Rüştü Tiryaki: Abdullah Öcalan büyük bir liderlik sergiledi

Paylaş:
ANKARA - DEM Partili Rüştü Tiryaki, 15 Şubat Uluslararası Komplo'nun boşa çıkarılmasında Abdullah Öcalan’ın büyük bir liderlik örneği sergilediğini belirterek, “Uluslararası komplo ile esir alınmasına rağmen bunun karşısında yine barış, çözüm ve çatışmaların sona erdirilmesine yönelik bir dil tutturdu ve siyaset yürüttü” dedi.
 
9 Ekim 1998 tarihinde başlayan ve 15 Şubat 1999’da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye getirilmesiyle sonuçlanan uluslararası komplo, Rojava’ya yönelik saldırılarla sürüyor. Abdullah Öcalan’ın saldırılara ilişkin yürüttüğü yoğun diplomasi ise kamuoyunda geniş yer buldu. Yapılan diplomatik görüşmeler sonucunda Abdullah Öcalan, kapsamlı büyük bir komplo dediği Rojava saldırılarını ve Suriye’deki tartışmaları bir kez daha müzakere masasına çekti. Bu durum 2’inci komplonun da boşa çıkarılması olarak yorumlandı.
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Merkez Yürütme Kurulu üyesi ve Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Rüştü Tiryaki, konuya ilişkin ajansımıza konuştu. 
 
15 Şubat Uluslararası Komplo 27 yılını geride bıraktığını ve komplonun tüm yönleriyle aydınlığa kavuştuğunu belirten Rüştü Tiryaki, “Öncelikle bir kez daha bu uluslararası komployu kınadığımı belirterek sözlerime başlamak isterim. Aslında 15 Şubat komplosu ile ilgili söylenecek her şey söylendi. Bu komplonun arkasında hangi uluslararası güçlerin, hangi istihbarat örgütlerinin, hangi çıkar şebekelerinin olduğu bütün ayrıntılarıyla neredeyse ortaya çıkmış durumda. Bu konu aydınlığa kavuştu demek mümkün. Ancak asıl mesele şudur; bu komplonun arkasında olan güçlerin hedefledikleri amaca ulaşamadıklarını söylememiz gerekir. Bu komployla istedikleri şey; Kürt halkıyla Türk halkı arasında, Türk halkıyla Arap halkı arasında, Türkiye ile Suriye arasında savaşların çatışmaların kapısını aralamak. Böyle bir siyaset gütmek istiyorlardı. Ulaşamadıkları amaç esasen budur” dedi.
 
ABDULLAH ÖCALAN KOMPLOYU BOŞA ÇIKARTTI
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın komployu boşa çıkarmak için üstlendiği role de değinen Tiryaki, “Sayın Öcalan gerçekten bu komployu boşa çıkarma konusunda olağanüstü bir liderlik örneği gösterdi. Uluslararası komplo ile esir alınmasına rağmen bunun karşısında yine barış, çözüm ve çatışmaların sona erdirilmesine yönelik bir dil tutturdu ve böyle bir siyaset yürüttü. Bunun çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla komplo bu açıdan bakıldığında hedefine ulaşamamıştır” ifadelerini kullandı. 
 
‘KOMPLOYA KARŞI TEK SES TEK YÜREK’ 
 
Toplumun uluslararası komplo karşısındaki tutumunun mücadeleyle komployu boşa çıkarmak olduğunu ve Abdullah Öcalan etrafında gelişen kenetlenmeye dikkat çeken Tiryaki, “Büyük bir kenetlenme olmuştu. Biz 1998 Ekim ayından Şubat 99'a kadar süreci eğer gözümüzde canlandırırsak; dünyanın dört bir yanından Kürtlerin nasıl İtalya'nın başkenti Roma'ya akın ettiğini, nasıl Sayın Öcalan'ın etrafında kilitlendiğini ve bu komploya karşı nasıl tek ses, tek yürek hareket ettiğini görürüz. Aslında Kürt halkı Sayın Öcalan'ın arkasında, yanında olduğunu ve bu komployu başa çıkarmak için mücadele edeceğinin mesajını vermişti. İnsanlar o dönem canlarını, bedenlerini ateşe vererek bu komploya karşı çıktıklarını gösterdiler.  Gerçekten o dönem Kürdistan'ın dört parçasında, dünyanın dört bir yanında bütün Kürtlerin ayakta olduğunu da unutmamak gerekir. Uluslararası güçler ve devletler; Sayın Öcalan'ın yaşamını sürdürebileceği siyaset yürütebileceği tek bir ülke, tek bir şehir bırakmamak için olağanüstü çaba sarf ettiler ve bu çabalarının amacına ulaşmadığını söylemek mümkün” şeklinde konuştu. 
 
