Mario Novelli: Çatışma-çözümlerinde eşitsizlikleri yaratan nedenler giderilmeli
AMED - Çatışma çözümlerinin sadece silahsızlanmaya indirgenmesinin sorunları çözmede yeterli olmadığının altını çizen Prof. Mario Novelli, “Çatışmanın ortaya çıkmasına yol açan nedenlerin gerçekten giderildiğinden emin olmak gerekir” dedi.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında devlet tarafından yapılması gereken yasal düzenlemelere dair henüz bir adım atılmadı. İktidar ve ortağı MHP tarafından “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırılan süreçte, yapısal sorunları çözme yerine silahlı güçlerin tasfiyesine yönelik bir anlayışla çözüm hedefleniyor.
Farklı ülkelerde yaşanan çatışma çözümlerini uzun yıllar inceleyen Sussex Üniversi’tesinde Prof. Mario Novelli, çözüm süreçlerinde sorunun esas nedenlerini ortadan kaldırmanın önemine değindi.
‘EŞİTSİZLİKLER ÇATIŞMANIN NEDENİ’
Prof. Mario Novelli, çatışma-çözümlerinde silahların susmasının önemli olduğunu ancak çatışmaların büyük bölümünün adaletsizlik ve eşitsizlikten doğduğunu hatırlattı. Pozitif barış fikrinin yalnızca şiddetin olumsuz sonuçlarıyla değil aynı zamanda çatışmanın temel nedenlerini de anlamayı gerekli kıldığını belirten Novelli, “Çatışmanın altında yatan sebepler nelerdir ve bunları nasıl ele alabiliriz? Dolayısıyla bugün önümüzdeki temel mesele, bu sorunları ele almaya başlamak; çatışmanın ortaya çıkmasına yol açan nedenlerin gerçekten giderildiğinden emin olmaktır. Bu önemlidir; çünkü şiddetin bu eşitsizliklerin bir sonucu olduğunu kabul ediyorsak, söz konusu eşitsizlikleri gidermediğimiz takdirde beş yıl, on yıl ya da yirmi yıl sonra kendimizi yeniden aynı durumun içinde buluruz” ifadelerini kullandı.
“Kürt meselesinin merkezinde demokratik kapsayıcılık sorunu yer alır” diyen Novelli, “Bu, kişinin kendi dilinde konuşma hakkıyla, kendi kültürüne sahip çıkma ve bunun tanınmasını talep etme hakkıyla ilgilidir. Aynı zamanda insanların seslerini duyurabildiği, hem ulusal düzeyde hem de yerel düzeyde katılım sağlayabildiği bir topluma dâhil olmalarıyla ilgilidir” diye konuştu.
‘SİLAH BIRAKMAYA ENDEKS EN YAYGIN HATA’
Çatışma-çözümlerinde barış süreçlerinin sadece silahın ortadan kalkması, ekonomik kalkınmaya endeksli kılınmasının yapılan en yaygın hatalardan olduğunu savunan Novelli, çatışma dinamiklerinin özüne inmek gerektiğine dikkat çekti. Bunu Apartheid rejimi sonrası Güney Afrika ve Sierro Lena’da yaptığı araştırmalarda gözlemlediğini ifade eden Novelli, şunları söyledi: “Ancak Güney Afrika’da gerçek iktidar devri yeterince gerçekleşmedi. Bu nedenle Siyah çoğunluğun önemli bir kesimi hâlâ konut, yaşam koşulları ve gündelik hayat bakımından marjinalleşmiş durumda. Yirmi yıl önce, çatışma sonrasında Sierra Leone’de bir araştırma yürüttüm. Bu çatışmanın ardından kırsal bölgelere gittik ve insanlara barışın onlara ne getirdiğini, barışın kendileri açısından ne tür faydalar sağladığını sorduk. İnsanların çoğu bize somut bir şey söyleyemedi. Evet, şiddet azalmıştı; evet, polis baskısı azalmıştı. Ancak gerçekte maddi yaşam koşulları değişmemişti. Bu tür ülkelerin çatışmaya geri dönmeye açık hâle gelmesinin nedeninin de bu olduğunu düşünüyorum.”
‘POZİTİF BARIŞ, NEGATİF BARIŞIN KARŞISINDA YER ALIR’
Toplumsal adaletsizliklerin ciddiyetle ele alınması gerektiğini hatırlatan Novelli, “Yalnızca ekonomiyi açmak ya da şiddeti durdurmak yeterli değildir. Bu yüzden çatışmayı besleyen dinamikleri, yani eşitsizlikleri ele almamız gerekiyor. Pozitif barış, negatif barışın karşısında yer alır. Negatif barış, şiddetin sona ermesidir. Pozitif barış ise hem şiddetin sona ermesini hem de çatışmanın neden ortaya çıktığını ve çoğu zaman merkezinde eşitsizliğin yer aldığı bu sorunları nasıl ele alabileceğimizi kapsar” dedi.
