisyen, gerçekleri bütün çıplaklığıyla ortaya koymaya çalışan ve ne pahasına olursa olsun bunu paylaşan olarak anlamak doğru olur” dedi. Sözü dil ile ayırmak gerektiğini söyleyen Hamzaoğlu, “Bir toplumsal sonuç olarak anlamak gerekir. Toplumsal yapı içinde biçimlenen ve ortak kanımızın oluştuğu bir alan, bir üretim” olarak tarif etti. Özgürlüğün ise kazanılmış hakların kullanılabilmesi olarak tanımlanması gerektiğini vurgulayan Hamzaoğlu, “Özgürlüğümüzü kullanabilmemiz için toplumun tüm kesimlerinin eşitliğinin sağlandığı bir durumu gereksinim kılıyor. Nihayetinde de üretim ilişkilerinin belirlediği bir eşitliğin sağlanması gerekiyor” dedi. 
 
‘AKADEMİSYENLER BARIŞ TARAFIDIR’
 
İfade özgürlüğünün olmadığı bir ülkede akademik özgürlüğü konuşmanın zor olduğunu söyleyen Hamzaoğlu, Türkiye üniversitelerinde kişisel ve kitlesel olarak iki biçimde tasfiye yaşandığını belirten Hamzaoğlu, kitlesel tasfiyelerin tümünün siyasi olduğunu belirtti. 11 Ocak 2016 tarihinde “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisine imza atan akademisyenlerin tasfiyelerinin de siyasi olduğunu vurgulayan Hamzaoğlu, “Bildiriyi imzalayan yüzlerce kişi kendini mağdur olarak tanımlamıyor, bu tasfiye içinde bulunan herkes bu süreçte bir taraftır, barışı talep eden taraftır. Birleşmiş Milletler sözleşmelerinde de geçen her insanın barış içinde yaşamasını devletlerin sorumlu olduğunu hatırlatan bildiri, mahkemelerde bir suç aleti gibi yargılanıyor. Üstelik tek bir ‘suç aleti’ üzerinden ayrı ayrı davalar açılıyor ve ayrı ayrı suçlamalar yapılıyor. Bu metin, Türkiye akademi tarihinde ilk defa yurttaşın barış içinde yaşama hakkını devletten talep eden çok önemli bir metindir” diye konuştu. 
 
‘POPÜLİZMİ TARİF ETMEK ZOR’
 
Kor yayınları da "Popülizm" başlığı altında bir konferans düzenledi. Moderatörlüğünü Yasemin Islakoğlu'nun yaptığı konferansa Evrensel Gazetesi yazarı Nuray Sancar konuşmacı olarak katıldı.  Nuray Sancar popülizm kavramını tarif etmenin zorluklarına değinerek bu zorluğun kavramla açıklanmak istenen dünyadaki siyasal gelişmelerin karmaşıklığından kaynaklandığını söyledi. Sancar son zamanlarda sağ popülist partilerin iktidara gelmesi, neo-faşist hareketlerin yükselişe geçmesi, halkın kutuplaştırılması, otoriter ve diktatör yöneticilerin işbaşına gelmesinin popülizmin görünür kıldığını söyledi. Sancar, hem ideolojik kuşatma hem de şiddetle emekçileri kontrol altına alan popülizmle mücadele etmenin yolunun kimlik politikalarının etkisindeki insanların ortak talepleri doğrultusunda örgütlenmeye çalışmak olduğunu belirtti.  
 
KÜRTÇE MASAL OKUNDU
 
Fuara katılan Kürt yayıncılardan Ava Yayınları ise Yazar Ronî War ve Ganî Türk’ün sunumuyla  “Kürt Sözlü Edebiyatında Masal” isimli söyleyişi düzenledi. Söyleşide “Balığın Gülüşü” isimli anonim masal Kürtçe ve Türkçe anlatıldı.