‘KÜRT HALKI VAR OLDUĞUNU GÖSTERDİ’
 
Uluslararası güçlerin ve devletlerin komployla amacına ulaşmadıklarını belirten Tiryaki, “Şimdi aradan geçen 27 yılın sonunda; Kürt halkı dünyanın en barbar, en karanlık örgütlerinden birisi olan ve dünyanın dört bir yanında ne kadar karanlık insan varsa bir araya gelip oluşturduğu IŞİD gibi bir örgüte karşı kendi yaşadıkları coğrafyayı savundukları bir mücadeleden bahsediyoruz. Rojava'da böyle bir mücadele yaşandı ve Kürt halkı bu dünyada var olduğunu bir kez daha gösterdi. Dünya medeniyet ailesinin önemli bir parçası olduğunu, karanlığa karşı mücadele eden bir halk olduğunu da bu şekilde göstermiş oldu. Rojava'daki mücadelenin tam olarak anlamı budur. Suriye'de yaşanan iç savaş boyunca sadece kendi topraklarını yaşanılır bir yer haline getirmeye uğraştılar. Bir özgürlük vahası haline, kadınların özgürce yaşayabildiği bir coğrafya haline getirmeye çalıştılar. Yine her inançtan, her etnik köktenden insanın yaşadığı bir coğrafya haline getirmeye çalıştılar.” ifadelerini kullandı. 
 
‘BARIŞ YOLUNU SEÇTİLER’
 
Rojava’ya yönelik saldırıların Kürt halkına karşı ikinci bir komplo olduğunu ve bunun güçlü bir direnişle bertaraf edildiğini vurgulayan Tiryaki, “15 Şubat komplosunun arkasındaki güçler bir kez daha Arap halkıyla Kürt halkını, Kürt halkıyla Türkiye'deki halkları karşı karşıya getirmek için yeniden bir komplo kurdular. Halep'te Eşrefiye ve Şêx Maqsut mahallelerinin boşaltılması, Kürtler yönetimi elinde bulundurdukları 12-13 yıl boyunca Tışri'in Tapka Barajı'ndan suyu bütün halkların kullanılmasına olanak verecek biçimde kullandılar. Oradan elde edilen enerjiyi Suriye'de yaşayan bütün halkların kullanımına açık tuttu. Oradan elde edilen petrolü Suriye'deki bütün halkın kullanımına açık tuttular. Ancak Kürt halkı, bir kez daha tıpkı 15 Şubat 1999'da olduğu gibi bir uluslararası komployu boşa çıkardı.  Kendilerine dayatılan savaş tehdidine, kendilerine dayatılan savaş teklifine ‘hayır’ dediler. Bu sürecin sonuna kadar barış yolunu seçtiler. Sonuna kadar diyalog yolunu seçtiler” diye belirtti. 
 
‘BÜYÜK LİDERLİK ÖRNEĞİ’
 
Rojava’daki saldırıların durması ve diyalog yollarının açılması için Abdullah Öcalan’ın yürüttüğü çalışmanın önemini belirten Tiryaki, “Çok açık söylemek gerekir ki, eğer “ikinci 15 Şubat” olarak nitelendirilen Rojava’daki ve Suriye’deki komplo amacına ulaşsaydı, sadece Suriye, Kürtler ve Araplar değil, Ortadoğu kan gölüne dönecekti. Bunun yanında Türkiye’deki barış umudu da sönmüş olacaktı. Sayın Öcalan bir kez daha büyük bir liderlik örneği göstererek; bu çatışmanın sonlandırılması ve diyalogla bu sorunun çözülmesi için olağanüstü çalıştı. Bunun çok özellikle altını çizmek gerekir” diye konuştu.  
 
MA / Ömer Güngör 
 
İlgili Haberler
Abdullah Öcalan: Benim statüm aynı zamanda Kürtlerin statüsüdür
Abdullah Öcalan: Benim statüm aynı zamanda Kürtlerin statüsüdür

Abdullah Öcalan'la görüşen DEM Parti Milletvekili Ömer Öcalan, "Benim statüm önemlidir. Bunun açıklığa kavuşması gerekiyor. Benim statüm aynı zamanda Kürtlerin statüsüdür" dediğini aktardı.

Michael Löwy: ‘Umut hakkı’ Kürt halkı için özgürlüğe giden ilk adımdır
Michael Löwy: ‘Umut hakkı’ Kürt halkı için özgürlüğe giden ilk adımdır

“Umut hakkı”nın uygulanması için Türkiye’ye çağrı yapan dünyaca ünlü 33 düşünürden olan sosyolog Michael Löwy, “’Umut hakkı’, Kürt halkı için tam özgürlüğe giden yolda atılan ilk adımdır” dedi.

Êlih Baro Başkanı: Uluslararası hukuk işletilmeli
Êlih Baro Başkanı: Uluslararası hukuk işletilmeli

Abdullah Öcalan'ın sürecin mimarı olduğunu kaydeden Êlih Baro Başkanı Abdülhamit Çakan,"Sürecin mimarının ömür boyu cezaevinde kalmaması için infaz sisteminin değişmesi gerekiyor. Bir insanı siz yasalarla ömür boyu içerde tutmamalısınız" dedi.

Abdullah Öcalan’dan rapor yorumu: Yüz yılık yaraların sarılması için ilk adım
Abdullah Öcalan’dan rapor yorumu: Yüz yılık yaraların sarılması için ilk adım

Raporun birikmiş sorunlara cevap olamayacağını belirten Abdullah Öcalan, “Başarının imkân dahilinde olduğu bir sürece girmiş bulunuyoruz” dedi.

Abdullah Öcalan: Bu yasa dananın kuyruğunun koptuğu yerdir
Abdullah Öcalan: Bu yasa dananın kuyruğunun koptuğu yerdir

Abdullah Öcalan, PKK'ye özgü çıkarılacak yasanın kapsayıcı ve bütünlüklü olması gerektiğini vurgulayarak, "Bu yasa dananın kuyruğunun koptuğu yer" diye kaydetti.