Türkiye Uluslararası Tribunal'da yargılanıyor: Suçlar devlet organizeli

img

HABER MERKEZİ  - Türkiye ve AKP Hükümeti’nin işlediği savaş suçları nedeniyle yargılandığı sivil bir mahkeme olan Uluslararası Tribunal, Paris’te başladı. Sanıkların gönderilen davetiyeye rağmen katılmadığı duruşmada, işlenen savaş suçlarına ilişkin hazırlanan iddianame okundu. 

 
Geçmişi 1960’lı yıllarda ABD’nin Vietnam’da işlediği savaş suçlarını yargılayan Russell Mahkemesi’ne dayanan sivil bir mahkeme olan Uluslararası Tribunal, diğer adıyla Kalıcı Halk Mahkemesi, Fransa’nın başkenti Paris’te toplandı. 300 dolayında tanınmış kişi ve 45 uluslararası kurumun desteklediği mahkeme, bu kez savaş suçları işlemekle suçladıkları Türkiye ve AKP Hükümeti’ni yargılamak üzere toplandı. 
 
İş Borsası binasında başlanan yargılama iki gün boyunca devam edecek. Duruşmalarda, özellikle AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan döneminde işlenen suçların üzerinde durulacak. Bu nedenle dönemin hükümet ve ordu yetkilileri ile istihbarat şefinin de yargılandığı sanıkların başında Erdoğan var. Geçmişten günümüze Türkiye’de işlenen suçların birçok boyutta ele alınacağı yargılamada sanıklara yöneltilen iki temel suçlama ise, Cizre, Sur, Şırnak ve Nusaybin’de Kürt kentlerinin yıkıldığı ve sivillerin katledildiği saldırılar ile Paris’te 9 Ocak 2013’te üç Kürt kadın siyasetçinin katledilmesi olayı. 
 
Mahkemeyi, uluslar arası kamuoyu tarafından yakından takınan farklı ülkeden 7 hakim yönetiyor. Başkanlığını daha önce BM’nin Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi’nde başkanlık yapan yargıç Philippe Texier’in yaptığı mahkemenin diğer üyeleri Avrupa Yargıçlar Derneği’nden Domenico Gallo, İtalyan kadın siyasetçi, gazeteci ve yazar Luciana Castellina, BM adına geçmişte Irak’taki insani koordinatörlük görevi yapan Denis J. Halliday, Coimbra Üniversitesi’nde sosyal araştırmalar merkezi araştırmacısı Teresa Almeida Cravo, Cergy-Pontoise Üniversitesi Uluslararası Hukuk Kıdemli Profesörü Majid Benchikh ile Hamburg Üniversitesi’nde Siyasal Bilimler ve Kamu Hukuku Profesörü Norman Paech.
 
SANIKLAR MAHKEMEYE GELMEDİ 
 
Mahkemenin açılışını yapan yargıç Gallo, mahkemenin hangi durumlarda kurulduğunu anlatırken, mahkemenin uzun yıllar boyunca 40’ı aşkın dava için kurulduğunu kaydetti. Kendi kaderini tayin hakkı gerçekleşmeyen ve hakları tanınmayan halklarla ilgili oturumlarına dikkat çeken Gallo, mahkemenin işleyişi, tanıkları ve iddianamesine ilişkin bilgi verdi. 
 
Türkiye’ye de savunma yapması için resmi davetiye gönderildiğini belirten Gallo, “Ancak gelme yönünde hiçbir irade göstermedi” dedi.
 
İDDİANAME OKUNDU 
 
Gallo’dan sonra mahkeme başkanı Texier, iddianamenin okunmasını istedi.
 
İddianameyi okuyan Belçikalı avukat Jan Fermon, Türk devletinin, devlet olarak cinayetler işlediği, insanları alıkoyduğu, sivilleri bombaladığı ve yıkımda bulunduğuna dair kanıtlar sunacaklarını kaydetti. Fermon, PKK’nin yürüttüğü mücadeleye işaret ederek, “Bu silahlı bir çatışmadır. Türk devleti sistematik bir şekilde terörizmden bahsetti. Kendi kaderini tayin hakkı gelecekte düzenlenmeli” dedi. 
 
Fermon, yaşanan şiddetin sorumlusunun Türk devletinin inkarı, ihlalleri ve kendi kaderini tayin hakkının reddedilmesi olduğunu kaydetti.
 
‘İŞLENEN SUÇLARIN DEVLET ORGANİZELİ’
 
Türkiye’de geçmişte işlenen ancak hukuki açıdan sonuç alınmayan suçlar üzerine mahkemenin görüş belirtmesini isteyen Fermon, Kürt kentlerine yönelik yürütülen geniş çaplı operasyonları anlatırken, Şırnak, Cizre, Sur ve Nusaybin’de işlenen suçlara dikkat çekti. 
 
Bunun terörizmle mücadele olmadığını ifade eden Fermon, Türkiye’nin suçlarını yargılayacak bir uluslararası mekanizma olmadığını söyledi. Mahkemelerin sadece bireyleri yargıladığını söyleyen Fermon, “Ama Türk devleti, bir devlet olarak, kriminal bir organizasyon olarak hareket etti. Bir birey olarak değil. Kendi inisiyatifiyle suç işleyen bir birey gibi değil” dedi. 
 
Türk devletini, bir devlet olarak yargılayacak bir mekanizmanın olmadığını söyleyen Fermon, mahkeme heyetinden işlenen suçların devlet organizeli boyutunu da dikkate almasını istedi.
 
‘AMAÇ, BARIŞ SÜRECİNİ BİTİRMEK VE ÇATIŞMAYA YOL AÇMAKTI’
 
Kürt kentlerinin yıkıldığı 2015-2016’daki olayların sorumlusunun Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu belirten Fermon, “Amacı barış sürecini bitirmek ve çatışmaya yol açmaktı” dedi. Fermon, operasyonlarla askeri güçlerin tamamen orantısız güç kullanmasına sebep olduğunu da kaydetti. 2. Ordu Komutanı Adem Hududi’nin de o dönem sorumlu olduğunu belirten Fermon, Hududi’nin de bugün FETÖ’den tutuklu olduğunu hatırlattı. Fermon, “Türk devletinde çok farklı kesimler birbirlerine de zarar veriyor. Birbirlerine karşı darbe yapıyorlar. Türkiye’de kimin yöneteceği konusunda çatışma halinde halindeler ama sadece Kürtler konusunda ortaklaşıyorlar” dedi. Fermon, bu ortaklığın sadece belli bir kesimin işlenen suçlardan sorumlu olmadığını gösterdiğini kaydetti.
 
KOBANÊ’YE DÖNÜK SALDIRI HATIRLATILDI
 
2014’ün Ekim ayında yaşanan Kobanê olaylarına da Hükümet'in yol açtığını ifade eden Fermon, Kobanê’ye yönelik DAİŞ saldırıları ve devletin bu çetelerle ilişkilerine dikkat çekti. 
 
Fermon, barış sürecini sonlandırmak için MGK’da kararlaştırılan “Çöktürme Planı”ndan da bahsetti. Fermon, 7 Haziran seçim sonrası süreç ve HDP’ye yönelik baskılardan da bahsetti. Sur, Cizre, Şırnak ve Nusaybin’deki suçlaraı fotoğraflarla gösteren Fermon, bunların savaş suçu teşkil ettiğini vurguladı.
 
Mahkeme iki gün boyunca sürecek. Tanıklar ve uzmanlar mahkeme heyeti tarafından dinlenecek. Mahkeme, duruşmaların ardında iki ay sonra kararını açıklayacak.