KOLOMBİYA DENEYİMİNİ ANLATTI
Kolombiya’da 5 yıl boyunca çalışma yürüttüğünü söyleyen Novelli, Kolombiya’nın yaptığı en önemli şeyin ulusun çeşitliliğini tanımak, farklı toplulukların seslerine kulak vermek ve şiddetin sona ermesiyle eş zamanlı olarak farklı toplulukların kendilerini ifade etmelerine imkân tanımak olduğunu belirtti. Kolombiya’da tarihsel olarak marjinalleştirilmiş birçok kesimin yer aldığı bir hükümet olduğunu ve mevcut cumhurbaşkanının bir gerilla lideri olduğunu da sözlerine ekleyen Novelli, “Toplumdaki sosyal şiddet düzeylerinde bir dönüşüm yaşandığını ve aynı zamanda topluluklar açısından bazı gerçek maddi kazanımlar elde edildiğini gördük” diye ifade etti.
‘SÜRECİ BÜTÜN SESLERE AÇMAK GEREKİR’
Kolombiya deneyiminden çıkaracak derslere dair de Novelli, şu tespitlere dikkat çekti: “Birincisi şudur: Bu bir süreçtir ve zaman alır. İkincisi, demokratik süreç; ister silahlarla ister siyasal dışlanmayla susturulmuş olsun, bütün seslere açmak gerekir. Bu imkânların önünü açmak gerekir. Ayrıca barışın yalnızca silahı olanlar ya da iktidar sahibi olanlar tarafından değil, kendi hayatları üzerinde söz sahibi olan sıradan insanlar tarafından da inşa edildiğini kabul etmek gerekir. Kolombiya’da ‘paz territorial/bölgesel/yerel barış’ diye bir ifade var. Buradaki temel düşünce, insanların kendi toplulukları içinde güçlerini ve kapasitelerini geliştirmeleri; böylece hem liderliklerle konuşabilmeleri hem de kendi gündemlerini ileri taşıyabilmeleridir. Dolayısıyla bu sürecin hem aşağıdan yukarıya hem de yukarıdan aşağıya işleyen bir süreç olması gerekir.”
DİYALOG VURGUSU
Her ülkenin kendine özgü koşulları olduğunu aktaran Novelli, “Ancak eğitim, çatışma, savaş ve barış arasındaki ilişki üzerine 25 yıldır çalışan biri olarak şunu öğrendiğimi söyleyebilirim: Her çatışmanın arkasında birtakım nedenler vardır. Aileler, çocuklarını hiçbir sebep yokken çatışmalarda savaşmaya göndermez. Çok sayıda ölüm yaşandı ve bütün bunların altında yatan nedenler var. Bu nedenle bu meseleleri kriminalize etmek yerine, onları konuşmaya açmalı, tartışmalı ve belirli uzlaşılara varabilmek için diyalog yürütmeliyiz. Kimse istediği her şeyi elde edemeyecektir; ancak diyalog, gerekli olan kimi siyasi uzlaşılara kapı aralayabilecek bir katılım sürecini mümkün kılar” ifadelerini kullandı.
‘KÜLTÜRLER KUCAKLANMALI’
Uzun vadeli çözümün çeşitliliği tanımak, sahiplenmek, farklı kültürleri kucaklamak ve bu kültürlere konuşma, öğrenme ve kendi kültürlerini yaşatma hakkı tanımak olduğunu ifade eden Novelli, bunun meselenin en kritik boyutlarından biri olduğunu belirtti. Ulus devlet paradigmasında tercih edilen tek dil, tek kültür anlayışının da uzun vadeli çözümler için olanak sağlamadığını kaydeden Novelli, “Ulusal birlik ile kültürel saygı ve çeşitlilik arasında bir engel yoktur; bu iki unsurun bir araya gelmesi gerekir. Bu da asimilasyonun ve zor yoluyla tek kültürlü bir ortam yaratma girişiminin başlıca araçlarından biri olmuş eğitim sistemlerinin açılabilmesi ve bu çeşitliliği hem dilsel hem de tarihsel ve kültürel açıdan kucaklayabilmesi gerektiği anlamına gelir. Kürt bölgelerinde, Kürt çocukların, ulusal anlatıların yanı sıra kendi hikâyelerini, kendi tarihlerini ve kendi geçmişlerini de duymaya ihtiyaçları vardır. Aynı zamanda kendi dillerinde konuşabilmeleri ve kendilerini kendi dillerinde ifade edebilmeleri gerekir; bu onların hakkıdır. Çocukların anne babaları ve büyükanne-büyükbabalarıyla ana dillerinde konuşamaz hâle geldiği bir toplum yaratmanın hiçbir meşru gerekçesi olamaz” diye konuştu.
MARİO NOVELLİ HAKKINDA
Mario Novelli, Sussex Üniversitesi'nde Eğitimin Siyasi Ekonomisi Profesörüdür. Eğitim/çatışma/savaş ve barış arasındaki ilişkiyle ilgili konularla ilgilenmekte olup, şu anda Çatışma Bağlamlarında Eğitimin Siyasi Ekonomisi ve Küresel Güney'deki Radikal Sosyal Hareketlerde Öğrenme ve Bilgi Üretimi ile ilgili araştırmalar yürütmektedir. Mario, Globalisation, Education & Societies dergisinin Eş Baş Editörüdür. Çok sayıda yayın yapmış olup, Globalization, Knowledge and Labour: Education for Solidarity within Space of Resistance ( Londra: Routledge, 2010) ve Global Education Policy and International Development: New Agendas, Issues and Policies ( Londra: Bloomsbury, 2018) kitaplarının da eş yazarıdır.
MA / Berivan Altan-Müjdat Can